Ön Bakış: Jurassic World Fallen Kingdom

İnsanın baskın konumunu yitirip av durumuna düşmesi en büyük korkularından biridir. Pek çok korku filmi de bunun üzerine oynar. Gerisi işin şekil kısmından ibaret. Avlayan ister kötü bir ruh, ister eldiven giyen bıçaklı bir katil, ister bir canavar olsun, mekanikler pek değişmiyor. Fakat avcı uzaktaysa ve filmi serileştirmeye kalkışıyorsanız, bazı lojistik ve mantık sorunları ortaya çıkıyor. Öyle ya, kimse “hadi bir yere gidip topluca av olalım” demez.

Eski Alien filmleri, bunu farklı şekillerde çözmüştü. Örneğin Aliens’ta, Xenomorph’ların olduğu gezegene koloni kurulması mantıksız değildi, çünkü ilk filmdeki olaylardan sağ kurtulan tek kişi 57 yıl boyunca yapay uykuda kalmış olan Ripley’di ve kimsenin gezegendeki tehlikeden haberi yoktu. Alien 3’te yaratıklar Ripley’e geldi. Alien 4’te dönemin güncel konusu klonlama bahane edildi filan. Ama kimse av olacağı yere canı isteyerek gitmedi. Jurassic Park filmlerindeyse bunun tersini gördük. Lost World’de dinozorları Amerika’ya getirme konusu işlendi. Jurassic Park III’te dinozorları görmek için adanın yakınlarında paraşütle uçan iki gerzeği kurtarmaya çalıştık.

Jurassic Park serisinin ilki bir hayli sorunlu olan yeni tasarımı Jurassic World’ün Fallen Kingdom alt başlıklı devam filmi ise insanlarla dinozorları yeniden karşı karşıya getirmek için bahane bulmakta iyice zorlanmaya başlamış gibi görünüyor. Mesele özetle şu: Isla Nublar havaya uçacak! Sebep, volkanik bir patlama. Bu durum ilk filmde adaya kocaman bir park açmış olan InGen yöneticilerinin zekâ düzeyi konusunda pek iyi şeyler söylemiyor. Fakat ilk filmin kahramanları Owen Grady ile Claire Dearing’in “geçen sefer bizi ham yapmaya çalışan dinozorlar vardı ya, hadi gidip yanardağdan kurtaralım onları” demesi de pek yenilir yutulur gibi değil. Tamam, hayvansever olmak güzel şey ama Ripley’nin Xenomorph’ların soyunun tükenmesini önlemek için LV-426 gezegenine dönmesi gibi bir şey bu!

Kısacası filmin çıkış noktası zayıf. Madem Michael Crichton’ın orijinal materyallerinden bu kadar uzaklaşacaklardı, dünyaya yayılan dinozorlar karşısında ölüm kalım mücadelesi veren, kıyamet sonrası bir film çok daha enteresan olabilirdi. Ama ilk filmin yönetmeni ve yazarı Colin Trevorrow’la Derek Conolly, mantığı iyice zorlamayı tercih etmiş. Peki fragmanda bunun dışında ne var? İlk filmin çiftinin ayrılmış olması ve geçmişteki ilişki yüzünden birbirlerini yemesi gibi bir klişe var. Bir de patlayan yanardağ etrafında dönen aksiyon sahneleri. Bu sahneler büyük ihtimalle filmin sonlarında olmayacak ama fragman yine de çok fazla şey göstermiş gibi görünüyor.

Fragmanın ispatladığı en önemli şey, bir daha ilk Jurassic Park yaratıcılığında bir canavar filmi izleyemeyecek olmamız. “Uygulayıcı yapımcı Steven Spielberg” ibaresi, bunun yanı sıra Hollywood’un eski “harika çocuğu”nun son dönem performansı yüzünden de beni pek etkilemiyor. Yine de filmi bekleyenler için yönetmenin El Orfanato (Yetimhane) ve A Monster Calls (Canavarın Çağrısı) gibi iki kalburüstü korku filmi yönetmiş olan J.A. Bayona gibi önemli bir isim olduğunu, serinin önceki filmlerinden Chris Pratt, Bryce Dallas Howard, B.D. Wong, Jeff Goldblum gibi isimlere Ted Levine, Toby Jones, Geraldine Chaplin gibi tanınmış oyuncuların eşlik ettiğini ve filmin 8 Haziran’da gösterime gireceğini not düşelim.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir