Medusa… Tüm mitolojik karakterler içinde en korkunçlarından biri belki de en ölümcül olanı. Ona bakanı anında taşa dönüştüren özelliğiyle, zahmetsizce, durduk yere katliamlar yapabilen dehşet verici bir yaratık. Başında saç yerine canlı yılanların kıvranıp durduğu görüntüsüyle insan aklının cehennemlerinden fırlamış bir canavar.
Bakanı korkunçluğuyla taşa çeviren Medusa, izleyenleri korkudan dondurarak ekrana kilitlemeyi amaçlayan, dehşet sahnelerinde göz kaçırılan korku filmleri için belki de ideal bir simge. Bu yazı dizisinde onun sinemadaki temsillerinin bize neler anlattığını göreceğiz.
Sinemada Medusa deyince herhalde akla ilk olarak Clash of the Titans (1981) filmi gelecektir. Ray Harryhausen’in muhteşem çalışmasıyla canlandırılan Medusa, onun en bilinen temsillerinden biridir. Perseus, Kraken’i öldürüp Argos krallığına ulaşma macerasında Medusa’yı da aşmak zorundadır ve onu en çok zorlayan düşmanıdır. Efsaneye oldukça sadık olan filmde Medusa kısa bir bölümde gözükse de etkileyici tasarımı ve ustaca filme alınışıyla akıllara kazınmıştı.
Medusa sinemada ilk kez 1925’te görüldü. The Gorgon’s Head adlı 17 dakikalık bu film Clash of the Titans’ın tiyatro sahnesindeki hızlandırılmış özet versiyonu gibidir. Medusa en fazla 5-6 saniye görülebilir. Zaten animasyonla veya oyuncuyla canlandırılmamış, sabit duran bir maketten ibarettir. Maket kafanın üzerinde de bir tane yılan görülür o kadar.
Yılan ayrıntısı Medusa’nın özellikle ilk dönemlerde pek sinemada yer almamasının nedenlerinden biri olarak görülebilir. Çünkü yılanlardan oluşan saçlara sahip bir karakteri ya çizgi film ve başka animasyon teknikleriyle ya da yılanları gerçekçi gösterebilecek maketler, animatronikler veya kuklalar kullanarak canlandırmak gerekiyordu.
Bir başka can sıkıcı yöntem ise oyuncunun başına gerçekten canlı yılan yerleştirmekti. İtalyan mitolojik epik Arrivano i Titani’de (1962) Medusa yine yalnızca 30 saniye görülebilir. Saçları yılanlardan oluşmaz, normal saçların üzerine bir yavru yılan yerleştirilmiştir ve birkaç saniye bu yılanın saç üzerinde küçük hareketleri görülebilir.
Belki de gelmiş geçmiş en tuhaf Medusa’yı barındıran bir başka İtalyan epiği Perseo l’invincibile (1963) bu canavarın en tarif edilmesi zor temsiline yer vermiştir. Tek gözlü, baş kısmından ve gövdesinden siyah yılansı uzantıların salındığı bu kurumuş ağaç benzeri canavar, dehşete düşürmekle gülümsetmek arasında gidip gelen bir canlandırmadır. İlk başta sislerin içinden çıkarak yaklaştığı bölümler müthiş etkileyiciyken onu daha fazla görmeye başladıkça bu etki azalmaya başlar. Medusa ağaçsı gövdenin ve hantallığının kurbanı olur. Perseus efsanedeki gibi yalnızca kalkanındaki yansımasına bakarak bedenden çıkan maket yılanları rahatça ağaç budar gibi budar.
Medusa’nın bilinen tasvirine daha yakın bir örnek görmek için Christopher Lee ve Peter Cushing’li bir Hammer korkusunu beklemek gerekmiştir.
GORGON
Medusa’ya ayrıca Gorgon da denilir ve diğer iki kızkardeşi için de bu ad kullanılır. Gorgon sonradan yılan saçlı bir yaratık türünün genel adı haline getirildi. Medusa’yı içeren ilk yapımlardan biri de The Gorgon (1964) adını taşır. Bir kasabadaki, taşlaşarak ölme vakalarından sonra olayı çözmek üzere bir profesör incelemelere girişir.
Canavarımızın adı ise Medusa değil Magera’dır. Herhalde Medusa ile, intikam ve ölüm tanrıçalarından Megaera’yı birleştirmek amaçlanmıştır. Filmde Medusa’nın ruhu bir kadının bedenine girmiştir ve dolunayda izbe sarayına çektiği kişileri taşlaştırarak cinayetler işlemesini sağlar. Böylece Medusa, kurt adam mitiyle de ilişkilendirilir. (Medusa’nın ruhunun beden değiştirmesi ve dolunay motifi Yunan filmi Medousa’da (1998) zekice bir senaryoyla verilir. Gizemini sonuna kadar saklamayı başaran bir gerilim olan film arada ipuçları da vererek seyircisiyle oynar ama ne yazık ki bundan başka anlatılan pek bir şey yoktur.)
The Gorgon’da Magera’nın cinayetlerinin nedeni belirsizdir. Hikaye daha çok Magera’nın ruhunu taşıyan kadına aşık olan bir doktorun, onun asıl kimliğini hem kasabalılardan hem de kadının kendisinden saklama çabaları üzerinedir. Magera’nın yüzü ürkütücü olmakla birlikte normal saçlar arasına yerleştirilmiş maket yılanların titreştirilerek hareket ediyormuş izlenimi verilmesi etkiyi bozar. Yılanların maket oldukları çok bellidir ve hiç tehditkar bir görüntü oluşturmazlar.
Medusa üzerine yapılan filmde Medusa en fazla bir dakika görülür. 2000’lere kadar sinemadaki çoğu Medusa temsillerinde yılan saçları canlandırma sorunu onun ekran süresini kısıtlamıştır. Titreştirilen maketleri kısa süre gösterip seyirci üzerinde şok etkisi yaratmak umulmuş, sahneler etkisini yitirmeden geçiştirmek gerekmiştir. Zaten Medusa’nın “korkunç canavar” imgesi tıpkı mitin MÖ 4. yüzyıldan itibaren heykel ve mozaiklerdeki tasvirlerinde, ardından Ovid’in metninde olduğu gibi sinemada da değişecek, 60’ların sonundan itibaren kafasında yılanlar görülse de yüzü güzelleşecekti.
KORKUNCUN KIYIMI
7 Faces Of Dr. Lao (1964) filminde 7300 yaşındaki Dr. Lao’nun büründüğü mitolojik karakterlerden biri de Medusa’dır. Medusa, Lao’nun geldiği vahşi Batı kasabasında açtığı sirkte ziyaretçilere aynadan gösterilerek taşa dönüşmeleri önlenir. Efsaneye inanmayan nemrut bir kadın ise Lao’ya hakaretler eder ve Medusa’ya doğrudan bakarak foyasını ortaya çıkarmak ister. Ama taşa dönüşerek seyircilerin gözü önünde yere devrilir kalır. İnsanlar korkuyla kaçışırken Lao Medusa kılığından çıkarak büyücü Merlin kimliğine bürünür ve kadını eski haline getirir, böylece rahatsız edici durum ortadan kalkar. Medusa da hiç korkunç değildir.
Medusa televizyonda ilk gözüktüğünde ise bir çizgi filmde yer almıştı. Rocket Robin Hood’da (1968) Medusa yaşlı bir dev olarak görülür. Çocuklar için yapılan bir çizgi dizide kafa kesme veya öldürme gibi eylemler olamayacağından yalnızca okla bayıltılarak etkisiz hale getirilir.
Doctor Who’da mitsel yaratıkların hayali olarak canlanıp Doktor ve yol arkadaşlarını korkutmaya uğraştığı The Mind Robber (1968) adlı macerada Medusa bir heykel olarak vardır ve canlanıp saldırıya geçer. Doktor onu Perseus gibi başını keserek öldürme niyetindedir ama buna sansür izin vermez ve Medusa’ya aynadan kendisini göstererek yeniden heykele çevirir.
Gerçek oyuncularla çizgi karakterleri aynı sahnelerde buluşturan The New Adventures of Huckleberry Finn dizisinin The Gorgon’s Head (1968) bölümünde efsanedeki Perseus yerine Hucleberry Finn ve arkadaşları geçerler. Medusa’nın başını kesmeleri gerekmektedir ama bir çocuk dizisinden bahsettiğimiz için değil kafa kesmek Medusa tam olarak gözükmez bile. Tıpkı birkaç hafta önce yayınlanmış Doctor Who bölümündeki gibi aynada kendini görünce taşlaşır.
Medusa’yı kendi silahıyla vurma fikri sayesinde televizyonda karakterlerin kafa kesmesi ve kesik baş taşımaları gibi detaylardan kurtulunuyordu. Ayna yöntemi sonradan Medusa’ya yer veren Super Friends (1978), Big Wolf on Campus (2000) ve Once Upon A Time (2013) dizilerinde de bir otosansür olarak kullanılmıştır.
Medusa’nın yarattığı dehşet yanında güçleri ve başka özellikleri de bu dönemde kıyıma uğramaya başlamıştı. Land of the Lost dizisinin Medusa (1976) bölümünde Medusa’yı görenler taşa dönüşmez. Medusa sadece istediği kimseleri taşa çevirir bakışlarıyla. Genel olarak hiçbir tehdit ve korkutuculuk barındırmadığı gibi bu hikayede de kesme biçmeye yer yoktur.
Bir korku filmi olan Malpertuis (1971) filminde bile Medusa korkunçluğu bırakın son derece güzel bir kadındır ve saçları da kıvrımlı halleriyle biraz yılanları andırır sadece. Medusa uyarlamalarında maket yılanlar kullanılması etkiyi azaltırken bir de normal saç olarak yorumlanması karakterin etkileyiciliğini nerdeyse ortadan kaldırır. Elbette kullanıldığı hikayeye göre yorum değişebilir ama Medusa’nın en etkileyici ve onu diğer canavar karakterlerden ayıran özelliği yılan saçlarıdır.
MEDUSA BAKIŞI
Medusa’nın insanları taşa çevirmesi aslında onun dehşete düşüren görüntüsünün, yılan saçlarıyla yarattığı korkunun görenleri dondurması, buz kestirmesidir. Taşlaşma, ilerleyişin ve zamanın durması, kahramanın macerasının yarım bırakılması, grotesk kadın karşısında erkeklik vasfının ortadan kalkması gibi çok daha başka anlamları da ifade eder. Ama bunlar sinemada pek seyrek işlenmiştir.
60 ve 70’lerdeki sulandırılmış temsillerden sonra Medusa’ya hakkını veren yapım Clash of the Titans oldu ve Ray Harryhausen’in tasarımı ikonik bir Medusa sundu. Korkunçluğuna ek olarak bedeni de yılanlaştırılmıştı. Görsel olarak Şahmaran’ı andırıyordu.
Medusa’nın yılan formlu tasviri Once Upon a Time dizisinde The New Neverland (2013) ve Sleepy Hollow dizisinin Magnum Opus (2014) bölümünde de görülebilir. Bu iki yapımda da Medusa yılan yüzlü ve yılan derili, saçları da yılanlardan oluşan çirkin ve korkunç bir yaratıktır. The Storyteller: Greek Myths (1991) mini dizisinde Medusa oldukça ürkütücü mavi suratlı bir cadıdır, dev yarasa kanatları vardır ve saçlarını oluşturan yılanlar hepsine de hareket verilmiş animatroniklerden oluşur. Bunlar Medusa’nın bu dönemde nadir görülen en çarpıcı canlandırmalarıydı.
Daha doyurucu bir zaman dilimi içinde ve Medusa’yı olabildiğince tehditkar yansıtmaya çalışan Wonder Woman: Bloodlines (2019) filmini de atlamamalı. Medusa Amazonları yok etmek üzere harekete geçtiğinde ona baktıkları için ilk başta düzinelerce asker donup kalırlar. Karşısına çıkanları taşa çevire çevire ilerleyerek katliam yaptığı sahneler etkileyicidir. Aynı şekilde Atlantis’in The Gorgon’s Gaze bölümünde (2015) Jason’ın, elindeki Medusa başıyla önüne çıkan askerleri taşa dönüştürüp aralarından çarşı pazar gezer gibi ilerlediği sahneyi de anmak gerek. Ama örneğin Wonder Woman’da Medusa ölünce taşa çevirdiği herkes eski haline döner.
Medusa tasviri ilk zamanlarda kötü ruhları korkutsun diye kapıların üzerine, kask ve kalkanlara işleniyordu. Medusa’yı çok güçlü ve tehlikeli düşman olarak gösteren yapımlarda bile güçlerinin etkisizleştirilmesi, seyirciyi bir kıyamet günü yaratığı dehşeti yaşamaktan alıkoyar.
MEDUSA’NIN ÇİLESİ
90’lardan itibaren Medusa tek tük örnekle korkunçluğunu korumaya çalışırken asıl olarak daha da sevimli anlatımlara savrulan bir karaktere dönüştü. Örneğin Blue Beard’s Last Wife (1996) adlı kısa animasyonda, evlendiği kadınları katleden Mavi Sakal, son avının aslında Medusa olduğunu anlayınca ne yapacağını şaşırır. Medusa, Mavi Sakal’ın cezasını veren sevimli bir bela olarak yansıtılır.
Bir başka kısa animasyon film olan Mythopolis’te (2014) Medusa müşfik bir bekar annedir. Yılan saçları olsa da korkunç değildir. Yılanlar işlerinde ona yardım eden evcil hayvanları gibidir. Tek korkutucu yanı, görüştüğü erkekler oğluna kötü davranırsa onları taşa çevirip bodruma saklamasıdır.
Ama belki de, canavarların okuduğu bir lisede geçen maceraları anlatan Gravedale High (1990) ya da Herkül çizgi dizisinin The Gorgon (1999) bölümündeki gibi Disneyleştirilmiş Medusa’nın sevecen, esprili ama özgüvensiz bir kız olarak yansıtılmasından daha “korkunç” bir temsil yoktur. Disney’in doğası gereği tüm canavarların sevimli olduğu Monsters, Inc. (2001) animasyonunda içlerinde sevimlilik haricinde tek “güzel” çizilmiş karakter gorgon Celia’ydı.
Batı’daki modern çizgi filmlerdeki evcilleşme normal görülebilir. Bununla birlikte Gorgonun cinsiyetinin de değiştiği Wednesday (2022) dizisindeki uyarlama da korkunçluğu ve ölümcül özellikleri törpülenmiş, en yakın dost arkadaş düzeyine gelmiş çizgi film Medusa’larına eklenebilir. Üstelik gorgonların yılan saçları görenleri taşa çevirir ama bu durum birkaç saat sonra kendiliğinden geçen bir etkiden ibarettir. Atlantis (2013) dizisinde Medusa, başroldeki Jason düşmanlarının üstesinden gelebilsin diye, başını ona gönüllü olarak vererek fedakar kahraman haline bile gelmiştir.
Korku animasyonlarında yaratıklardan fırlayan yılansı dokunaçlara pek meraklı olan Japon sinemasında Medusa doğrudan pek anılmadığı gibi anıldığı zaman da başındaki yılanlardan arındırılmış güzel bir kadın olarak çizilmiştir. Pet Shop Of Horrors: Despair (1999), sevdiği adamın taşlaşıp ölmesine neden olunca kendi de aynaya bakarak intihar eden bir Medusa gösterir bize.
Clash of the Titans’ın yeniden çevriminde ise (2010) bu kez bütünüyle bilgisayar teknolojisinden yararlanarak yaratılan Medusa, bedeni ve saçlarındaki yılanların gerçeğe yakın hareketleri ve görünüşleriyle tehditkar ve etkileyicidir ama ilk filmdeki gibi bir karizması bulunmaz. Onun eskiden güzel olduğu ve sonradan çirkinlikle lanetlendiği bilgisi verilir fakat bu çirkinlik yüzüne yansıtılmamıştır. Ancak çok öfkelendiği bir sırada yüzü yılanlaşarak bir saniyeliğine korkutucu bir hale bürünür. Dijital yaratımın verdiği özgürlükle Medusa çok daha hareketli, hızlı ve kıvrak olma avantajlarına rağmen daha korkunç anlar oluşturmaya çabalanmaması hayal kırıklığı yaratır.
Arada bazı istisnalar olmasına karşın Medusa’nın yıllar içinde yüzüne bakılmaz korkunç canavar formundan giderek evcilleştirildiği, keskin özelliklerinin yontulduğu ve daha dramatik hikayelerin parçası yapabilmek için insanlaştırıldığı açıkça görülüyor. Mitin sembolik anlatımının kökenindeki insana ulaşma eğiliminin uyarlamalara yansımasını anlayabiliriz ama korkuncun ehlileştirilmesi onun yarattığı düşlemin sıradanlaşmasına neden olur. Vurucu Medusa imgesinin silikleşip yalınlaşması içindeki insanı göstermekle birlikte en dehşet verici mit yaratıklarından biri için büyük bir kayıp sayılır.
Medusa’nın insanlaştırılması onun insandan farksız gözüktüğü hikayelerde en belirgindir elbette ve bunlara topluca bir bakış bize yılan canavarın maskesi ardındaki öfkeli, sinsi ve tehlikeli bir kadını gösterir. İkinci bölümde bu kadının sinemada nasıl yansıtıldığına bakacağız.
