Doragon Heddo / Dragon Head (2003)

2003 yılı mahsulü Doragon Heddo / Dragon Head, Jôji Iida tarafından yönetilmiş olan Japonya yapımı bir film. afis2

Jôji Iida Japon sineması içinde saygı duyduğum isimlerden biri. Gerek senaryo yazarı, gerekse yönetmen olarak birçok başarılı işe imza attı. Ringu efsanesinin beyazperdedeki ilk ayağı olan televizyon filmi Ringu: Kanzen-ban‘ın (1995) senaryosunu yazan Iida, başarılı Ringu uyarlamalarından Rasen‘in (The Spiral, 1998) de senarist ve yönetmenidir. Aynı şekilde harika bir polisiye ve korku harmanı Anaza Hevun‘i (Another Heaven, 2000) yazıp yönetmiştir. Doragon Heddo, Iida’nın an itibariyle yönetmiş olduğu son film.

Doragon Heddo, büyük bir tren kazası sonrası bir tünelin içine sıkışıp kalmış tren enkazının görüntüleri ile açılır. Bir okul gezisi nedeniyle bütün vagonlar öğrenci ve öğretmenler ile doludur. Kazadan sadece üç öğrenci sağ olarak kurtulur; Teru, Ako ve Nobuo. Tünelin içine hapsolmuş öğrencilerden Nobuo, inek diye tabir edebileceğim, sınıfın devamlı dalga geçtiği bir öğrencidir. Kazadan sonra en çok etkilenen Nobuo olur. Ağır yaralı olan öğretmenini öldürürken “benimle dalga geçerlerken nerelerdeydin?” söylemiyle kendince öğretmenini cezalandırır. Şiddet kullanmaktan çekinmeyen Nobuo, şokta olan Teru ve Ako üzerinde kısa sürede hakimiyet kurar. Teru tünelden çıkmak niyetindedir. Yanına Ako’yu da alarak bir çıkış yolu aramaya başlar. Nobuo kurduğu hükümranlığın bu kadar kısa sürede yıkılmasına isyan ederek gitmek isteyen ikiliye engel olmaya çalışır. Biraz da şansın yardımıyla ikili tünelden çıkar.

Kaza sonrası tünelin içinde geçen bu yarım saatlik bölüm bence filmin en güçlü kısmını oluşturuyor. Kalan bölümden bağımsız olarak değerlendirildiğinde bile rahatlıkla çok güçlü ve etkileyici bir kısa gibi durduğunu söyleyebilirim.

Teru ve Ako tünelden dışarı çıktıklarında, olayın sadece bir tren kazasından ibaret olmadığını anlarlar. Dışarısı tamamen beyaz küllerle kaplıdır. Belki de bütün dünyanın maruz kaldığı büyük bir felaket ile karşı karşıya olduklarını anlarlar. Artık tek bir hedefleri vardır. Tokyo’ya, evlerine dönmek.

Teru ve Ako’nun Tokyo’ya doğru seyahatlerini anlatan film için kabaca bir yol filmi bile diyebiliriz. Yol boyunca karşılaştıkları insanlar, gruplar, yıkılmış şehirler ve iki insanın birbirine daha sıkı sıkıya sarılması. Gerçi Teru ve Ako’nun birbirleriyle yakınlaşma süreci, biraz uzakdoğu usulü fazla melankolik bir havada veriliyor. (Bir türlü alışamadım şu uzakdoğu melankolizmine.) Bu sahneleri göz ardı ettiğimizde, geriye kalanlar fazlasıyla tatmin edici bir hikaye sunuyor.

cats

Yıkılmış şehir görüntüleri bilgisayar destekli hazırlanmış olsa da (buradaki da eki bilgisayar destekli efektlere soğuk baktığımın altını çizmek içindir) asla rahatsız edici olmuyor. Aksine çok sevdiğimi söylemeliyim. Görsel açıdan etkileyici sahneler yaratmışlar. Özellikle gökyüzünden yeryüzüne düşen ateş topları çok hoşuma gitti. Bu noktada geçenlerde Anıl’ın yorumlara yazdığı sözler geldi aklıma: “Görselliği de sağlam. Ama daha önceden de söylemiş olabilirim, ikinci sınıf video filmleri hariç en son ne zaman görselliği göz okşamayan bir film izledim, hatırlamıyorum.” Kesinlikle katılıyorum.

Dünyada olan felaket ile ilgili net bir sebep gösterilmese bile etkilerinden birinin insanları delirttiği gerçeği, ikilimizin karşılaştığı insanlar sayesinde netlik kazanıyor. (Tünelin içinde iken Nobuo’nın geçirdiği değişim buraya bağlanıyor.) Karşılaştıkları insanlardan biri, bir doktorun buna çare olarak beyin ameliyatı ile beyindeki korku, endişe, üzüntü, sevinç gibi insana dair ne kadar duygusal öge varsa hepsinin ortadan kaldırılmasını önerdiğini ama bunu kimsenin kabul etmediğini anlatıyor. Tesadüfen doktorun evine girdiklerinde, doktorun iki çocuğunu ameliyat ettikten sonra intihar ettiğini görüyorlar. Kendince çocuklarını bu faciadan kurtardığına inanmış ve delirerek çocuklarına zarar vermeden önce intihar etmiş.

Sadece ilk yarım saatlik bölüm için bile olsa izlenmesi gereken bir film Doragon Heddo. Japon sinemasının ustalarından olduğunu düşündüğüm Jôji Iida’dan dünyaya post apokaliptik bir bakış.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir