Lucio Fulci’nin Disco Cinayetleri: Murder Rock (1984)

Lucio Fulci’nin 1984 tarihli filmi “Murder Rock”, 80’lerin parıltılı disco dünyasını ve giallo türünün karanlık cinayet gizemlerini aynı potada eritmeyi amaçlayan ilginç bir deney.

blankFulci’nin adını duyunca beklediğiniz kan gölü ve mide bulandırıcı detaylar yerine, bu filmde karşınıza dans stüdyosunda, topuklu ayakkabıların yankılandığı koridorlarda işlenen “sofistike” cinayetler çıkıyor. Ama merak etmeyin, Fulci’nin stilize şiddet anlayışı hala burada, sadece bu kez neon ışıklarının ve 80’ler synth melodilerinin arasında kaybolmuş gibi.

Fulci’nin Farklı Yüzü: Kanlı Koreografi

Filmin hikayesi bir dans akademisinde geçiyor. Sahne ışıkları altında ter döken genç dansçılar birer birer öldürülüyor. Fulci, bu kez alışılmışın dışında bir cinayet silahı seçmiş: iğne. Evet, bildiğiniz, minicik ama ölümcül bir iğne. Fulci’nin daha önceki filmlerindeki grotesk şiddet sahnelerinin yerini burada koreografik bir zarafet alıyor. Ancak bu “zarif” cinayetler bile dans stüdyosunun o karanlık, ürpertici atmosferinde insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.

blank

Fulci, burada kan banyolarından uzaklaşarak giallo türünün klasiklerine biraz daha yakın durmaya çalışıyor. Ama gelin görün ki, Fulci’nin tam olarak kime hitap etmeye çalıştığı biraz karışık. Film, dans sahneleri ve disco müzikleriyle hafif bir kitleye göz kırparken, cinayetler ve gizem unsurlarıyla Fulci’nin sadık hayranlarını da mutlu etmeyi hedefliyor. Sonuç? İki tarafa da tam olarak yaranamayan ama yine de kendine has bir cazibesi olan bir film.

80’ler Discosunun Modern Yankısı: Carpenter Brut ve “Le Perv”

“Murder Rock”ı izlerken, “Bu atmosfer günümüzde nasıl görünebilirdi?” diye düşündüyseniz, cevabınızı **Carpenter Brut** veriyor. Synthwave’in ustası Carpenter Brut’un **“Le Perv”** adlı klibi, “Murder Rock”ın neon estetiğini ve karanlık cinayet gizemini alıp bir synthwave başyapıtına dönüştürüyor. Klipteki parlak ışıklar, dans stüdyosundaki gerilim ve vahşi cinayet sahneleri, Fulci’nin filminden fırlamış gibi.

blank

Carpenter Brut’un klibi, Fulci’nin 80’ler disco havasını alıp modern bir anlatımla harmanlıyor. Özellikle Fulci’nin minimalist cinayet sahnelerini, synthwave’in güçlü ritimleriyle birleştiren klip, “Murder Rock”ın karanlık cazibesini adeta günümüze uyarlıyor. Fulci’nin filmindeki atmosferin, günümüz müzik dünyasında hala yankı bulduğunu görmek, Fulci’nin ne kadar ilham verici bir yönetmen olduğunu hatırlatıyor.

Tabii ki, “Murder Rock” Fulci’nin kusursuz bir filmi değil. Hikaye ilerledikçe gerilim azalıyor ve katilin kim olduğu büyük bir sürpriz olmaktan çıkıyor. Ayrıca Fulci’nin giallo filmlerinde sıklıkla gördüğümüz psikolojik derinlik, burada daha yüzeysel bir şekilde işlenmiş. Ama yine de, filmdeki dans koreografileri ve disco müzikleri, seyirciyi tuhaf bir şekilde hipnotize etmeyi başarıyor.

blank

Film, Fulci’nin “The Beyond” ya da “City of the Living Dead” gibi grotesk başyapıtlarının hayranları için ilk bakışta hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak “Murder Rock,” Fulci’nin tarzını daha stilize bir estetikle denediği farklı bir dönemin temsilcisi. Bu farklılık, filmi, Fulci’nin filmografisinde eşsiz bir yere oturtuyor.

Lucio Fulci’nin “Murder Rock”ı, retro sinema tutkunları ve giallo sevenler için mutlaka izlenmesi gereken bir film. Neon ışıklar, dans sahneleri ve Fulci’nin o kendine has karanlık dokunuşları bir araya gelerek unutulmaz bir atmosfer yaratıyor. Eğer film sizi tam olarak tatmin etmezse, hemen ardından Carpenter Brut’un “Le Perv” klibini izleyin. Klip, Fulci’nin disco cinayetlerini modern bir başyapıt haline getiren bir sanat eseri gibi.

Fulci’nin disco topuklu ayakkabılarla dolaştığı bu karanlık dans pistine bir kez girince, oradan çıkmak istemeyeceksiniz. 80’lerin büyüsü ve Fulci’nin karanlık sihri sizi içine çekecek – hem de neon ışıklarının parlak cazibesi eşliğinde.

blank

Murat Tolga Şen

Murat Tolga Şen

Murat Tolga Şen, sinema eleştirmeni, senarist, oyuncu ve Öteki Sinema’nın kurucusudur. OFCS (Online Film Critics Society) üyesidir. Sinema yazılarına 2001 yılında DivxTR, ardından Divx Planet’te başlamış, 2005 sonunda Öteki Sinema'yı kurmuştur.

Yayıncılık kariyerine 90’lar radyo çılgınlığında Gölcük Mega FM ve Radyo Paradise başlamıştır. Salçalı Makarna adlı radyo şovunun yaratıcısıdır. İzmit Sabancı Kültür Tiyatrosu üyesidir.

2012-2023 yılları arasında Medyaradar’da televizyon sektörüne dair eleştiriler kaleme almış, 2014-2016 sezonunda Okan Bayülgen’in Dada Dandinista programında yazı grubunu yönetmiştir. 2017-2019 yılları arasında Antalya Sinema Derneği’ne danışmanlık yapmış, 2014-2023 döneminde Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası’nda oyuncu olarak yer almıştır.

“Bir Notanın Hikayesi” belgeselinin senaristi, “Bir İz – Madımak” belgeselinin danışmanı ve “Agatha’da Cinayet” adlı tiyatro oyununun yazarıdır. Sinema yazılarına Öteki Sinema’da devam etmektedir.

1 Comment Bir yanıt yazın

  1. izleme listemde olan bir filmdi, bu güzel yazınızdan sonra öne alıp izleyeceğim.teşekkürler…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

Livide (2011)

Suspiria’nın yoğun etkisinde kalmış, canlı bir kâbus olarak nitelenebilecek Livide,
blank

Deliria / StageFright (1987)

Deliria 1987 yılı mahsulü Michele Soavi tarafından yönetilmiş olan İtalya