Bana Şans Dile (2003)

Hayat hep pamuk ipliği derlerdi, bense bir ayakkabı bağıyla bağlıymışım hayata…

Dünya sinemasında kötü filmler vardır, sayıları çoktur, bir de Bana Şans Dile vardır. Çağan Irmak‘ın bile arkasında durmadığı yapımı, yeni filmi Ulak gösterime girerken yapımcısı Çağan’ın isminden faydalanmak ve Babam ve Oğlum‘un rüzgarından nasiplenmek için vizyona soktu. 2001 yılında tabii ki Çağan Irmak bu filmi çekerken heyecanla tepkileri bekliyordu. Ancak o zamanlar filmden para kazanılmayacağını düşünüp filmi vizyona sokmayanların tam da Ulak‘ın gösterimi yapılacakken böyle bir taktiğe başvurması sinema seyircisinin filme ön yargı ile yaklaşmasına neden olmuştu. Hatta bu durum bence ne kadar Türk seyircisi için fazla fantastik bir yapım olsa da Ulak’ın da başarısını etkiledi. Ama yine de bunu yapmasalardı film hala tozlu raflarda bekliyor olacaktı.

Bu ilk uzun metrajlı Çağan Irmak filmi, aslında Hollywood’da çokça görülen ancak ülkemizde Sınav filmine kadar pek de önemsenmemiş bir türe odaklanıyor. Gençliğin sorunlarını ve bu sorunlar sonucu yaşadıkları travmaları anlatan bu tarz filmler izleyicide kendine has bir tat bırakır. Ancak Bana Şans Dile için bunu söylemek çok güç. Öncelikle sizleri konumuzla baş başa bırakmak isterim, filmin resmi sitesinden alıntıdır.

İçe kapanık, iletişimsiz, sakar lise öğrencisi Bahadır bir sabah uyandığında dünyayı değiştirmeye karar verir. O sabah okula giderken beline taktığı tabancayla sınıf arkadaşlarını rehin alarak korkulu anlar yaşatacak olan Bahadır, onlardan hayatları boyunca kendilerini en çok yaralayan anılarını anlatmalarını ister. Öğrencilerin anlattıkları hikayelerden yola çıkan “Bana ŞANS Dile”, aile içi şiddet, sevgisizlik, iletişimsizlik ve saptıkları yanlış yolları anlatan Aksiyon-Gerilim türünde bir film. Film boyunca annesi tarafından çocukluğunda dolaba kilitlenen ve karanlıktan korkan Çağlar, ünlü bir televizyoncu olmaya çalışan ve maddi durumu pek iç açıcı olmayan Ayşegül, şair olmaya çalışan romantik Behiç, satanist gruplara katılan Serkan, otoriter bir babanın baskısından bunalmış Türker ve hiç anne sevgisi görmemiş Bahadır’ın öykülerini izleriz. Çılgın bir medya muhabirinin de kışkırtmasıyla çığırından çıkan olaylar, soğukkanlı davranmaya çalışan komiser ve öğretmenleri fazlasıyla zorlayacak, sınıf ve bahçedeki olaylar hiç beklenmedik şekilde gelişecektir.

Katıldığı Festivaller ve Aldığı Ödüller

● Uluslararası İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma
● Ankara Film Festivali Ulusal Yarışma
● Şile Büyülü Fener Film Festivali: En İyi 2. Film, En İyi Erkek Oyuncu (Rıza Kocaoğlu), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Melisa Sözen)

Aslında konuyu okuyunca insanı çeken bir yapım olan Bana Şans Dile, o kadar çok yerden fire veriyor ki, bir süre sonra nereden tutarsanız tutun kum gibi elinizde dağılmaya başlıyor. Zaten daha afişte “Masum bir çocuk nasıl olur da katile dönüşür!” gibi garip bir taglineın yer bulması seyirciye neyle karşılaşmak üzere olduğuna dair bir ipucu veriyor.

Öncelikle bu tarzda bir filmde oyunculuk çok önemli. Gençlerin doğallığını verebilmek gerek. Oysa ki filmdeki tüm oyuncular vasat ve altı bir grafik çiziyor. Filmin en önemli eksikliği oyuncuların fazla tiyatral oynamaları. Diyaloglar sanki Sheakespear’den bir sahne gibi okunuyor, donuk ve aksak. Bahadır karakteri ile yine de en iyi performansı Rıza Kocaoğlu gösteriyor. Yalnız film boyunca fazla bağırıp çağırması bir süre sonra insanı irite ediyor. Nilgün Belgün gibi bir tiyatro oyuncusu bile o kadar kötü oynuyor ki anlatmak mümkün değil. Oynadığı sahneler ise Türk porno filmlerinde araya atılan yabancı seks görüntüleri gibi soğuk ve anlamsız sanki montaja son anda bir başkası tarafından eklenmiş. Deniz Uğur ve İsmail Hacıoğlu‘nu ise bu kadar genç halleri ile izlemek zevkli. Ben bir filmde bu kadar kötü oynanmasını sadece yönetmene bağlayabilirim. Ya bilerek bu şekilde bir yönetim gösterilmiş ve kült bir kötü filmim olsun demiş ya da gençlerle o zamanlar nasıl çalışması gerektiğini bilmiyormuş.

Bahadır ve sınıf arkadaşlarının hikayeleri ise o kadar da vurucu gelmedi bana. Senaryodaki en büyük aksaklık bence bu. Hatta tam da Çağan’a yakışacak şekilde bir kaçı dışında fazla ütopik ve ayakları yere basmayan hikayeler. Gençlerin olaylara karşı verdiği tepkiler de gerçeklikten oldukça uzak. Ancak Serkan’ın satanist hikayesinde, olayları sanki bir kediye yapmış gibi anlatması ve bu sırada seyirciye gerçekte kıza çektirilen çilenin gösterilmesi Çağan Irmak’a yakışan bir anlatım tarzı olmuş.

Çağan Irmak’ın inanın bu filmden sonra yerinde olmak istemezdim. Mesela Hollywood’da kariyerinize böyle bir film çekerek başlamış olsanız büyük olasılıkla gelebileceğiniz son nokta kedi maması reklamları çekmek olur. Adamı yaşatmazlar yani. Neyse ki Tv için yaptığı dizilerden kazandığı referanslarla Mustafa Hakkında Her Şey, Babam ve Oğlum, Korku Evi ve Ulak gibi projelere imza atabildi kendisi.

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

8 Yorumlar

  1. sadece “neyse ki” ile başlayan son cümleye katılmadığımı belirteyim. çağan ırmak’ın diğer filmlerinin bu kadar ilgi görmesinin filmlerinin niteliğine bağlanabileceğini sanmıyorum.

  2. Çağan Irmak’ın garip bir hisle doğru projeleri bulduğunu ama yanlış işlediğini düşünüyorum. Ama bizim insanımıza iyi gelen naif bir duygusallık yüzünden tercih edilen bir isim olarak her zaman şanslı bir yönetmen olacaktır. Benim için “orjinal fikirlerin vasat yönetmeni”dir şimdilik.

  3. bir caganirmaksever olarak bu, dunyayi kurtaran adam’in bir adim ilerisindeki filmde bile pismeye calisan bir yonetmenin cabalarini gorebiliyoruz bence. kedi/satanist sahnesi, bagcik, vs… ozgun olmasa bile yeni nesil turk sinemasinin kolayci anlatimi gibi degil. cagan’i sevelim, koruyalim.
    bu filmin en buyuk kaybi oyunculuklari, cok kotu cok…
    asden bey yazilarinizin hastasiyem, ozelde goruselim.

  4. Jbid hanım,
    asden aka masis kardeşimiz özel olarak saklanmakta, el değmeden pohpohlanmakta, pamuklara sarılmakta, yazı yazmadan önce brokoli ve taze yaban mersini ile beslenmektedir. ona ulaşabilmek hepimizin dileği ve bu hayattaki en büyük tekamülümüzdür :)

  5. Sevgili Asdenfan,

    her gün beraberiz işte, daha ne özeli yaw :)

  6. süpersiniiiiiiiiiiz

  7. imdb de bu filmle ilgili şöyle bir yorum gözüme çarptı, açıkçası iddiada bahsedilen kitabı ben okumadım. Stephen King hatmetmişleri göreve çağırıyorum.
    yorumu aynen buraya iliştiriyorum:

    —————————————————–
    …the entire scenario is STOLEN from (or let’s say “highly inspired by”) a story of Stephen King.

    I don’t know if you ever read “Rage” the novella by Stephen King. The original story was first published in 1977 under the alias name Richard Bachman.

    A story about a high-school student called Charlie Decker who went insane and took hostage of his entire class. The story brings out many reflections on every sort of criticism to the education system and society all through the eyes of a 17 y/o kid along with a first-class thriller.

    Cagan Irmak is FOOLING the Turkish audience by a script which, he hopes, no one else remembers or knows of the original story.

    Any note or tribute to Mr.Stephen King? Please, don’t make me laugh! We’re talking about the Turkish cinema here.
    ——————————————————

  8. kızılca bilgi için çok teşekkürler.

    Çağan Irmak bundan ne zaman vazgeçecek bilmiyorum. Kabuslar evini izlemişsinizdir büyük ihtimalle eğer izlediyseniz her bölümünün çok ünlü bir yabancı filmden etkilendiğini anında farketmemenizin imkanı yok.

    1. bölümü saymaya gerek yok. kurt adam hikayesi zaten çok işlenen bir konu
    2. bölüm “son dans”tı galiba izleyince anında aklımıza gelen film “meet joe black”
    3. bölüm “hayal-i cihan” alışıldık bir bölünmüş kişilik sorunu hikayesi
    4. bölüm “tanıdık yabancı” etkilendiği film “k-pax”
    5. film “kaçan fırsatlar limited” ilginçtir bu seferki komedi filmi olan “bedazzled”
    6. film “karanlıktan gelen” “omen 4”
    izlediklerim bunlar, geri kalan üç tane de yine orjinal değildir eminim

    son dönemde gösterilmiş olan Ulak var mesela buram buram Stephen King başyapıtı Yüzyılın Fırtınası kokuyor…

    çağan ırmak son dönemin en iyi türk yönetmenlerinden biri olarak gösteriliyor ama biz yemeyiz. allah bilir babam ve oğlumun orijinali nerden çıkacak bakalım. yani diyeceğim şu ki çağan ırmak bi film yapsın ve ben daha ilk dakikasında aha bunu da şu filmden hatırlıyorum demiyeyim ya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: