Tılsımları Hazırlayın: Cadılar Hakkında Büyülü Bilgiler!

Konumuz karanlığın kızları cadılar. Onlar uçan süpürgeleri, siğilli suratları, şen kahkahaları, türlü fesatlıkları ve kaynayan kazanları ile kalbimizi kazandılar. Tarihte hep vardılar, hep kötü veya çirkin kadınla bir tutuldular. Bu, erkek tarihinin onlara yüklediği bir anlamdı. Aslında cadı, güçlü ve şifacı kadının erkek tarihindeki karşılığıydı. Lilith’ten toplayıcılık yapan ve doğayı gözlemleyen ilk kadınlara, ilk bilim kadını Hypatia’dan süper kahraman Scarlet Witch’e ve günümüzün kadınlarına dek…

Cadılık birçok dinde ve mitolojide büyü aracılığıyla kötü amaçlara hizmet eden ve doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kişi hatta kadın olarak geçiyor. Sütü bozan, sütün tereyağına dönüşmesini önleyen, evden ölü çıkmasına sebep olan, çamaşırlara çamur atan… (Daha çok şifacılıkla uğraşan kadınlara çamur atılmış gibi aslında.) Cadı imajı popüler kültürde sivri başlıklı, eli süpürgeli yaşlı bir kadına dönüştü. Şimdilerde ise her kadının bir parça cadı olduğundan hareketle güçlü duruşu olan kadınları simgeliyor. Doğayla uyumlu olan bir tür dinsel anlayışı da. Yani şimdilerde cadılık o kadar da kötü bir şey değil. Bu yazının konusu işte bu kadınlar. Onlar hakkında bir dolu tekinsiz bilgi ortalıkta kol geziyor. Ben de eğlenmek, eğlenirken büyülenmek için aşağıdakileri seçtim; öyle çok da derinlere dalıp inci çıkarmak istemedim ve bildik malzemeleri, bilinmedik laflarla harmanlayıverdim. Dilerim bu yazıdaki cadılar neşeli süpürgeleriyle kötü enerjilerinizi silip süpürürler.

Bir tutam tarihi gerçek, bir tutam enteresan bilgi, bir parça yazarın seçimi, biraz eğlence, çokça gülmece, minare gölgesi, kurbağa bacağı, tuhaflıklar silsilesi…

İşte cadılar hakkında madde madde büyülü bilgi!

“Hepimizde biraz cadılık vardır.” Practical Magic

1- Öncelikle witch yani cadı kelimesinin nereden geldiğine bakalım. Eski İngilizcedeki “wicca” aslında cadı anlamına gelen witch sözcüğünün atası. (Anası mı demeliydim?) O zamanlar erkek cadı, büyücü, astrolog, şifacı için wicca; bunların kadın olanı için ise wicce sözcüğü kullanılıyordu. Wicca sözcüğü de söğüt dalı, kırılmadan bükülebilen dal anlamındak antik “wic”den geliyor. Sihirli güçleri kullanarak gerçekliğin algısını bükebilen kişi demek yani. Cadı kelimesi ise Farsça ve besini kötülük olan dişi.

2- Pek çok halk hikayesinde cadıların birtakım hayvanlara dönüşebileceğine inanılır. Kara kedi, baykuş, kurt ve yarasa bunlardan bazıları. Baykuşlar kuş şeklini almış cadılardı, yarasalar ruhları taşıyordu, kediler koruyucuydu. Cadıların en büyük yardımcısı ise süpürgeler. Kötü enerjiyi süpürüyor, ateşi ve ocağı koruyorlar. Cadıların kendilerine has bir sebt anlayışları var. Geceleri süpürgelerine biniyorlar veya kremlenip uçuyorlar ve ormanda toplanıyorlar. Burada iblis için dans ediyor, kutlama yapıyorlar. Bazen daha da ileri gidip toplu seks yapıyor, iğrenç ziyafetler veriyorlar. Hatta şeytanın kıçını öpüyorlar!

3- Peki, cadılardan nasıl korunabiliriz? Cadılar ışığa gelir. Bu yüzden evlerimizdeki ışıkları biraz kısabiliriz. Bir cadı kendisini anahtar deliğinden geçecek kadar küçültebilir. Geceleri kapı koluna elek asmak gerekir ki cadı engelle karşılaşsın, içeri giremesin. Eğer olur da cadılar eve girmeyi başarırsa diye her daim yastığımızın altında gümüş bir bıçakla yatmalıyız. Yatağımızın etrafına hardal tohumu da serpebiliriz. Bir diğer etkili yol da dış kapının üstüne at nalı asmak. Bireysel olarak korunmak için de yanımızda mutlaka çıngıraklı yılan derisi, içine kütük suyu konmuş bir şişe veya ayakkabımızda para taşımalıyız.

“Kendime cadı dediğim ilk sefer, hayatım boyunca yaşadığım en sihirli andı.” Margot Adler

4- Biraz da tarih. Tarihte bilinen ilk cadı mahkemelerinin ve infazlarının 1428’de, bugün İsviçre’nin güneyinde bulunan Valais’te yapıldığı düşünülüyor. O dönemdeki suçlamalar ise şu şekildeydi: Bu kadınlar kendi çocuklarını yemiş olabilirler! Cadı çılgınlığı tüm Avrupa’da 1500-1660 yılları arasında patlak verdi. Ve trajik bir şekilde pek çok masum insan idam edildi. Bu sayının 80.000 civarında olduğu iddia ediliyor. En çok cadı idam eden ülke Almanya, en az cadı idam eden ülke İrlanda. (Bunu takdir mi etmeliyiz?!)

Braz daha tarih:

  • Cadılık zanaati 15. yy’da ciddiye alınmaya başladı. Bu konuda yazılmış tam 600 yıllık resmi bir kitap da var. 1487’de Dominiken rahipler Johann Sprenger and Heinrich Kraemer tarafından yazılan The Malleus Maleficarum. Bu kitap maalesef cadıların nasıl bulunacağı, soruşturulacağı ve cezalandırılacağı üzerine kilise onaylı bir kitap. Ve birçok kadının da yakılmasının müsebbibi.
  • Bir cadı mahkemesinde yargılanan en küçük kişi 4 yaşındaki Dorothy Good isimli bir çocukmuş. Salem’de yargılanan Good’un, annesini şeytanla birlikte olurken gördüğü ve kendisine konuşan bir yılan verildiği iddia edilmiş. Salem sakinleri, çocuğun vahşi olduğunu yani insanları ısırdığını ve bir köpek gibi davrandığını söylemişler.
  • Tarihte cadı olduğu için en son yargılanan kişi ise Edinburgh’da ikamet eden Helen Duncon isimli bir medyummuş. Sözde ağzından ektoplazma yani spiritüel varlığın bir tür form almış halini yayarak transa geçtiği, yakın zamanda ölen kişilerin ruhlarının görünmesini sağladığı seanslar düzenliyormuş. 1944’te 1735 Tarihli Cadılık Yasası gereğince yargılanmış ve 9 ay hapis yatmış. O sırada şu sözleriyle oldukça dikkat çekmiş: Ben hiçbir şey yapmadım, tanrı var mı?

5- Tam bir efsane haline gelen Salem cadı mahkemeleri ayrı bir maddede incelenmeli. Cadı mahkemelerinin şüphesiz en trajik olanları 1600’lerin sonunda Salem’de gerçekleşti. 1692’de başlayıp, cadılıkla suçlanan bir grup insan için sulh yargıçları tarafından yönetilen yerel mahkeme duruşmaları ile devam etti. Duruşmalarda pek çok kişi aranmamasına rağmen suçlandı, 150’den fazla insan tutuklandı ve hapse atıldı. Bu dönemin ekonomik, dini, politik, ahlaki pek çok sebebi vardı. En önemli sebeplerden biri o dönemdeki sarsılmaz ataerkil inançlardı. Yani kadın erkeğe itaat etmelidir, kadın yaratılışından ötürü şeytana kolaylıkla uyabilir ve kadın denen mahluk şehvetlidir. Ayrıca Salem küçük bir kasaba olduğu için birinin fikri kolayca genelin fikri ve hatta hakikat haline dönüşebiliyordu. Yani hunharca bir toplu isteri yaşanıyordu. Neyse ki 1693’te kitle isterisi duruldu ve kamuoyu davaları desteklemeyi bıraktı. Yeni aklı selimlik kazandı.

“Cadı olmak; bu dünyada bilinçli, güçlü ve özür dilemeden yaşamak demektir.” Gabriela Herstik

6- Belki siz de bir cadı olabilirsiniz. Cadıların yargılandığı dönemde bu testleri veremediğiniz takdirde cadı ilan ediliyor ve kazıkta yakılıyordunuz.

  • Şeytan cadıları yakaladığında ya da toynaklarıyla çizdiğinde bir leke oluşur. Bu, şeytanın işaretidir. Orta Çağ’da cadıların bu işarete sahip olduğuna, daha doğrusu cadı olduğundan şüphelenilen kişilerin vücudunda mutlaka böyle bir leke bulunduğuna inanılıyordu. Özellikle de saçının altında ya da göz kapağında. Bu lekeyi yoklamak için kişiye iğne ya da bıçak ucu batırılıyor, canı yanarsa cadı olmadığı anlaşılıyordu.
  • Cadı keki de bir diğer uygulamaydı. Kendisinden şüphelenilen kişileri tanımak adına kullanılan doğaüstü bir tatlıydı. Cadı kekimizin tarifi şöyle: Tanımsız bir hastalık veya ele geçirme durumlarında cadı avcıları kurbanın idrarından örnek alır, onu çavdar unu ve külle karıştırır ve fırına verir. İşte size dumanı üstünde, nar gibi kızarmış, puf puf kabarmış bir adet kek! Bu mide bulandırıcı derecede lezzetli karışım daha sonra köpeğe yedirilir ve köpek de canavarın büyüsünü anında görür, o kişiyi işaretlerdi.
  • Cadı gemi belki de en aşağılayıcı cadı işkencelerinden biriydi. Cadı atfedilen kadınların konuşmasını engelleyen bir tür başlıktı. Daha çok bir kafese ya da ağza gem vurmaya benziyordu. Bu demir alet ağız içine kalıcı olarak yerleştirilmiş bir metal parçasından oluşuyordu, dilin üzerinde düz duran sivri uçları vardı ve konuşmayı dayanılmaz, neredeyse imkansız hale getiriyordu. Amacı aşağılamak ve cadı olduğu var sayılan kadını halka açık yerlerde belli etmekti. (Rezil etmekti.)
  • Engizisyon bir ara da ördek iskemlesi denen bir teknikle kişinin cadı olup olmadığını anlamaya çalıştı. Bu alet bir kirişe tutturulmuş ahşap veya demir bir sandalyeden yapılmıştı ve bir nehir veya gölet yakınına yerleştirilmişti. Kişi bu alete bağlanır ve bağlıyken defalarca suya daldırılırdı. Haliyle bu acılı işkenceye dayanamaz ve boğulurdu. Bunun bir başka versiyonunda da kişinin elleri ve bacakları iple birbirine bağlanırdı ve suçlayanlar tarafından suya daldırılırdı. Batmaya başlarlarsa masumiyeti kanıtlanmış olurdu. (Tebrikler, cadı değilsiniz!)

“Hepinizin bilgisine, şu an yan kapınızda bir cadı yaşıyor olabilir.” The Witches

7- İçimiz karardığı için biraz da eğlenceli ve ilginç bilgilere geçelim.

  • Cadılar Bayramı’nın hala en popüler kostümü cadı kostümü. Guinnes Rekorlar Kitabı’nda şöyle ilginç bir rekor var: Aynı anda cadı kostümü giyen insanların oluşturduğu en büyük topluluk. 2013’te İspanya’da tam 2.000 insan aynı anda cadı kostümü giymiş.
  • Tarihteki ilk bale gösterisine cadı tanrıça Kirke ilham vermiş. 1581’de kendisi de büyü sanatlarıyla ilgilenen Catherine de Medici, 6 saatten fazla süren La Ballet Comique de la Reine adlı bir dans gösterisine sponsor olur. Bu gösteri Kirke efsanesiyle ilgilidir. Zaten cadılar hep dansla özdeşleştirilmiştir.
  • Halloween yani Cadılar Bayramı bir nevi cadıların yeni yılı. Cadılar ona Samhain diyor. Samhain sırasında insanlar şenlik ateşleri yakar ve kötü ruhları kovmak için kostümler giyer. Eski İrlanda metinlerinde Keltlerin büyük festivallerinden biri olarak kabul ediliyor Samhain. İrlanda mitolojisine göre 31 Ekim gecesinde, ölüler alemi ve canlılar arasındaki sınırları oluşturan perde ipince olur. Yani ölülerle pişpirik bile oynayabilirsiniz. Bu arada Cadılar Bayramı fobisi diye bir şey var ve buna Samhainophobia deniyor.
  • Orta Çağ’da cadılardan korunmak için evlerin bahçelerine ardıç ağacı dikilirmiş. Bir cadı ancak bu ağacın bütün yapraklarını sayabilirse eve girebilirmiş.
  • Rüyada cadı görmek, rüya görenin kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşacağına delalettir.
  • Arap kültüründe aşık olmak cadıların etkisi altına girmek demek. Aşık olan kişi büyüleniyor yani eli kolu bağlanıyor. (Bu bana başka bir şey gibi geldi ama neyse.)

“Kafana ev düşürmeme sebep olma!” American Horror Story: Coven

8- Bugün -özellikle Amerika’da- cadılığın yeni bir türü revaçta. Wicca yani Vika akımı doğayla ve özlerle dost, pagan geleneklerini uygulayan kadın ve erkeklerden oluşuyor. Satanik ya da demonik değil, doğayı ve dünyayı anlamak, hissetmek üzerine. (Gerald Gardner’ın [1884-1964] doğaya saygı ve büyücülük ekseninde başlattığı bir inanç hareketi.) Pratiklerinde de doğadan ilham alıyorlar. Vika geleneğini sürdüren bütün cadıların yani Vikanların kabul ettiği bir nasihat var: Hiç kimseye zarar vermediğin sürece ne istersen yap. Vikan ahlakının bir parçası da üç kat yasası: İyi veya kötü herhangi bir eylemde bulunan kişiye, bu eylemin sonuçları üç katı olarak döner. Vikanlar 8 bayram yani onların deyimiyle sabbat kutluyorlar: Yule, Imbolc, Ostara, Beltane, Litha, Lammas, Mabon ve Samhain. Bir pentakl üzerinde 5 elementin varlığına inanıyorlar: Ateş, su, hava, toprak, ruh. 8 büyük döngüsel şenliğin dışında bir de esbatları var ki bu her dolunay veya yeni ayda tekrarlanan ritüelleri içeren bir kutlama. Her cadının Gölgelerin Kitabı denen bir büyü kitabı var. Bir nevi günlük gibi aslında. Buraya ritüellerini, tariflerini, gözlemlerini, kehanetlerini vs. yazıyorlar. Zanaatlarını uygularken bu kitaptan ve daha pek çok araçtan destek alıyorlar. Mesela bitkiler, esansiyel yağlar, mumlar, kristaller, tuzlar, rünler, Tarot, simya, astroloji, envai çeşit simgesel şey… Uygulama için bir altar hazırlıyor ve altarlarını amaçlarına göre dekore ediyorlar.  Modern cadılık hareketi olan Vikada köklere bağlılık esas. Bu yüzden tanrı ve tanrıça inancı mevcut. Başlıca tanrıça, cadıların kraliçesi Hekate. Ona ay, cehennem ve deniz tanrıçası da deniyor. Şöyle de bir inanış var: Görünmeden hareket edebildiği için köpekler yok yere havlıyorsa, o geçiyordur.

9- Türk kültüründe de cadılar var. Kan içmeleri, ciğer yemeleri ile vampirlerin muadili olarak kabul edilmişler. Vampirden farkları kocakarı olarak tasvir edilmeleri. Türk demonolojisine göre hortlak da cadı anlamına gelebiliyor ve mezardan kalkıp insanlara kötülük yapıyor. Bu kimseler yaşarken de arabozucu, dedikoducu, geçimsiz olan kimseler. Bir de cadıcılar var ki cadı avcısı Vin Diesel’in Türk versiyonu gibiler. Büyülü sözler söyleyerek cadıları kovuyorlar, daha da büyülü sözler söyleyerek onları yok ediyorlar.

“Çifter çifter sıkıntı ve kaza! Ateş yanar, kaynar kazan!” William Shakespeare

10- Son olarak cadılık temalı sevdiğim birkaç Netflix filmi önereyim.

Coven (2020): Bir grup kadın özgür, mutlu oldukları, keyifler yaşadıkları için dönemin engizisyoncularının gözüne batarlar. Sevmeye, neşeye, komple kadına karşı olan bu adamlar kadınları -o zamanlar dış mihraklar olmadığı için- cadı olmakla suçlarlar. Kadınlar, idamlarını ertelemek için yargılayıcılarını zekice yollarla cezbetmeye daha doğrusu akıllarını karıştırmaya çalışacaklardır. Ve Şabat Günü’nün olay yeri canlandırmasını yapacaklardır. Bu arada cadı birliğine kovan denir. #Herihtimalekarşıbilgi

Don’t Listen (2020): Yine asla taşınılmaması gereken, tipinden lanetli olduğu belli olan bir ev vakasıyla karşı karşıyayız. Danie ve Sara, dokuz yaşındaki oğullarıyla birlikte yeni bir eve taşınır. Aslında çift bu oldukça eski olan evi restore edip satmak için almıştır ama işe bakın ki ev lanetlidir! Çevre halkı zaten bu eve sesli ev demektedir. Çok geçmeden Eric, evde ürkütücü sesler duymaya başlar. (Hadi ya!) Başlarda Daniel ve Sara seslerin Eric’in hayal gücünün ürünü olduğunu düşünürler. Ancak çok geçmeden evde bir şeylerin ters gittiğini acı bir şekilde öğrenirler. Evin akıllara zarar bir geçmişi vardır.

Stardust (2007): Neil Gaiman’ın romanından uyarlanan bol yıldızlı ve maceralı bir film Stardust. Tristan, Victoria’ya Sur’un ötesinde var olan büyülü Stormhold krallığından bir yıldız getireceğine dair söz verir. Verdiği sözü tutmaya çalışırken kayan bir yıldız olan Yvaine ile tanışır ve hayatını değiştirecek bir maceraya atılır. İnsanlar gerçekten yıldız tozu mu, aşık olmanın cildi parlattığı doğru mu, yıldız falları gerçek mi, Michelle Pfeiffer gençliğini bakire kanında banyo yapmaya mı borçlu, Robert De Niro’nun yıldız haritası neler söylüyor ? Hepsi bu filmde!

The Witch (2015): 17. yüzyılın New England’ında sürgüne gönderilen bir Puritan ailesi herkesten uzak, büyük bir ormanın kenarında bir çiftlik kurar. Ve dakikasında ormanın derinliklerinden gelen uğursuz güçler onlara musallat olmaya başlar. Keçiler, tavşanlar, ikiz çocuklar, ormandan gelen sahipsiz sesler ve dahası, insanın sinirlerini bozar. Bu film tam bir tüyler ürpertici İngiliz folkloru örneğidir. Yani kelimenin tam anlamıyla Netflix and chill yaşatır.

Kiki’s Delivery Service (1989): Bir Hayao Miyazaki hikayesi olan bu animasyon film, 13 yaşındaki cadı Kiki ve kedisi Jiji’nin hikayesi. Kiki bir yılını yalnız geçirmek için sahil kasabasına taşınır çünkü bu, cadılık eğitiminin bir parçasıdır. Burada süpürge kullanmada gerekli lisansı aldıktan sonra fırsatları iyi gören bir girişimci olarak, uçan kurye servisi kurar. Ama kendini sorgulamaya başladığı anda sihirli yetenekleri zayıflar ve güçlerini geri kazanmaya çalışır… Çizgi filmleri seven çocuksu bir cadıysanız, şekerli patlamış mısırla birlikte izleyiniz.

Tabii ki Harry Potter serisini de es geçmeyelim!

“Harry’nin çabucak öğrendiği gibi, sihir yapmak için asanızı sallamaktan ve birkaç komik kelime söylemekten çok daha fazlası vardı.” J. K. Rowling

Hepinize büyülü günler!

Öteki Sinema için yazan: Semra Doll

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir