Can Evrenol My Grandmother ile !f İstanbul 2009’da

Sevgili yazarımız Can Evrenol büyük bir başarıya daha imza attı. Türkiye’nin en önemli festivallerinden 8. !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festival’nde son kısa filmi My Grandmother gösterilecek.

Festival sitesi:  http://2009.ifistanbul.com/

Can Evrenol’a ayrılan bölüm

!f istanbul bu yıl – SENDEN – başlıyor

!f istanbul’un bol ödüllü Hit menüsü!
Festivalin heyecanla beklenen etkileyici yapımları arasında; Mickey Rourke’un yıllanmış oyunculuğunun tadına doya doya varma şansı yakalayacağımız, yılın en çok konuşulan ve Oscar adaylığına kesin gözüyle bakılan Darren Aronofsky filmi The Wrestler, yılın en iddialı yapımlarından biri olduğunu 4 dalda Golden Globes ödülü, çeşitli festivallerden evine götüdüğü 26 ödül ve 35 dalda adaylığıyla kanıtlayan, Danny Boyle’dan Slumdog Millionaire, güzelliğiyle gözlerimizin perdesini kaldırırken duru oyunculuğuyla kalplerimizi bir kez daha fetheden Michelle Williams’ın başrollerinde yer aldığı Wendy&Lucy, geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali dahil birçok prestijli festivalde en çok ilgi gören filmlerden biri olan Synecdoche NY, Sundance Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü evine götüren Man on Wire, politik mizah anlayışıyla ortalığı karıştırmak konusunda son derece iddialı olan Bill Maher’in zeki komedisi Religuolus, Berlin’deki dünya prömiyerinin hemen ardından !f Istanbul’da görücüye çıkan, Koş Lola Koş’un yetenekli yönetmeni Tom Tykwer’in en son filmi The International, Charlize Theron ve Kim Bassinger gibi yıllandıkça tadını alan iki oyuncuyu bir araya getiren Burning Plain, Mori Hiroshi’nin muhteşem romanı The Sky Crawlers’ın uyarlaması anime The Sky Crawlers, iki kişinin karışık kasetler, gece hayatı ve canlı müzik eşliğinde geçirdikleri eğlenceli bir ‘uykusuz gece’nin filmi Nick And Norah’s Infinite Playlist ve dehasına geniş kitlelerin hayran kaldığı Tokyo! üçlemesi bulunuyor.

Nöbetçi Sinema:
Korkuyu ensenizde hissettiğiniz Nöbetçi Sinema bölümünün bu yıl sizi iyice gerecek yapımı; Teksas güzeli, lisenin prensesi Mandy’nin tatlı başlayan ama bir kabusa dönüşen hikayesi All The Boy Loves Mandy Lane, The Machine Girl’e imza atan yaratıcı ekibin yeni çalışması, kült aksiyon-korku filmi Tokyo Gore Police, 10 yaşında kaçırılan ve bulunduğunda vücudunda kimsenin açıklayamadığı darp izleri bulunan, 15 yıl sonra işkencecisinin karşısına bir av tüfeğiyle çıkan Lucie’nin hikayesini konu alan Martyrs.

Fantastik Filmler:
Gnçtrkcll sponsorluğunda gerçekleşen, gerçek dünyayla olan bağlantınızı renkli karelerle ve farklı tekniklerle kesen filmlerden oluşan bölümde; savaşın insanı nasıl bir canavara dönüştürdüğünü gözler önüne seren ve bizi karanlığın umutsuz özüne, kurtuluşun olmadığı yere götüren Sauna, gerçek üstü bir 19. yüzyıl dünyasında geçen, gotik bir peri masalı atmosferini soluyacağınız Edison&Leo, geçtiğimiz yılın bol ödüllü ve bol renkli animasyonu Hint Ramayana destanının başrolündeki hindu tanrıça Sita’nın hikayesine postmodern ve espirili bir yorum getiren Sita Sing the Blues, inanç ve dini idealleri hunharca yöneten fantastik ve tek düze bir metropolün hikayesi Franklyn, bolca soyguncu, buharlı tren, afyon dolu genelevleriyle Mançurya’nın kucakladığı anarşist ve çok uluslu kültürün içinde geçen bir serüven: The Good, the Bad, the Weird, tanınmış yönetmen Bruce McDonald’ın elinden çıkma ve Tony Burgess’in bir romanından uyarlama; bir zombi filmi, kara mizah ya da dil, algı ve ölüm hakkında çarpıcı bir post-yapısalcı fantazi olarak düşünülebilecek Pontypool sizi yaratıcı beyinlerinden kıvrımlarında bir geziye çıkarıyor.

!f Kült:
!f yeni bir geleneğe imza atıyor ve !f Kült kapsamında her yıl, Altyazı işbirliği ile dünyanın bugünkü hallerine söyleyecek sözü olan özel bir film arşivlerden seçilerek izleyiciye sunuluyor. Bu yıl !f Kült’ün filmleri ise; Yeni İngiliz Sineması’nın öncü yönetmenlerinden Lindsay Anderson’ın 1973 yapımı filmi, efsane ingiliz rock n’ roll gruplarından The Animals’ın kurucularından Alan Price’ın müziklerini yaptığı, hem Brecthyen, hem Marksist, hem gerçeküstücü, hem öfkeli, hem de absürd bir epik yolculuk şaheseri O Lucky Man ve Dario Argento’nun yönetmenliğini yaptığı 1975 yapımı bir klasik, gerilim türünün en başarılı örneklerinden, sizi kırmızının derinliklerine götüren Profondo Rosso / Deep Red.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

7 Yorumlar

  1. tolga demirtas

    tebrikler can :)

  2. Can’la gurur duyuyoruz ve ilk uzun metrajını çekmesini dört gözle bekliyoruz.

  3. tesekkurler arkadaslar : ) eksik olmayin!

    Bu sene !f’teki filmler icinde en gormeye deger olanlarini zaten Murat belirtmis. Benim de bu seneki !f’ten kacirmayin dedigim tavsiyelerim sunlar:

    Tokyo Gore Police
    Martyrs
    The Good, the Bad and the Wierd
    Wrestler
    Man on Wire
    Involuntary
    ve tabi ki Deep Red

  4. Bu başarı Can ın değil Grandmother rölündeki kadınındır. Onun oyunculuğu sayesinde filmden etkilenmişlerdir, o ne gerçekci yemek sahnesi… Şaka bir yana Can tebrik ederim, emeği geçen arkadaşlarıda tebrik ederim. Başarılarının devamını dilerken uzun metrajlı film yapmanı ama yemek sahnelerini az tutmanı can’ı gönülden dilerim :)
    Selamlar.

  5. Tebrikler Can. Merakla bekliyorum.

    Bu arada kesinlikle hastası olduğum Profondo Rosso’yu sinema ortamında seyredemiyor olmam kalbimi çok kırıyor.

  6. my grandmother daki kızıl kız bana fulci nin the beyond filmindeki Maria Pia Marsala yı hatırlattı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: