Kadın Hamlet Niye Kadın?

“Bu filmin olay olacağına inanıyorum”

Metin Erksan, Kadın Hamlet (1976)’in çekim hazırlıkları sırasında verdiği bir röportajda seyircilerin artık farklı şeyler görmek istediğini ve çekeceği yeni filmin bu isteği fazlasıyla karşılayıp olay yaratacağını söylüyordu. Kadın Hamlet olay yaratmadı ve beklendiği ölçüde iş de yapmadı. Ama filmin içerdiği ilginç anlatımlar ve yarattığı atmosfer onu Türk Sineması içinde eşsiz kılmaya yetip de artıyordu.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kirisci

Filmin adı ve Metin Erksan’ın “Bir erkek olarak Hamlet’in yaptığını bir kadın yapamaz mı düşüncesinden yola çıkarak bu senaryoyu yazdım ve filmini çektim.” sözleri, Kadın Hamlet’in bir kadın filmi olduğuna dair bir kanı oluşturur. Baktığınızda Hamlet’in kadın olmasıyla değişen hiçbir şey göremezsiniz. Eğer Hamlet’i bir erkek oyuncu canlandırsaydı anlatımda hiçbir fark olmazdı. Hamlet’in “duvarsız oda”sındaki yatağında kadınsılığını belli ederek uzanmış olduğu sahnede bile böyle bir vurgu bulunmaz. Üstelik Hamlet bir kadın olarak “cehennemin kükürtlü alevlerinde” yanacak bir erkek olan babasına sonsuz bir sevgiyle bağlıdır ve onun öcünü almaya çalışır.

Metin Erksan, filmi yalnızca Shakespeare’in oyunundan değil bir İzlanda efsanesinden yola çıkarak yaptığını da söylemiştir. Fakat Kadın Hamlet filminde, bahsedilen efsanedeki gibi Hamlet’in kadın olup da bunu saklamak zorunda olduğu bir öykü yoktur. Önceki birkaç sinema uyarlamasında ve tiyatro yorumunda Hamlet’i kadınlar canlandırmış ama bu uyarlamalarda karakterlerin kadınlıklarını sakladıkları ve kendilerini erkek olarak yansıttıkları senaryolar kullanılmıştı. Kadın Hamlet’te ise Hamlet kadın olduğunu saklamak zorunda değildir. Öyleyse Kadın Hamlet filminin adında vurguladığı “kadın”, yalnızca Hamlet’in farklı görsellikte bir yorumunun amaçlandığını gösterir.

a75c9240-3494-485a-a242-2a18077a426e

Kadın Hamlet çekilmeden önce çıkan haberlerde Fatma Girik’in Hamlet’i saçları kazınmış olarak canlandıracağı söyleniyordu. Hatta bunun provası yapılmış ve bu sırada çekilen fotoğraflar yayınlanmıştı. Saçlarını kazıtınca yüzünün alacağı şekli beğenmeyen ve çevresinin de “Keloğlan’a dönmüşsün” diye bu görüntüyle alay ettiği Fatma Girik, saçlarını kazıtmaya yanaşmadı. Metin Erksan ise, Fatma Girik’in saçlarını kökünden kazıtması konusunda ısrar ederek onu ikna etmeye çalıştı: “Bir filim artisti, konuya ne kadar yakın bir tuvalet, aksesuar ve fiziksel görünüş düzeni içinde bulunursa, filim o kadar başarılı olur. Bunun aksini iddia, ispat etmek mümkün değildir. Ben Fatma’nın eninde sonunda anlayış gösterip, saçlarını kökünden kestirmeye razı olacağına inanıyorum. Tanıdığım Fatma her şeyden önce sinema sevgisini birinci planda tutar.”

Metin Erksan’ın çabaları işe yaramadı: “Hamlet rolü için saçlarını ustura ile kazıtacağına söz veren üstelik bu konuda bir basın toplantısı bile yapan Fatma Girik, son anda sözünden caydı.” Hamlet muhtemelen filmin bütününde değil, intikam almaya karar verdikten sonra ve delilik oyununa başladığı sahnelerde saçlarını kazıyacaktı. Bu önemli ayrıntıyı akılda tutarak filmi incelediğimizde Hamlet uyarlamasının neden bir kadın Hamlet karakteri barındırdığını belki daha iyi görebiliriz.

Oyun sinemaya uyarlanırken Metin Erksan, daha önceki yabancı uyarlamalarda olduğu gibi bazı öğeleri değiştirdi, çıkardı, yeni sahneler ekledi. Günümüze aktarılan öyküde Hamlet Amerika’da tiyatro öğrenimi gören, zengin bir ailenin çocuğu olarak canlandırılır. Öykü de bir çiftlikte geçer. Oyun ve filmdeki en önemli fark Hamlet’in karakterinde görülür. Oyundaki Hamlet, dünyanın acımasızlığı ve adaletsizliği karşısında yılmış, bezgin hale gelmiş biridir. Babasının ölümü, ardından annesinin amcasıyla evlenmesiyle yaşadığı yıkım ve öfkeyle daha da uzaklaşmıştır yaşamdan. Zaman zaman öfke patlamaları yaşar zaman zaman da harekete geçemediği için hayıflanır durur. Ama Kadın Hamlet’teki Hamlet baştan sona öfke patlamaları yaşar, baştan sona savaşçıdır.

Oyunla film arasındaki bir diğer önemli fark ise filmin en başında yaşanır. Bu sahnede Hamlet’in amcasının kendi kardeşini dürbünlü tüfekle öldürmesi gösterilir. Böylece oyunda sonradan kanıtlanan bu gerçek en başta seyirciye sunulur. Seyirci açısından da bir merak unsuru yaratmak ve Hamlet’in düştüğü kuşkulara seyircinin de düşmesi amaçlanmamıştır. Bu bilginin verilmesi, Hamlet’in amcasına duyulacak olan nefrete katkı yapmaya yarar. Kardeşini kalleşçe öldürmesi, cenazesinde onun için tiratlar atması ve kardeşinin karısının artık kendi kardeşi olduğunu beyan etmesi ama hemen ardından kahkahalar eşliğinde onunla evlenmesi bölümleri arka arkaya gösterilir. Böylece ondan iyice nefret eder ve Hamlet’in amcasından alacağı intikamı beklemeye başlarız.

Kadın Hamlet set

Filmde konuşmalar abartılıdır, tiyatro metnini andırır ve doğallıktan tamamen uzaktırlar. Hamlet’i canlandıran Fatma Girik’in bazı sahnelerde çığırından çıkan, öfkesi vücuduna sığmayan, umutsuzca bir çıkış arar gibi o vücudu sert ve keskin hareketlerle zorlayıp duran abartı ve coşku dolu oyunu buna ayrıca katkı yapar. Metin Erksan, Ölmeyen Aşk filminde Ali karakterini oynayan Kartal Tibet’le yaptığı gibi Fatma Girik’ten de bu abartılı oyunu vermesini istemiştir.

Kadın Hamlet, çoğu kaynakta fantastik türde bir film sayılıyor. Ama filmde Hamlet’in babasının hayaletinden başka hiçbir fantastik öğe yoktur. Hamlet’in delilik gösterileri sırasında giydiği kostümler, boş arazideki müzisyensiz orkestra, duvarsız ve tavansız oda vs. sahneleri sıra dışıdır ama fantastik sinema öğeleri sayılamazlar. Hamlet oyunundaki hayalet, aslında Hamlet’in kanıtlanmamış önyargısının, kuşkularının yansımasıdır. Metin Erksan da bunun bilinciyle filmdeki hayaleti, Hamlet’in kuşkulanıp durduğu düşüncelerinin bir görselleştirmesi olarak kullanır. Hamlet hayaletten gerçekleri öğrendiğinde “Bilinmeyeni bilen ruhum!.. Bunu daha önce düşünmüştüm.” der. Böylece Hamlet’in zaten kuşkulandığı ve düşüncelerinde canlandırdığı, babasının amcası tarafından öldürüldüğü bilgisi hayalet sahnesiyle gösterilmiş olur. Buradan yola çıkarak; deforme planlarla dolu sahnelerin, fazla abartılı oyunların, göstergelerle dolu mekan, kostüm ve aksesuarların katkısıyla filmin büyük bir kısmını Hamlet’in intikam fantezisi olarak görmek de mümkündür.

Hamlet kuşkularını kendi düşüncesinde bir kalıba oturttuktan sonra bunu kanıtlamaya girişir. Delilik örtüsü altında Hamlet’in görünenin ardındaki gerçeğe vurgu yaptığı sahnelerde, Hamlet de göründüğü deliliğin ardındaki gerçekleri sözleriyle gösterir durur. Hamlet, elinde borazanıyla gelip Orhan’ın “yalnızca görüneni resmettiği” resmi mahvederken, uyumakta olan anne babasına ayna tutup onlara içyüzlerini göstermeye çalışırken, olmayan bir orkestrayı tutkuyla yönetirken, duvarları olmayan odasındaki yatakta uzanırken, “Dünya hapishanesindeki” bir kafesin içinde arkadaşlarını karşılarken hep görünürde olmayıp saklanmaya çalışan “kötülük, vahşet ve barbarlıkla” alay eder. Bu filmde Hamlet Metin Erksan’ın ta kendisidir. Bir ihanete, kötülüğe, aptallığa karşı verdiği öfke dolu tepkilerin izleri Hamlet karakterinde kolayca görülebilir. Hamlet’in deliliğini göstermeye çalıştığı sahnelerde attığı tiratlar -aynı Shakespeare’in oyun içinde Hamlet’in ağzından tiyatro, oyuncular, yazarlar, seyirciler vs ile ilgili kendi düşüncelerini söylemesi gibi- Metin Erksan’ın kendi düşünceleri ve söylemek istedikleridir.

Hamlet’in, amcasına nerdeyse açıkça sen katilsin dediği tiyatro sahnesinde Hamlet’in annesi ve amcası yan yana oturmaktadırlar. Birinin arkasındaki perde mavi diğerininki kırmızıdır. Ama kırmızı perdenin üzerinde mavi bir ışık, mavi perdenin üzerinde ise kırmızı bir ışık vardır. Karakterlerin çekimlerinde bunlar özellikle karakterlerle özdeşleştirilmiştir. Buna göre, anne ve amca farklı renkte sunulmakla birlikte içlerinde birbirlerinin renklerini de taşırlar. Kötülükte aynı olarak sunulan anne/kadın ve amca/erkek birbirlerinden farklı değildirler. İkisinin de içyüzlerinde saklanan kötülük onları aynı kılmaktadır. Hamlet’in de içindeki intikam duygusu ve kötülüğe karşı savaşma isteği kadın da olsa erkek de olsa farklı değildir. Metin Erksan’ın Hamlet’in saçlarını kazıtma düşüncesi, muhtemelen karakteri kadın kimliğinden uzaklaştırmayı ve cinsiyetsiz hale getirmeyi amaçlıyordu. Hamlet kadın kimliğiyle başladığı yolculuğunda, intikam alma isteğiyle birlikte değişime uğrayacak ve bir intikam meleğine dönüşmüş olacaktı.

Kadın Hamlet, bu adın seyirciden ilgi görmeyeceği de düşünülerek İntikam Meleği adıyla yayınlanmıştı. Afişlerinde ve lobi kartlarında hep bu ad görülür. Kadın Hamlet adı, yıllar sonra DVD olarak yayınlandığında kapağa yazılmıştır. Meleklerin cinsiyetsiz olduğuna dair tek tanrılı din söylemlerine göre İntikam Meleği adı bu anlamda filmin anlatımına uygun düşüyordu. Eğer Metin Erksan düşündüğü gibi, filmde Hamlet’in saçlarını kazıtsaydı, belki de bu anlatımı daha da belirgin olarak vurgulanmış olacaktı.

Kadın Hamlet filmi özellikle sonlara doğru kesik kesik bir anlatıma sahipmiş gibi bir izlenim bırakır. Hamlet ve Orhan arasındaki aşk, oyunda da olduğu gibi arka planda kalır ama ikisinin arasındaki sevgiyi filmde hissetmek pek de mümkün olmaz. Tiyatro sahnesinde Hamlet’in kurukafa resimleriyle dolu pançosu oyun öncesi gösteride değişir, gösteri biter bitmez alkışlar devam ederken yeniden aynı pançoyu giydiği görülür. Orhan’ın intiharı, yaşadığı yıkımla girdiği bunalıma dair bir sahne verilmeden birden gerçekleşir. Hamlet’in, annesine deli olmadığını ve onlara oyun oynadığını, amcasını öldürmek istediğini itiraf ettiği sahneden sonra birden amcasının Hamlet’e buradan gitmesi gerektiğini söylediği sahneye geçilir. Annesinin Hamlet’in itirafını amcasına iletip iletmediği belirsiz kalır. En sonda ise Orhan’ın cenazesinin hemen ardından Hamlet elinde silahla ormanda görülür. Orhan’ın abisi Osman da onu vurmak üzere dürbünlü tüfekle Hamlet’i izlemektedir. Hamlet’in tüfekle ormanda ne yaptığı, nereye gittiği anlaşılmaz. Kardeşi Orhan’ın ve babasının intikamını almak için Hamlet’in amcasıyla ortak bir plan kuran Osman, Hamlet tarafından vurulunca ortada hiçbir neden yokken birden Hamlet’ten taraf olur ve ölürken ondan af diler. Bu değişimi o sırada neden ve nasıl yaşadığı anlaşılmaz.

Kadın Hamlet, zor bir yapım süreci sonunda tamamlanmıştı ama görünüşe göre Metin Erksan, filmi bu koşullar nedeniyle tam istediği gibi bitirememiş olmalıdır. Yukarıdaki bazı sahneler Hamlet’in fantezisi içindeki düşünceler arası atlamalar gibi görülebilir ama bu zorlama bir dayandırma olur. Metin Erksan bu filmden on yıl sonra verdiği bir röportajda Kadın Hamlet’in yarım yamalak kaldığını söylemiş ama filmde söylediği bazı öngörülerin pek yakında gerçekleşeceğini belirtmişti. Kadın Hamlet, film boyunca atılan tiratlar ve özellikle tiyatro oyunu sahnesindeki Orhan Veli Kanık’ın Timur Selçuk bestesiyle söylenen Pireli Şiir’iyle politik anlatımlar da içerir. Bu şiirdeki sözlerle birlikte “asıl baba”nın öldürülmesi ve yerine onu öldürenin geçmesi, babaya ve ilkelerine bağlı olan “eş”in ona ihanet ederek yeni babayı hemen kabullenmesi gibi anlatımlar da Türkiye siyasi tarihine dair bir benzetme ve kehanet gibi görülebilir ama filmin bütününde belirgin başka göstergeler yoktur. Osman’ın, kardeşi Orhan’a Hamlet’le ilişkisini kesmesi çünkü onun zengin Orhan’ın ise fakir olduğu söylemi de desteksiz kalır. Filmde sınıf farkından dolayı yaşanan hiçbir gerilim bulunmaz. Hamlet’in atış talimi yaptığı ve Orhan’ın ölüm haberini aldığı yerde arkada duran büyük dünya maketi gibi anlamlandırmanın zor olduğu ayrıntılar da vardır. Metin Erksan tasarladıklarını tam olarak gerçekleştirebilseydi film nasıl olurdu bilemiyoruz. 70’li yılların sonunda Türk Sinemasının içinde bulunduğu ekonomik sorunların bu tasarıları büyük ölçüde etkilemiş olduğu açıktır.

Kadın Hamlet tüm eksiklerine rağmen barındırdığı alışageldik olmayan, şaşkınlık verici, eğlence dolu sahneleriyle kendini sonuna kadar izlettirmeyi başaran bir yapımdır. Eğer Hamlet’in kadın yapılmasının amaçlarından biri gerçekten erkek yerine kadın Hamlet’in de olabileceğini göstermekse bu fazlasıyla başarılmıştır. Fatma Girik’in nerdeyse mimiklerinin tamamını sınırlarda kullandığı, şekilden şekle girdiği, farklı farklı ifadeler vermesine rağmen karakter bütünlüğünü korumayı başardığı oyunculuğunu izlemek bazen söylediklerini takip etmeyi bile güçleştirir. Metin Erksan’ın güçlü kadın karakterlere olan tutkusunu da sonuna kadar yansıttığı Kadın Hamlet, aynı başkarakteri gibi deliliğin sınırlarında dolaşan ve “delilik görüntüsü ardındaki bazı sözlerinde doğruluk bulunan” bir filmdir.

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu.

2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı.

Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir