Barbar Conan’ın Beyazperde Serüveni

Conan, beyazperdenin tartışmasız olarak en sevdiği barbarlardan biri! Marcus Nispel yönetmenliğinde çekilen son Conan filmiyle umutlanmış olsak da efsaneyi diriltecek bir çaba olmadığı belli. Son filmi bahane etmeden bile Conan’ın beyazperde serüveni hatırlanmaya değer…

Türkiye’de yayınlanan çizgi romanlarıyla tutkulu bir hayran kitlesi yaratan ve 1982 yılında ete kemiğe bürünerek beyazperdede karşımıza çıktığında kendisini başka bir hayranlık seviyesine taşıyan bu erken dönem anti-kahramanının kökenleri ve sinema macerası karşınızda…

Çizgi Romanda Conan

Sorunlu ama yetenekli bir yazar olan Robert E. Howard’ın kaleminden çıkma iki barbardan biri olan Cimmeria’lı (sandığınızın aksine Kimmerya olarak değil, Simmerya olarak okunuyor) Conan’ın 1932’den 1936’ya kadar iki düzine macerası öykü formatında yayınlandı. İşin tuhaf tarafı, Conan’ın ilerleyen zamanda kazandığı müthiş popülariteye rağmen Robert E. Howard’ın favori karakteri Valusialı barbar Kral Kull idi. Yazarının intiharı ile birlikte karanlığa gömülen ve unutulan barbarımız 1950’lerde Howard’ın öykülerini elden geçiren ve Conan’ın yaşadığı Hiborya çağına asıl derinliğini katan De Bjorn Nyberg tarafından yeniden yazıldı ve yayınlandı.

1960’lı yıllarda Frank Frazetta’nın muhteşem ilüstrasyonlarıyla süslenen bu yeni Conan maceraları dünya çapında popülarite kazandı ve nihayetinde ve Marvel editörleri Stan Lee ve Roy Thomas’ın ilgisine mazhar oldu. Aşırı idealize edilmiş kahramanların sıkıcı maceralarını yayınlamaktan usanan bu iki çizgi roman dehası Conan’ı bir anti kahraman olarak çizgi romana uyarladılar ve “Conan The Barbarian”ın asıl macerası başladı. Yaratıcısının tarihi Cengiz Han’ın kişiliğinden etkilenerek yarattığı barbar Conan asla mükemmel olmayan, basit düşünen (kanı akan her şey öldürülebilir), fırsatçı ve açgözlü bir kişiliktir ama kendine ait bir ahlak duygusuna sahiptir ve Akilonya krallığına giden yolda önündeki tüm engelleri kılıcıyla biçmeye kararlıdır.

Çizgi Romandan Sinemaya…

1982 yılında, Reagan yılları henüz başlamış ve Amerikan pop(üler) sinemasına ırkçı ve sağcı tüm fikirler doluşurken Conan sağ fikirleriyle ünlü yönetmen John Milius’un elinden sinemaya uyarlandı. Henüz çizgi roman uyarlamalarına pek rastlanmayan (ve ne gariptir ki, tutan filmlerin çizgi romana çevrildiği… bkz: Uzay Yolu-Star Trek, Yıldız Savaşları-Star Wars) bir dönemde girişilen epey riskli bir denemeydi bu…

İtalyanların 50’lerde, 60’larda seri üretimler yaparak suyunu çıkardığı Herkül ve Maciste benzeri bu sword&sandal (kılıç ve sandalet) hikayesi bir facia ile sonuçlanabilirdi. Star Wars yüzünden oluşmuş bilim kurgu furyasının tam ortasında, Atlantis’in batışından 8000 yıl sonraki çıplak kaslı adamların ve büyücülerin cirit attığı bu ilkel çağlar kimsenin ilgisini çekmeyebilirdi. Yine de risk alındı ve 20 milyon $ gibi hatırı sayılır bir bütçe ile projeye girişildi. Başrolde daha kimselerin tanımadığı dünya vücut geliştirme şampiyonu olan ama oyunculuk konusunda ciddi sıkıntıları olan bir Arnold Schwarzenegger vardı. Eskilerin Reg Park’lı, Steve Reeves’li sword&sandal filmlerinin kaderini paylaşmaması için Arnie’nin çevresinde James Earl Jones, Mako ve Max von Sydow gibi usta oyunculardan güçlü bir cast oluşturuldu.

Oliver Stone ve John Millius’un elinden çıkan senaryo Conan’ın çizgi roman kökenlerine pek bir bağlılık içermemesine rağmen dramatizasyon açısından çok başarılıydı. Robert E. Howard’ın Cengiz Han’dan aşırı etkiler içerir şekilde yarattığı karakterizasyon özellikle korundu. Filmde Conan’ın çukur dövüşü yaptığı sahnelerin ardından ettiği “Crush your enemies! See them driven before you! and hear the lamentation of their women!” repliği Cengiz Han’a ait bir özdeyiştir ve filmde Conan’ın en güvendiği adamlarından biri olan Subotai de Cengiz Han’ın generallerinden birinin adıdır.

Velhasıl kelam, John Boorman’ın Excalibur’da kullandığı sakin ama stilize sinema dili, güçlü atmosfer ve mekan duygusu ve nihayetinde Basil Poledouris’in muhteşem müzikal temalarıyla seyici karşısına çıkan Conan (Conan the Barbarian), içerdiği şiddet ve çıplaklıkla, kahramanın heybetine ve gerçeğine yakışan, yıllar içinde haklı bir şekilde kültleşecek bir filmdi ve de öyle oldu. Öyle ki, kaslı adamlara ihtiyatla yaklaşan Hollywood’da Schwarzenegger için kapılar ardına kadar açıldı.

Başarıyı Takip Eden Felaket: Conan the Destroyer

İlk filmin yarattığı etkinin hemen ardından yeni bir Conan projesi gündeme geldi ve 1984 yılında çekilen Conan the Destroyer şaşaalı bir şekilde gösterime girdi. İlk filme göre biraz daha kırpılmış bir bütçeyle çekilen bu devam filmi iş yapmasına yaptı ama hayranlar başta olmak üzere kimseye yaranamadı.

İlk filmden Mako’nun oynadığı büyücü Akiro karakteri dışında kimsenin kadroya dahil edilmediği yeni Conan macerasında, Grace Jones, Mako gibi dönemin popüler oyuncuları yer alıyordu ama bir Conan macerasından çok FRP öyküsüne benzeyen hikaye biraz “ucuz” kaçmıştı.

İyice sırıtan özel efektler yüzünden olabildiğince absürdleşen Conan the Destroyer, daha fazla Arnold kası göstermenin dışında pek bir önem arz etmiyordu. Soylent Green, The Jazz Singer ve daha bir sürü klasiği çekmiş Richard Fleischer’in ellerinde bir çocuk seyirliğine dönüşen Conan the Destroyer “en kötü devam filmleri” içinde özel bir yere sahiptir…

Gayrı Resmi Conan filmi: Red Sonja!

Conan the Destroyer ile rafa kalkan Conan projesine devam etmek isteyen yapımcı Dino De Laurentis, yönetmen koltuğuna sebebi merak edilir bir şekilde yeniden Richard Fleischer’i oturtarak Conan çizgi romanlarından türeyen ve kendi maceralarına kavuşan bir spin off karakter olan Red Sonja’nın hikayesini filme almaya karar verirler.

İlk filmde Valeria’yı oynayan Sandahl Bergman’da Kraliçe Gedren olarak kadrodadır. Katledilen ailesinin intikamını almaya yemin etmiş ve kendini ancak bir kılıç dövüşünde yenecek olan erkeğe vermeye and içmiş bu çılgın bakire için Brigitte Nielsen uygun seçim olsa da Conan the Destroyer’daki tüm hataların yinelenmesi ve daha da beter bir senaryo yüzünden film seyreden kimsenin hoşuna gitmeyip gişede battı. Alemin en gereksiz, sinir bozucu film karakterleri listesinde Jar Jar Binks ile kapışacak kadar kötü Prens Tarn tiplemesi filmi ‘görmemek’ için yeterli bir sebep…

Afişlerde ve her yerde Conan’ın ününden faydalanan yapımda Arnie (Arnold Schwarzenegger) bu defa Kalidor isimli bir karakteri oynamaktadır. Gene Robert E. Howard’ın fantastik öykülerinden biri olan Kalidor, Legend of the Talisman’dan ödünç alınan karakter ismine rağmen aslında Arnie’nin oynadığı Conan’ın ta kendisidir fakat lisans hakları yüzünden böyle bir yola başvurulmuştur. Güzide memleketimizde henüz lisans kelimesinin ne anlama geldiğinin bile bilinmediği zamanlara denk geldiği için film afişlere “Conan 3 – Red Sonja” olarak çıkmıştır.

Conan Televizyonda!

1997 yılında bir televizyon dizisinde karşımıza çıkan barbarımız “Conan” serisinde 22 bölüm boyunca karşımıza çıktı. 2000 yapımı Gladyatör (Gladiator)’de Hagen isimli gladyatörü canlandıran Alman vücut geliştiricisi Ralf Moeller’in gayet sıkı ve çizgi romana yakışır (Arnold’dan daha iyi!) bir Conan’a dönüştüğü dizi, henüz Spartacus gibi aşırı cinsellik ve şiddet içeren yapımların çok öncesinde denenen, pek bir masum maceralar serisiydi.

Conan, dilsiz zenci ve cüce yardakçıları maceradan maceraya koşuyor ama izlediğimiz şey ne okuduğumuz ne de bir zamanlar izlediğimiz Conan’lara benziyordu. Daha çok Beastmaster ya da Hercules dizilerine yakın bir duruşu olan bu steril ve şakacı Conan’ın ömrü uzun olmadı doğal olarak. Yine de, yayınlandığı televizyon kanalını ben tam olarak hatırlamasam da ülkemizde de gösterildiği için bu derlemede yer alması gerektiğini düşündüm…

Yıllar Sonra Yeniden: Conan!

2000’lerin başında gündeme gelen fakat rafa kalkan King Conan: Crown of Iron projesinin ardından yapımcılar yıllar sonra miti yeniden diriltmeye kalkıştılar ve sil baştan yaparak yeni bir “Barbar Conan (Conan the Barbarian)” macerası çektikler. Daha yeni izlediğimiz, izleyeceğimiz bu film iyi bir Conan macerası olmak için birkaç doğru ve pek çok yanlış içeriyor ve maalesef fena halde çuvallıyor!

Arnold Schwarzenegger ile özdeşleşen Conan karakterini canlandıran Hawaili aktör Jason Momoa mükemmel ve çizgi romandakinin (Özellikle John Buscema’nın çizdiklerinin) aynısı bir Conan tiplemesi yaratıyor fakat bir sürü patırtı anı yaratmaktan öte bir işleve sahip olmayan berbat senaryo yüzünden tüm bir yapım çöpe gidiyor. Gereksiz bir 3D çabasıyla kotarılan, Conan’dan çok Titanların Savaşı (Clash of the Titans) estetiğine sahip olan film, Conan’ın savaş alanında doğması, gençliğini Cimmeria’da geçirmesi, Kervanları yağmalayan bir hırsız olması gibi bir sürü sebep yüzünden çizgi romana gayet sadık bir uyarlama…

Ama dedik ya, hikaye olmayınca her çaba boşa… Hele o hepten anlamsız final! Başarısız Akrep Kral (The Scorpion King) ve daha da başarısız Kull filminin kaderini paylaşacak gibi görünen bu son Conan denemesinin kahraman için yeni bir sinema serüvenine yol açıp açamayacağını ise zaman gösterecek…

Unutulmaz Conan Karakterleri!

Conan çizgi romanları unutulmaz karakter yaratımları ile doludur. Onları saymakla bitiremeyiz. Örneğin benim en sevdiklerimden biri Ruh Yiyice denen acımasız büyücüdür. Conan’a epey kök söktürmüşlüğü vardır. Benim işaretlemek istediklerim ise 1982’de çekilen ilk “Conan (Conan the Barbarian)” ve 1984 yapımı devam filmi “Conan 2 (Conan the Destroyer)”dan…

Thulsa Doom (James Earl Jones): Belki de Conan’dan bile daha önemli bir karakter olan Thulsa Doom çizgi romanda kuru kafalı, iskeletor benzeri bir büyücüdür.

Conan filminde kendisine yeni bir kimlik kazandırılmış ve Amerika’da 80′lerde türemiş “The People’s Temple” gibi tarikatlara, Jim Jones gibi sahte peygamberlere bir eleştiri getirilmek istenmiştir. Belki de sırf şu isim benzerliği üzerinden gönderme yapabilmek amacıyla Thulsa Doom rolü zenci bir aktöre verilmiştir: Jim Jones – James Earl Jones…

Valeria (Sandahl Bergman): Conan’ın kendisi gibi güçlü ve savaşçı kadınlara tutkuyla yaklaştığı bilinir. Çizgi romanlarda favori Conan kadını kara kıyıların kraliçesi Belit iken Sinemada Valeria’nın çekiciliği tartışılmaz olmuştur.

Conan’ın ilk aşkı olan ve Thulsa Doom’un yılan oklarıyla can veren Valeria, Conan karakterinin dişi bir karşılığı gibidir. Erkeğini yaşatmak için her şeyini feda etmeye de hazırdır. Sarah Connor, Neytiri gibi güçlü kadın karakterlerin erken bir örneği olarak ta görülebilir.

Subotai (Gerry Lopez): Yetenekli bir hırsız, yaman bir okçu ve hayati bir yol arkadaşı… Şakacı ve güvenilmez kişiliğine rağmen Conan’ın has adamlarından biri haline gelmiştir. Zor zamanların yoldaşıdır ve İsviçre çakısı gibi adamdır.

Tıfıl oluşu yüzünden rakipleri tarafından küçümsenir ki bu onun savaşırken en büyük avantajıdır aslında. Valeria ile birlikte Conan’ın intikamını almasının en büyük yardımcısıdır.

Akiro the Wizard (Mako): Deli büyücü! Tüm Conan maceralarında karşılaştığımız en tuhaf ve kendine özgü karakterdir ama macerada tanrının eli (deus ex machina) işlevini üstlenir. Akiro’nun o anlamsız mırıldanmaları olmasa kahramanımız çoktan Crom’la tanışacaktı. Yarım akıllıdır ama işini de bilir. Bir nevi ilkel zaman Yoda’sı…

” I’m a wizard, mind you. This place is kept by powerful gods and spirits of kings. Harm my flesh and you will have to deal with the dead!”

Zula (Grace Jones): Conan the Destroyer’in siyahi savaşçısı… Aksi bir tip ama bir yandan da yanınızda olması güven veriyor. Grace Jones’in tüm iç gıcıklayıcılığına rağmen bulaşmamanızda fayda var. Mızrağı aniden göğsünüze yiyebilirsiniz!

The Witch (Cassandra Gaviola): Conan’da en unutulmayan ama ömrü kısa tiplemedir. Çizgi romanlarda çokça gördüğümüz cadılardan biridir. Güzelliğiyle erkekleri tuzağına çeker ve onlarla sevişirken bir anda iblise dönüşerek canlarını alır. Neyse ki Conan kendisini ateşlere atmak suretiyle beladan kurtulmuştur.

Hazırlayan: Murat Tolga Şen

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. iyi yolculuğa çıkardı bu saatte. teşekkürler.

    zula kılıç değil, kürdan kullanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: