Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (2017)

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok, Onur Ünlü’nün neredeyse bir film fabrikasına dönüşerek eserler ürettiği 2017 yılının ödüllü mahsulü…

Sinema yazarları olarak eserle ilk kez Adana Film Festivali’nde karşılaştık ve festivalin akçeli büyük ödülünü almasına da şahit olduk. Bu ödül takdirini artık jürilerin dahi festival formülüne uygun olarak üretilmiş ödül avcısı işlerden sıkıldığı şeklinde yorumlamak mümkün. Bu mesele başka bir yazı konusu olabilir ama şimdi, ödülüne aldırmadan film hakkında düşündüklerimi sıralama zamanı.

Seyirci Onur Ünlü’nün sürprizlerine alıştı sayılır ama bir Onur Ünlü filmine girerken hala ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Onur Ünlü’nün film yapma haliyle Türk sinemasında oturmuş kalıplara saldırdığını düşünüyorum. Bir yerli sinemacının ilk işinden itibaren size ne sunacağını üç aşağı beş yukarı bilirsiniz. Onur Ünlü ise bambaşka bir tarif peşinde… Kariyerinde, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Cingöz Recai ve Gerçek Kesit: Manyak gibi birbirinden çok farklı işler olan pek sinemacı yok. Bunun için epey geçmişe Yeşilçamlılar kuşağına gitmek gerekiyor. Sözgelimi Metin Erksan… Şeytan gibi bir replika ile Sevmek Zamanı bu sinemacının ayrı uçlardaki işleri. Onur Ünlü işte bu kuşağın son ve aykırı temsilcisi gibi davranmayı seviyor. Kendi sinematik aromasını filmine yedirirken sürekli bir biçim arayışı çabası içine giriyor ve seçkinci bir sinema yapma anlayışına saldırıyor. Sadece filmleri değil kendi filmografisi de sonu tahmin edilemeyen uçuk bir rüyaya benziyor.

AGGİY, baş karakterinin halet-i ruhiyesinde akan bir film. Fizik gerçeklikten uzak bir öyküleme ile pencereleri kapatılmış sıcak bir odada uyurken görülen bir gündüz düşü gibi…  83 dakika boyunca, seyirciyle özdeşlik yaratmaktan hesaplıca uzaklaştırılmış bir başkarakter olan dedektif Salim’in parçalanmış ruhunun bedenine ve çevresine sirayet edişini izliyoruz. Zehirlenmiş bir akıldan sızan şeylerin perdede gösterilenlere nüfuz ederek seyirciyi ele geçirmesini amaçlamış Onur Ünlü ve Salim’i bir kabus görevine gönderirken onun aslında gördüğü kabusların hiçbirinden uyanamamış ve gerçeklik duygusunu tamamen kaybetmiş biri olduğunun altını çiziyor. Bunu yaparken de Metin Erksan’ın Kadın Hamlet’te yaptığı gibi bir tür gerçeküstücü biçim deniyor ama feyz aldığı tek yer orası değil. Onur Ünlü’nün seyretmeyi sevdiğini bildiğim Uzakdoğu polisiyelerinden de epey ilham var.

Ve fakat filmin, Sen Aydınlatırsın Geceyi dışında neredeyse tüm Onur Ünlü filmlerinde mevcut olan bir kusuru var. Onur Ünlü tasarladığı binayı inşa ederken üst katlara çıktıkça sıkılıyor. 83 dakikalık süresiyle kısa sayılabilecek bir filmde bile finale doğru giderek artan bir özensizlik ve oldu bitticilik seziliyor. Neyseki Dedektif Salim ve Handan Hanım karakterleri Fatih Artman ve Demet Evgar’ın defosuz oyunculuklarına emanet edilmiş. Burada Demet Evgar’ın performansını iyice bir övmek gerekiyor çünkü Handan Hanım tüm zamanların en tekinsiz karakterlerinden biri ve bu başarıda onun oyunculuğunun payı büyük.

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok bir Onur Ünlü filmi… Onun sinemasını her şart altında takip etmeyi sevenler için ödül sayılabilir ancak sıradan seyircinin aklını biraz karıştırabilir. Onur Ünlü de bunu istiyor zaten. Yerli sinemacıların seyirciyi sıkmayı marifet saydığı bir zamanda o kafa karıştırmanın peşinde ki ben de bunu tercih ederim. İyi seyirler…

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir