Detective Dee: Mystery of the Phantom Flame (2010)

2010 yılı mahsulü Detective Dee and the Mystery of the Phantom Flame (ya da orijinal adıyla Di renjie: Tong tian di guo), Hark Tsui tarafından yönetilmiş olan Çin / Hong Kong ortak yapımı bir film. Ülkemizde Dedektif Dee ve Gizemli Alev ismiyle vizyona girmiştir.

Uzakdoğu sinemasına ucundan kıyısından bile olsa azıcık bulaşmış hemen herkesin Hark Tsui ile yollarının kesişmesi oldukça muhtemel. Yapımcı, senarist, yönetmen ve aktör olarak onlarca yapımda görev alan Tsui, Hong Kong sinemasının altın çağı denilen seksenli ve doksanlı yıllarda öne çıkan sinemacılardan biri.

Tsui, farklı türlere ait unsurları bir araya getirerek başarılı karışımlar oluşturmakta ustalaşmış bir yönetmen. Filmografisine bakıldığında hemen her türden örneğe rastlamak mümkün. Bazı işleri büyük gişe başarıları kazanırken, bazıları gişede çuvallasa bile kendi hayran kitlesini yaratarak kültleşiyor. 2010 tarihli Detective Dee: Mystery of the Phantom Flame, gişede başarılı olanlardan.

İmparator Tang Gaozhong’un ölümünden sonra saltanat vekilliğini sürdüren İmparatoriçe Wu, tarihin ilk kadın hükümdarı olarak taç giymeye hazırlanmaktadır. Bir kadının tahta geçmesi fikrinden rahatsızlık duyan kraliyet üyeleri ve yetkililer, İmparatoriçe’nin saltanatına son vermek için gizli planlar yapmaktadırlar. Bu arada taç giyme törenine yetiştirilmek üzere sarayın hemen dışında, 66 metre boyunda bir Buda heykeli inşa edilmektedir.

İki yüksek rütbeli saray yetkilisi güneşe çıktıklarında içten yanarak kül olur. Her ikisi de ölmeden kısa süre önce heykelin içinde bulunan ve kötülüğü defettiğine, felaketleri önlediğine inanılan tılsımların kutsallığı ile ilgili umursamaz tavır içinde olduklarından halk, bu ölümlere tılsımların lanetinin sebep olduğuna inanır. İmparatoriçe Wu, gizemli ölümleri araştırmak üzere sekiz sene önce kendisine karşı ayaklandığı için hapse atılan Dedektif Dee’yi görevlendirir. İmparatoriçe’nin yakın koruması, kırbaçlı güzel Shangguan Jing’er ve baltalı albino Pei Donglai bu karışık davayı çözmesinde Dedektif Dee’nin en büyük yardımcıları olacaktır.

Tang Hanedanlığı zamanında yaşamış gerçek bir kişilik olan başkahramanımız Dedektif Dee, birçok romana ve televizyon dizisine konu edildiğinden popüler bir figürdür. Robert van Gulik tarafından yazılan kitaplar sayesinde ünü Çin dışına taşarak Batıda da belli oranda bir hayran kitlesi edinmiştir. Bu yüzden hem iç pazarda, hem de dışarıda gişe başarısı sağlamak adına hikâyenin merkezine yerleştirilebilecek en uygun karakterlerden biri olduğu söylenebilir.

Detective Dee: Mystery of the Phantom Flame, Hark Tsui’nin birçok filminde rastlanılan türler arası karışımdan nasibini fazlasıyla alıyor. Gerilim, gizem, macera, komedi ve wuxia gibi kolaylıkla bir arada göremeyeceğiniz farklı türlere ait doneler, başarıyla aynı potada eritilerek servis ediliyor. Karakterler, kimi zaman bir Agatha Christie romanındaki gibi ipuçlarını birleştirerek katilin kim olabileceği üzerine fikir yürütüyor, kimi zaman Indiana Jones serisindekilerle yarışacak düzeydeki mekânlarda macera peşinde koşuyor, kimi zaman kılıç, balta, kırbaç, asa ve tabii ki ellerini kullanarak birbirleriyle kıyasıya dövüşüyor ve bütün bunların hepsi aynı filmin içinde gerçekleşiyor.

Andy Lau, Bingbing Li, Chao Deng ve pek fazla süre alamasa da Tony Leung Ka Fai gibi önemli oyuncuların katkısı filmi bir üst seviyeye taşıyor. En etkileyici unsurlardan biri ise nefes kesen mekân tasarımları. İnşası devam eden dev Buda heykelinin içi, Hayalet Pazar, Sonsuzluk Tapınağı gibi görsel hayal gücünün zirve yaptığı sahnelerde en ince detayına kadar uğraşıldığı belli oluyor.

Peki, filmin hiç mi zayıf tarafı yok? Aşırı CGI kullanımı kimi sahnelerde rahatsızlık verebiliyor. Film M.S. 689’da geçtiğinden, o tarihe ait genel şehir planları doğal olarak CGI destekli veriliyor, gerçi bu sahneler çok fazla sıkıntı yaratmıyor. Ancak mesela Dedektif Dee’nin geyiklerle dövüştüğü sahne biraz fazla ucuz görünüyor. Hark Tsui sinemasına aşina bünyelerin fazla yadırgamayacağı bir durum olsa da çok yüksek bütçeli filmlerle karşılaştırıldığında alay konusu olması muhtemel.

Bir de cinayet sonrası gerek olay yerinde, gerekse cesetlerden arta kalanların saklandığı yerde yapılan araştırmalar, CSI: New York tadındaki dizilerle yarışır cinsten olduğundan yüzlerde tebessüm yaratıyor.

2010 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan Detective Dee: Mystery of the Phantom Flame, iki saatlik süresine rağmen zamanın nasıl geçtiğini anlamadan keyifle izlenebilecek çok eğlenceli bir macera filmi. Uzakdoğu sinemasına mesafeli seyirciler bile gönül rahatlığıyla tercih edebilir.

Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir