I Am Number Four / Ben 4 Numara (2011)

Sanırım sinemada artık “Ergen filmleri” olarak adlandırabileceğimiz güçlü bir eğilim var. Bu özellikle son 10 yılda sinema izleyicisinin 13-24 yaş aralığına sıkışmasından kaynaklı bir durum. Bir sakıncası olmamakla birlikte, sarmaşığın dallarının uzayıp her yeri kapladığını görmek sıkıcı… Sinemayı bir ticaret, filmleri de ürün olarak gören Hollywood stüdyo sisteminin giderek kötüleşen bu filmlerle artık genç seyircileri bile etkileyemediği de ortada… I Am Number Four / Ben 4 Numara da artan talebe uygun olarak üretilmiş, içine animelerden ya da onların live actionlarından aşırılmış bir sürü matrix özentisi aksiyon sahnesi serpiştirilmiş, yakışıklı ve yalnız bir gencin karizmasından nemalanarak bilet satmaya çalışan aşırı ticari bir film…

James Frey’in altı kitaplık bilim-kurgu serisinden senaryosunu Al Gough ile Miles Millar’ın uyarladığı film, gezegenleri yok edilirken son anda kaçarak kendilerini kurtaran dokuz uzaylı gencin öyküsünü anlatıyor. Film vasat bir yönetmen olan D.J. Caruso’ya emanet edilmiş. Ancak senaryonun izin verdiği kadarını sinemalaştırabilen bir sinemacı olan Caruso hızlı tempo konusunda ise Michael Bay’le yarışacak kadar kendinden geçmiş bir isim.

Facebook’ta kendi duvarına yazılanlar dışında bir şey okumayan gençlere kitap okuttuğu için sevabı günahından büyükmüş gibi görünen bu tür kitaplardan film yapmak, Harry Potter’dan bu yana epey moda… Karlı olduğu da bir gerçek ama fantastik içeriğin giderek silikleştiği, Twilight’ta olduğu gibi geçmişten gelen tüm geleneklerinin pervasızca yağmalandığı ve asıl amacı seyircisini tüketicileştirmek olan bu türden güdümleyici filmlerin tür sinemasına hiçbir katkısı yok. Yapımcıların amacı da bu olmasa gerek. Onların derdi, nerede uzak bakışlı, yarı feminen bir yakışıklı görse hayran çığlığını basan yeni yetmelerin cebindeki harçlıklar. Bunun yolu neyse onu yapacaklar; kitap, dizi, sinema…

Fakat bu ticaretin de bir ahlakı olmalı. 80’lerin fenomen gençlik filmleri, Lost Boys, Back to the Future serisi ya da Monsters Squad gibi filmleri örneklersem ne demek istediğimi anlarsınız. Ben 4 Numara’da unutulan şey, gençlerin de bir zekası olduğu… Yoksa böyle “Cin Ali ve Berber Fil” seviyesinde mesajları olan bir filmi yapıp önümüze koymazlardı. Sırtını iyiden iyiye klişelere yaslamış, bilimkurgu olduğunu iddia eden ama sahte aroması yüzünden bu türün seyircisine de yaranamayan, tripten tribe giren kahramanlarıyla sıkıcılığın yeni bir zirvesi olmuş bu film. Başarılı olduğunu düşündüğüm özel efektler ve çatışma sekansları da hatalı ve içi iyice boşaltılmış hikaye yüzünden bir tatmin duygusuna yol açmıyor. Zaten işin zanaat kısmında gelebileceği son noktaya gelen bir sinema endüstrisinin, senaryoya gelince böyle zavallılaşması ve 50’lerin B filmlerine bile sokulmayacak bir sürü saçma fikri büyük bütçe ile allayıp pullayıp kafamıza çakmasının bir sonu yok mu diye düşünüyor insan!

DVD ortamında daha tahammül edilebilir olacak Ben 4 Numara, gençler için üretilmiş ve onları tavlamak için yakışıklı bir delikanlı olan Alex Pettyfer’ı tuzağın peyniri yapmış bir aksiyon denemesi. Denemeseler daha iyi olurdu diyebileceğim bu filmi, Twilight serisini tüm kusurlarını görmezcesine sevmiş bünyelere ancak tavsiye edebilirim ama Öteki Sinema’cılar uzak dursun. Ayrıca bir Robert Pattinson vakasıyla daha karşılaşmayı ummayın benden söylemesi!

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

5 Yorumlar

  1. Bu yazı isabet buyurmuş…

  2. yazilanlara katiliyorum bu filmi sinemada seyretmek para,evde seyretek zaman kaybina sebeb olur.

  3. Yazı durumu özetlediği gibi benim gibi son dönemde film izlemek isteyipte içi – dışı boşaltılmış holiwud.. yapımlarından uzak duranlara …En son Battle of L.A. saçmasından sonra…

  4. John huston,stanley kubrıck,sdyney pollack,sidney lumet,franklin schaffner,william friedkin ve daha niceleri…bu saydığım yönetmenlerde hollywood orjinli ustalar dj.carusa,da.peki ne olduda bu amerikan zihniyeti üstün zeka beyinleri 1990 sonrası artık film yapamaz yapsalar bile tüketmek üzere kurulu,yeni nesili kandırmacalar üzerine kurulu tuzaklarla göz boyamaktadırlar.hadi biz yaşı 40 üstü olanları geçtik artık neredeyse yeni nesil bile yemiyor bu numaraları.will smith ve charlize theron,lu hancock faciası zaten bunun en güzel kanıtı.son dönemin en popüler yıldızları dahi böyle absürd diye nitelendireceğim adını yapım bile koyamayacağım ucuz gösterilerle adeta geçmiş hollywood sinemasına rahmet okutuyor.
    anlayacağımız bu işler göz boyamayla olmuyor.eskisi gibi sinemaya giden kalabalıkda yok zaten.bu işin tadı tuzu kaçtı.filmleri internet üzerinden izletmeye kadar götüren bir anlayış hakim süregeliyor.eğer adam gibi film çevirseler basarım parayı giderim sinemaya.ama bu tür zırvalıklar insanı sinemadan soğutuyor.futboldan soğudum birde sinemadan soğutmasınlar bari.içine limon sıkılmadık bir o kalmıştı.onuda ekşitmesinler bir zahmet.

  5. Profesyonel Amatör

    “…Karlı olduğu da bir gerçek ama fantastik içeriğin giderek silikleştiği, Twilight’ta olduğu gibi geçmişten gelen tüm geleneklerinin pervasızca yağmalandığı ve asıl amacı seyircisini tüketicileştirmek olan bu türden güdümleyici filmlerin tür sinemasına hiçbir katkısı yok.”
    Doğru tespit. Ancak yapımcıların amacı bu değil midir, emin değilim. Güzel yazı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: