Kutsal Damacana 2 / İtmen (2010)

Türk sinemasının “korku-komedi” alt türü ile kafası karışık flörtü devam ediyor. Kutsal Damacana 2 – İtmen bunun şimdilik son örneği…

Film, Şafak Sezer’in canlandırdığı Fikret’in ev arkadaşına bıraktığı bir veda mektubuyla açılıyor ve  beyhude bir ilk filmi hatırlatma çabası ile vakit harcayarak devam ediyor. Bu biter bitmez Fikret’in hayata tutunmaya çalışırken vazgeçemediği Türk kurnazlığından kaynaklanan absürt durumların komedisi başlıyor. Aslında filmin ne anlattığından çokça bahsetmek gerekli değil çünkü senaryonun herhangi bir işlevi yok… Finale kadar süren önemsiz bir olaylar dizisinin içine serpiştirilmiş bir dizi skeç izliyoruz. 1.5 saat boyunca olan biten her şey, karikatürden gelen senaristlerinin kaleminden çıkma durum komedisinin gerçekleşebilmesi için fon görevi üstleniyor. Fakat Kaan Ertem, Soner Günday ve Suat Özkan’ın bir karikatür karesinde insanı çatlatacak kadar eğlenceli olabilecek absürt yaratımları ete kemiğe bürününce o kadar da komik durmuyor. Ayrıca batı cephesinde değişen bir şey yok! Seyirci olarak en çok tepkiyi hala küfüre veriyoruz. Filmdeki karakterler de bunun farkında olarak hiçbir fırsatı kaçırmamacasına küfrediyor.

Ucuz prodüksiyon adına yapılan yanlış oyuncu seçimleri, bütün yükün Şafak Sezer’in üzerine yıkıldığı tüm komik anların gerçek bir etki yaratamadan geçip gitmesine yol açıyor. Yan oyuncuların kalakalması, replik beklemesi bir yana artık dişleri eksik zengin adam karakterini kimse yemez! Yılların Aydemir Akbaş’ı ise biraz yorgun ama yapıma kıymet katıyor. Fikret’in yeni yardakçısını oynayan Mustafa Üstündağ aslında yetenekli bir oyuncu… Şafak Sezer’le iyi bir ikili olmayı başardıklarını söylemekse oldukça güç! Gözler Ersin Korkut’u arıyor ve yönetmen Korhan Bozkurt bunun farkında olarak filme eline geçen her fırsatta ilk filmden Ersinli sahneler eklemiş.

Şafak Sezer komedi sinemamız için önemli ve gerekli bir isim… Vücudunun her santimine sinmiş komedi yaratma kabiliyeti ile Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar’ın bir türlü paylaşamadığı “komedinin kralı” tahtına “az bir kenara kayın…” dercesine talip bir yetenek… Seyirci için afişte onun isminin yazması gişede fark yaratıyor. Fakat yine gördüğümüz üzere ortaya çıkan sonuç; yapımcıların sadece ismine güvenerek Şafak Sezer’i ısrarla özensiz projelerde harcaması oluyor. Oyuncunun kendi markasına önem veren bir yapımcı/yönetmenle anlaşıp yazıldığı kadar iyi çekilmiş filmlerde oynaması kariyeri açısından gerekli.

Film teknik olarak da oldukça yetersiz… Başlangıçtan itibaren kendini belli eden beceriksiz kurgu özellikle Burt Reynolds’dan Ferhat Güzel’e geçiş yapmaya çalışırken iyice tuhaflaşıyor. Havaalanı sahnesinde ki ses rezaleti ve orman sahnelerinde netliği yapılmamış bir mercekten kaynaklanan affedilemeyecek teknik kusurlar filme zarar veriyor. Kutsal Damacana 2 bu haliyle bir TV filmi standardını dahi tutturamıyor.

Eğer ortada fantastik bir durum varsa mutlaka efekt ve makyaj da vardır ama hemen umutlanmayın. Kutsal Damacana 2 bazı basit Morph numaralarından ve hevesli birinin bilgisayarında birkaç günde hazırlayabileceği CGI Diablo karakterinden fazlasını barındırmıyor. Yaratık makyajı acemice ve mimikten yoksun… Siz hiç, birinin suratına hafifçe dokunduğunda tırnağı kalkan kurtadam gördünüz mü?

Türk sinemasının korku-komedi türünde düzgün örnekler verdiğini söylemek gerçekçi olmayacaktır. Geçmişten gelip türü besleyecek bir gelenek olmadığı gibi aslında bizim özgün bir korku filmimiz bile yok! Olmayan türün parodisini yapmak ne derece mümkün tartışılır ama Kutsal Damacana 2 korkutmak adına hevesli bir yapım değil… Film hiçbir anında şimdiye kadar oluşturulan korku geleneğine saygı duymuyor. Kurtadam laneti ve Şeytan çıkarma gibi ilgisiz 2 fenomeni anlamsızca karıştırıp sunmak ve Kurtadam figürünü sömürerek bize hep yabancı duran fantastik duygusunun içine şaşkın bir Türk’ü sokup güldürmek niyetinde…

Ankara misketi oynayan, fantezi müzik eşliğinde romantik dans yapan bir Kurtadam görmek isterseniz film size bu imkânı sunuyor… Komedi olarak ise vasat, Sadece Şafak Sezer’e sınırsız bir hayranlık duyanların beğenebileceği türden bir film…

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

3 Yorumlar

  1. bu filmi izleyip bir de üzerine yazı yazma zahmetini gösterdiğin için seni takdir ediyorum murat tolga.

  2. Kemal Kuruçay’ın yaşlandığını görmek ilginç oldu gerçekten.

  3. 1 daha iyiydi sanki ha?Bu film gereksiz olmuş.Ama 1. filmde gülmekten yerlere yattığım doğrudur :D

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: