Post Apokaliptik Fragmanlar ve VHS Kapakları

Nükleer savaştan sonra dünya…

Çorak topraklar, teknolojik artıklardan oluşmuş bir ilkel zaman uygarlığı, yağmacılar, gezginler, suya ya da petrole sahip ama işgal tehdidi altındaki küçük koloniler, umutsuzluk ve geçmişe duyulan nefret… Post apokaliptik filmlerin genel şablonunda bu ve buna benzer pek çok ögeyi görmek mümkün.

50’lerden bu yana özellikle soğuk savaş döneminden beslenen bu distopik yaklaşımın en eğlenceli fakat ciddiyetsiz  işleri ise Mad Max filmi ile başlayan kıyamet sonrası filmlerdi elbette…  Bu alt türün başyapıtları ise Ruggero Deadato, Sergio Martino, Enzo G. Castellari, Crio H. Santiago gibi işbilir İtalyan ve Filipinli yönetmenlerden geldi. Filmlerin kötü yağmacılarına benzer bir şekilde Mad Max klonu onlarca filmle sinemaları ve özellikle video klüplerini işgal ettiler. Biz de muhteşem afişlerine kanıp, çocukca bir hayal gücü ile  çekilmiş  bu uyduruk filmleri seyredip bağrımıza bastık ve aradan geçen onca yıla rağmen hala çok seviyoruz.

Bu defa, bu filmlerin fragmanları ile o eski günlere dönelim istiyorum. Hem de kendi “En iyi 5” listemizi çıkarmış oluruz. İlgili videolar youtube üzerinden eklendi. Eğer başbakanının bile Youtube’a girebildiği bir ülkede hala bu videoları izleyemeyenlerdenseniz, sizin için şurada harika bir çözüm var: Youtube Jacker (zip şifresi: msxlabs.org)

Dayanamayıp sunumun sonuna elimdeki VHS kapaklarını da ekledim. Ortalık biraz Lunapark gibi oldu ama idare ediverin.  Aralarında Türkçe olanları da mevcut. Bu kapaklar için Metin Demirhan’a çok teşekkürler… İyi seyirler.

En İyi 5 Post Apokaliptik Film

1. New York 2019 –  After the Fall of New York  (Sergio Martino 1983)

“Newyork 2019 – After the Fall of Newyork – Dopo La Caduta Di Newyork” ismiyle dahi Replika olan (Ridley Scott‘un ünlü Blade Runner’ı 2019 yılında geçmektedir) ve amacı da sadece para kazanmak olan bir yapım… Biraz Stalker, biraz Blade Runner, çokca New York’tan kaçış ve Mad Max özentiliği içerir.

“Newyork 2019″ aklımda en çok açılış sahnesiyle kalmış bir film… Şöyle ki; Soğuk ve gri bir gökyüzü altında yıkıntılar içinde bir Newyork silueti, yıkılmış bir özgürlük heykeli ve üstünde ağır ağır uçan bir uzay aracı… Yıkıntıların arasından çıkan yüzü radyasyonla harap olmuş acıklı bir balad çalan bir zenci saksafoncu… Filmin daha başında her şey bitmiş ve geriye hiç umut kalmamıştır, belki şimdi izleyen gençlere çok komik gelecek bu açılış sekansı beni çok etkilemiş, neredeyse storyboard’ını çıkarmama sebep olmuştu. Yine filmin sonlarına doğru mayınlarla kaplı bir tünelden geçmek zorunda kalacak olan ekibimiz ve ilerideki Eurak kontrol noktasının hemen üstünde beliren hayalet New York silüeti de geç dimağımı çok etkilemişti.

Bu film ucuz, aşırma fikirlerle dolu ama bir o kadar da yaratıcılık ve taklit ettiğinin altında kalmama isteğiyle yanıp tutuşan bir 80′ler Kültü… Artık oldukca eskimiş ve yeni seyirci için belki hiç bir önemi kalmamış, daha o dönemde her taraftan sahtelik akan maket/efekt tasarımları iyice gülünçleşmiş olabilir ama bazı bünyelere de 200.000.000′lık samimiyetsiz Blockbuster yapımlardan iyi gelecektir.

2. 1990 The Bronx Warriors – 1990 I Guerriri Del Bronx (Enzo G. Castellari 1982)

Bu film New York 2019 kadar distopik fikirleri olan bir film değildir ama türün takipçilerinin en iyi bildiği film de budur. Hatta post apokaliptik fon üzerine kurulmuş bir New York macerası olarak dahi görülebilir.  Bir de Death Wish’den Charles Bronson’u oynatsalar tam olurmuş.  O zamanlar farketmediğim ama şimdiler de emin olduğum bir başka durum da, Bronx Warriors’un başrol oyuncusunun kıyafetlerinden, edasına kadar yansımış olan gay referanslardır. O yüzden 2 numaram olmasına rağmen artık korkarak izlediğim bir çöp filmdir.

