Eylül Babur: ‘Stop-motionda bulunan tekinsizlik, görsel tarzda bulunan kusurlu ve garip hava hep ilgimi çekti’

11 Ağustos 2026

Eylül Babur’un Kusursuz Ölçü filmini Trabzon Film Festivali’nde izlemiştim. İdeal kiloya ulaşmak için kendisini kesen biçen bir kadını izlemek ilginçti, filmin stop motion olması izlediğim filmde hafifletici etki yaratsa da Eyül Babur’a soracaklarım vardı.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Merhaba Eylül, seni biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba ben Eylül! Kasım’da 23 yaşına gireceğim. Kendimi tanıtma sorularından hep çekinirim, ne diyeceğimi bilemem. En basitçe tasarladığım karakterleri ve onların yaşadığı garip dünyaları kurmayı çok severim.

Kusursuz Ölçü Nedir filminle ilgili çıkış noktası ne oldu? Günümüzde birçok insan bedeninden, görüntüsünden memnun değil gibi. Kusursuz Ölçü’yü yaratan kim?

Özellikle de günümüzde bu konuyla ilgili söylenecek çok şey var sanırım. Filmim bitirme projesi kapsamında yaptığım bir filmdi, çıkış noktası ise ablamla sohbet ederken ortaya çıktı. Açıkçası hemen kilo verip istediklerimi yemek istiyordum ve en hızlı nasıl kilo verebilirim sorusunu düşündüm. Senaryoyu yazarken aslında bir mesaj verme, toplumsal konulara değinme amacım yoktu, aklıma gelen bir fikri stop-motion ile bu şekilde yansıtmak hoşuma gitmişti, sadece bu takıntımla alakalı bir şey yapmak istemiştim. Aslında yaparken bunun toplumsal boyutunu ve gün geçtikçe artan ve değişen aslında olmayan kusur ve ölçü kavramını anladım diyebilirim. Bir de hayır, kendimi kesmiyorum.

blank

Filmi stop motion tarzında çekmenin belli bir nedeni var mı? Fikir olarak biraz uçlarda dolaştığı için bu yöntemi tercih ettiğini düşünüyorum.

Aslında evet, fakat tek sebep bu değildi. Daha öncesinde küçük live-action çekimler denemiştim ve hiçbirinde mutlu değildim, Stop-motionda bulunan tekinsizlik, görsel tarzda bulunan kusurlu ve garip hava hep ilgimi çekiyordu, çizimle ve el işleriyle de genel aramın iyi olması da nedenleri arasında.

Stop motion sinemaya dair başlangıç aşaması gibi duran (çocuklarla çok yapılan bir atölye olduğu için) ama bir yandan sinemada kullanım alanı sınırlı bir tür, bu konuyla ilgili neler söylersin?

Belki stop-motionun niş olması da bu türü bu kadar değerli kılıyor olabilir. Belki çocuklar için eğlenceli olması bir yana, yapacağım filmleri çocukların izlemesini önermiyorum.

Filmin bir hayli festivalde gösterildi ve ödül aldı. İlk filminin bu kadar çok izlenmesi sana neler hissettirdi ve de tabii ödülleri?

Bu filmden önce kendim hiçbir festivale dahi katılmamıştım bu sebepten festivalin ne demek olduğunu da bu filmle anladım. Sevgili hocam Umut Şilan Oğurlu da bana bu konuda çok yardım etti. Filmle alakalı hiçbir beklentim olmadığından dolayı bu kadar festivalde gösterilmesi ve ödül kazanmam benim için ayrı bir değerli sanırım.

blank

Dört dakikalık bir stop motion çekiyorsun ve belki de derdini uzun uzun anlatmaya çalışan bir filmden daha etkili oluyor, bunun sebebini biraz anlatmanı istesem?

Dakikalarla alakalı hiçbir zaman sorunum olmadı sanırım, hikaye bittiyse ben de biterim.

Biraz bu işi merak edenler için filmin orta çıkışını senden dinlemek isterim, film kaç günde çekildi, sana maddi bir külfeti oldu mu ve sette kaç kişi çalıştınız?

Tasarımlar, mekan ve kukla hariç filmi ortalama 2-3 hafta içerisinde çektim. Filmin bütçesi yoktu, çekim kısmında da zaman zaman yardım alsam da filmin tamamında tek başıma çalıştım, yaparken öğrendim diyebilirim. Annemle ablama ve diğer ekip arkadaşlarıma da yardımlardan ötürü ayrıca teşekkür etmek isterim tabii.

Tuğçe Sönmez ile röportaj yaparken senden bahsetmiştim, seninle de ondan bahsedelim.  Filmleri çekerken birbirinizden haberiniz var mıydı? Konu olarak çok farklı ama tarz benzer olunca anmak gerekiyor sanki…

blankTuğçe ile ilk olarak Trabzon Film Festivalinde tanışmıştık, açıkçası onun da kan sevdiğini biliyordum, fakat bu kadar benzer kafalarda olacağımızı düşünmemiştim, onu tanıdığım için çok şanslıyım.

Bundan sonra neler çekmek istiyorsun?

Yine kendi karakterlerimin yaşadığı, distopik dünyaları çekmek isterim, belki bir sonraki filmimde bir inek aniden karşınıza çıkabilir.

Film festivallerini nasıl buluyorsun? Senden katıldığın festivalleri de işin içine katarak bir değerlendirme istiyorum.

Normalde çok sosyal biri değilim, ilk başta bu yüzden aslında zor gelmişti, fakat zamanla ve festivallere de sık sık katıldıkça insanlarla tanışmayı, değişik kafaları görmeyi çok sevdim.

Son olarak neler söylersin?

Sanırım söyleyebileceğim pek bir şey yok, çok teşekkür etmek isterim.

Banu Bozdemir

Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Skytürk TV’de sinema, sanat ve "Sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Yayınlanmış yirminin üzerinde çocuk kitabı var. Halen cinedergi.com’un editörü, beyazperde.com ve Öteki Sinema yazarı.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

blank

Burak Koçak: ‘Filmin ritmini düşürmek istedim, meditasyon gibi’

Burak Koçak son filmi Buğu ile dingin, felsefik ve imgesel

Mert İnan ve Cemre Yılmaz: ‘Kısa film parayla değil dayanışmayla güzel’

Kısa filmcilerden Mert İnan ve Cemre Yılmaz… Enerjileri, üretimleri ve