3. Stryker (Crio H. Santiago 1983)

Sinema yazarı ve eleştirmen Atilla Dorsay bu filmden nefret eder. Elime geçen ilk sinema yayını olan “Beyazperde de Kırmızı Filmler” kitabında bu film için, “gerizekalı bir filmci tayfası tarafından geri zekalı olduğunu varsaydığı seyirci için yapılmış bir film” diye bahsetmiştir ve gerçekten de öyledir.  3. sınıf bir Mad Max klonudur. Sadece petrolün yerini su almıştır. Üstelik de ülkemizde Amerikan filmi gibi pazarlanmış olmasına rağmen aslında halis muhlis Filipinler yapımı bir lunapark gösterisidir ve fakat çok da eğlencelidir. Ayrıca bu filmin afişlerine de tapardım ben. Şimdilerde çok daha IQ’suz büyük bütçe çöpleri görmek mümkün olduğundan zaman Stryker’i mazlum yapmıştır. Çocukluk günahımdır, candır, canandır.

4. Raiders of Atlantis – Atlantis Interceptors (Ruggero Deodato 1983)

Günlük güneşlik bir post apokaliptik film… Yine o müthiş afişli ve kırk ayrı isimle dünyayı dolaşan (kandıran) uyduruk işlerden… Bütçesizlik yüzünden hevesi kursağında kalmış bir film olsa da 80’ler çocuklarını epey oyalamış müstesna bir post apokaliptiktir. Severim…

5. New Barbarians – Warriors of the Wasteland (Enzo G. Castellari 1982)

Bu film Bronx Warriors ile birlikte en bilinen Mad Max klonlarından biridir. Tüm dünya sinemaları ve video klüplerini envayi çesit isimle dolaşmışlığı vardır.  Gitti Gidiyor üzerinden hala VHS videosu bulunabilir. Zamanında ben bile ayılamayıp bu filmi, başka film diye kiralamıştım. Yönetmen ve oyuncu isimleri de amerikanlılaştırılarak Warriors of the Wasteland pazarlanmıştır. Asıl adının “New Barbarians” olması ise hem Mad Max rüzgarından faydalanırken yandan kaçan Conan fanlarını kapabilmektir. Tam tüccar işidir ama dönemine göre epey eğlencelidir.

VHS Coverlar

VHS kapakları Post Apokaliptik filmler üzerine en sağlam sitelerden biri olan ingiliz Postapocalypse.uk sitesinin Wasteland bölümünden derledim arkadaşlar… Türkçe kapaklar bu siteye rahmetli Metin Demirhan ağabeyimiz tarafından yüklenmişti. Vaktiniz olursa bu siteyi gezmenizi de şiddetle tavsiye ederim. Kapakların üzerine tıklayarak büyük hallerine ulaşabilirsiniz.

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

22 Yorumlar

  1. Terminator 2: The Judgment Day (kıyamet sonrası değil de kıyamet filmi aslında. O yüzden diyelim ki bu 0.)
    La Jeteé & 12 Monkeys
    28 Days Later
    Matrix serisi
    The Quite Earth
    Tank Girl

  2. Ahh, aksan yanlış “e”de. La Jetée

  3. Evet yazdığın filmler de post apokaliptik sınırlarında ve hatta 12 Monkeys gibi örnekleri türün zirvesini işgal ediyor.

    Ayrıca Waterworld, The Postman gibi büyük bütçe filmleri de var ama ben bu sunumda daha ziyade 80’lerin ucuz video hitlerinden yola çıktım. Şu an coverlar üzerinde çalışıyorum imageshack’de galeri oluşturduktan sonra yazıya ekleyeceğim.

    La Jetee’yi şu yazıya izlenebilir şekilde eklemiştim. Umarım link hala çalışıyordur: http://www.otekisinema.com/?p=645

  4. Ellerinize sağlık..
    Eklenecek film kalmamış artık bu listeye.
    Kasetçideki bütün 80’s B tipi filmler eklenmiş.
    Yalnız “SHE” adında bir film vardı mamafih onu bulamadım burada.
    Kirada herhalde :)

    Bonus olarak Battletruck’ın trailerını vereyim.
    http://www.youtube.com/watch?v=1p2FqXjHOz4
    Yukarıda VHS kapağı var.

  5. Sağol Megablast,
    Kendimce ilk 5’in trailer’larını ekledim ama mesela senin eklediğin BattleTruck gibi ya da New Centurions, Survival Zone gibi filmler de yakışırdı. :)

    She’nin düzgün bir VHS cover’ını bulamadım ama şimdilik şununla kandırayım okurlarımızı :) Sandahl Bergman’ın en iyi zamanları :)
    She

  6. Tolga Demirtaş

    eline sağlık murat abi. akşam arşivden güzel bir post apokaliptik seçip izlemek gerek. birde bir şey sormak istiyorum. 80ler de video da bir film izlemiştim bu türde filmin adı bir türlü aklıma gelmiyor. aklımda kalan en çarpıcı sahne ozon tabakasının yok olduğu ve güneşin gün içinde belirsiz zamanlarda yoğun bir ısı ve ışık yaydığı sahnelerdi. bu post apokaliptik filmin ismini hatırlayan olursa minnettar olurum.

  7. Mindwarp? Ama 80’lerde seyretmiş olmak mümkün değil.

  8. Tolga Demirtaş

    cıks! o film değil..

  9. Sevgili Tolga Demirtaş,
    Aradığınız film Michael Ironside’ın “Neon City” olmasın.?
    Fragmana bir bakın isterseniz.

  10. Tolga Demirtaş

    öncelikle arkadaşlar ilginiz için çok teşekkürler malesef iki filmde değil. filmden bazı karaler canlanıyor. şöyle: filmde insanlar güneşten kaçıyor, güneş gün içinde bazen çok yoğun ışık ve ısı yayıyor, su kıtlığı felan yaşanıyordu. mad max kıvamında bişidi.

    neon city fragmanında izlediğim kadarıyla soğuk ve karlı bir ortamda geçiyor.

  11. Soruyu yeni gördüm.
    Tolga bence aradığın film “Dune Warriors” Filmin başrolünde David Carradine oynuyor ve yönetmeni de Filipinli çöp sinemacısı Crio H. Santiago…

    dune

    Metin Demirhan abimizin bu filmle ilgili bir yazısı bile var. Hemen alıntımızı yapıp okurları post apokaliptik’e doyuralım.

    “Filmin başrol oyuncusu David Carradine’dir. Carradine oynar ve Santiago çeker. Filmin adını da Kum Savaşçıları (Dune Warriors) koyarlar (1990). Ozon tabakası delinmiş, tehlikeli silahlarla yapılan savaşlar sonucu yeryüzü bir kez daha çorak arazilerle ve geniş çöllerle kaplanmıştır. Ortalık susuzluktan kırılmaktadır. Kara cübbeli, kılıçlı bir gezgin olan Michael (David Carradine), bu çorak topraklarda, William (Luke Askew) adlı birini aramaktadır. William, çevrede yaşamlarını sürdürmeye çalışan barışçıl halka korku salmakta olan bir despottur. Bir faşisttir. Gezgin Michael, çorak topraklarda köyleri, sahip oldukları temiz su kuyusu yüzünden, William’ın ordusu tarafından saldırıya uğramış, erkek kardeşi öldürülmüş, Val adında bir kızla (Jill An McWhirter) karşılaşır. Onu vahşi çöl cücelerinin elinden kurtarır. Kız aslında yardım bulmak için yola çıkmıştır. Michael, kıza, yakında kiralık savaşçıların bulunduğu bir kasaba olduğunu söyler ve onu oraya götürür. Kasabada bir gurup serseri, gezgin savaşçıyla anlaşırlar (merhaba Yedi Samuray!). Onlara yardım karşılığında istedikleri kadar temiz su alabileceklerini söylerler. Kiralık savaşçılar, ilk olarak köylülere dövüşmeyi öğretmekle işe başlarlar. William, ordusuyla gelene kadar mümkün olduğunca hazır olmalıdırlar. Köyde William yanlısı olan bir kaç kişi, olanlardan memnun değildir ve çok geçmeden William’a haber uçururlar. Kısa bir süre sonra ‘sudan bir sebepten’ savaş başlar vee…

    Her zaman olduğu gibi Santiago’nun bu filmi, Kum Savaşçıları da (Dune Warriors), adından tasarımına ve de konusuna kadar, bir yığın filmden apartmalarla doludur. Adının bir bölümünü, David Lynch’in Frank Herbert uyarlaması Dune’dan, set tasarımını ve kostümlerini, Çılgın Max 2: Yol Savaşçısı’ndan, konusunu ise Akira Kurosawa’nın ünlü ve defalarca başka filmlere de uyarlanan Yedi Samuray’ından (Seven Samurai) almıştır. Yıllar önce Star TV’de gösterilen Kum Savaşçıları, benim gibi ‘çöp’ film koleksiyoncuları için bulunmaz bir parçadır…”

  12. Tolga Demirtaş

    çok teşekkürler murat abi..budur!!!

  13. Ellerinize sağlık çok güzel bir çalışma olmuş. Ben çacukluğumda izlediğim bir filmi arıyorum yardımcı olursanız sevinirim.
    Film şöyle “Bir çocuk (kız veya erkek) sürekli yaratık kılıklı insanlardan kaçıyor (cadı da olabilir) kaçarken zaman tünellerini kullanıyor ve bu zaman tünellerinin ne zaman ve nerede tekrar ortaya çıkacağını biliyor bu zaman tünelleri aracılığıyla çağlar arası seyahat ediyor en iyi hatırladığım sahne ise yine bir zaman tünelinden çıkınca hayvan kafalı (sanırım sığır veya domuz kafalıydı) bir savaşçıyla normal insan olan bir savaşçının mücadelesi arasına düşüyor derken hayvan kafalı insanı yere seriyor ve onun öldüğünü sanırken yere serilen insan yerdeki (galiba) bıçağı ona atıp saplıyor ve hayvan kafalı yaratık yere düşüp ölüyor.” İnşallah bir bilen vardır. Teşekkürler…

  14. Sevgili Murat Tolga, bu yazıya ”post-apokaliptik” tag’i eklenmeli diye düşünüyorum. Bir de Dune Warriors için de ayrı bir yazı düzenlesen Metin abimiz adına , harika olur.

  15. Tolga Bey divxplanetten Newyork 2019 ve Dune Warrior filmlerinin altyazısını bulamadım.Gerçi o siteye üyede olamadım.Yardımcı olurmusunuz?Teşekkür ederim.

  16. süper olmuş tebrikler bende çocukluğuma gittim
    bende new york 2019 u 85 lerde o devasa perdesi olan şimdi kapanan
    pendik ark sinemasında izlemiştim karanlık loş atmosfer
    koltuklardan perdeye doğru eğim gong sesi başkaydı bir ruhu vardı tekrar bu filmleri oynatan bir nostalji sineması olsa süper olur saygılar

  17. Mad Max serileri sanırım eklenebilirdi bu yazıya. Yine de ilk 5 e girer miydi bilemiyorum tabi sizin kriterlerinizle. Çok faydalı bir derleme. Teşekkürler.

  18. bu sitenin kurucusuna sonsuz tesekkur ederim 39 yasındayım lise yıllarımda vhs kaset leri kiralayıp bir sonraki kaset nezaman cıkacak diye heyecanlanırdım kaset üstündeki resimlerine bakarak zamanında izledigim filimleri harırladım sitedeki filmlerin hepsini eskiden defalarca seyrederdim bir anda eski günlerime geri döndüm emeği gecen herkese tesekkür ederim,bilhassa busite için uğras verenlere.

  19. muratbey o donemlere ait vhs kalpler ve zırhlar adlı bir film kiralamıstım,film eski ortacağ heralde italyan filmiydi at üstunde döğüş ve korku sahne leri ve müziğiyle etkili bir filmdi önemli tadık basrol oyuncuları yoktu hatırladığım kadarıyla bu film le alakalı eğer bir bilgin veyahut önerin varsa sizden haber bekliyorum …şimdiden tesekkur ederim…

  20. Siteyle ilgili fikirleriniz için çok teşekkür ederiz. Hoşunuza gidecek pek çok makale bulacağınızdan eminim.

    Sorduğunuz film, Hearts and Armours… Sevdiğim filmlerden biridir. At üzerindeki dövüş sahneleri etkileyicidir gerçekten…

    http://www.rarecultcinema.com/wp-content/uploads/2011/10/Hearts-Armour.jpg

    İlerleyen günlerde yazabilirim sanırım bu filmi. Hatırlatmış oluruz.

  21. size helal olsun size vhs kapagından tanıdım bole aklıma gelmeyen o dönemlere aid birsuru vhs kapaklı kasetlerim vardı ileride bunların bize eski zamanımızı hatırlatacagını nereden bilebilirdikki.bu filmi nereden seyredebilirim acaba murat bey bana yazarsanız sevinirim

  22. bu sitenin hastası oldum murat bey kalpler ve zırhlar filmini buldunuz bir anlatışımda cok tesekkür ederim size ve tüm ekibe, yalnız bu filmi seyredemiyorum, youtubede parca parca reklamları var nereden seyredebilirim acaba bu konuda yardımcı olabilirmisiniz. şimdiden tesekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: