Türk Futbolcusunun Anatomisi: Ya Ya Ya Şa Şa Şa (1985)

Nitelikli senaryo üretme konusunda tarih boyunca problemler yaşayan Türk Sineması, zaman zaman çıkardığı farklı ve toplumsal içerikli hikâyeleriyle tadına doyulmaz anlatıları da huzurlarımıza getirir. Bunlar içerisindeki özgün hikâyelerden birini temsil eden Ya Ya Ya Şa Şa Şa, sinemamızda pek de değinilmeyen spor temasını merkezine alan, bununla da yetinmeyerek Türk futbolcusunun anatomisini tanımlayan bir iş. Başrolde yer alan İlyas Salman’ın kariyerinin en iyi performanslarından birini ortaya koymasıyla hafızalara kazınan filmin yönetmenliğini ise Ümit Efekan üstleniyor.

Filmin konusu malum; sıfırdan zirveye giden bir kariyerin, yanlış tercihlerle tepetaklak olmasını odağına alan hikâye, paranın gücüne açtığı parantezle de anlatısını güçlendiriyor. Tabii mevzu bahis bizim gibi futbolun her daim gündemde olduğu bir ülke olunca, Ya Ya Ya Şa Şa Şa gibi nevi şahsına münhasır bir anlatının da anbean hatırlanması kaçınılmaz bir süreç halini alıyor. Hele hele bahsettiğimiz hikâye, Türk futbolunun temel problemini ele alan muazzam bir taşlama oldu mu da, okuması, izlemesinden daha önemli bir konuma yükseliyor.

En başta şunu dile getirmekte yarar var. Doğru ya da yanlış; futbolla yatıp kalkan bir ülkeyiz. Ancak bu popüler spor dalını merkezine alan film sayımız, ne yazık ki bir elin parmak sayısını dahi geçmiyor. Ya Ya Ya Şa Şa Şa ise, türünün özgün örneği olmakla yetinmiyor, aynı zamanda anlatısının gücünü çağının ötesine taşıyarak, zamansız filmlerden biri olmayı başarıyor.

Ümit Efekan’ın 1985 yılında izleyicisine sunduğu film, bir apartman görevlisinin oğlu olan ve babasının kati suretle futbol oynamasını istemediği İlyas’ın azim dolu öyküsünü merkezine alır. Bu süre zarfı içerisinde İlyas yükselir, çokça paralar kazanmaya başlar ve çocukluk hayali Fenerbahçe’ye transfer olur. Onun için düşüşün başlayacağı nokta da tam burasıdır. Çünkü İlyas artık zirvededir ve hayal edemeyeceği kadar çok paranın sahibidir. Yavaş yavaş kendi egosunda kaybolmaya başlar ve bu noktadan sonra da kendi elleri ile kazıdığı zirveden, yine kendi elleriyle yere çakılır. Sahi, bu hikâye size bir yerlerden tanıdık geliyor mu?

Ya Ya Ya Şa Şa Şa’yı özel kılan ve şimdilerde dahi güncelliğini korumasına vesile olan ana husus, asla belli bir zamana tıkılıp kalmamasında gizli. Evet, film 1985 yılında çekilmiş olabilir. Ancak anlatısı, günümüz futbolcusunun anatomisini çıkarır cinsten. Çocukluğundan itibaren büyük emek sarf ederek profesyonel olmayı başarmış, Anadolu kulüplerinden büyük paralara İstanbul’a transfer olmuş nice futbolcunun, bu zafer sarhoşluğu içerisinde kaybolup gittiğine yıllar boyunca şahit olduk. Ya da Avrupa’nın dev kulüplerine transfer olduktan sonra, kendi egolarını her şeyin önüne koyarak, geldikleri yeri unutan sporculara… Tam da bahsettiğim bu profili, muazzam bir şekilde betimlediği ve kendine has eleştirisini getirdiği için Ya Ya Ya Şa Şa Şa, her daim izlenilmesi gereken ve üzerine dersler çıkarılması elzem olan bir film olarak güncelliğini koruyacaktır.

Eğri oturalım doğru konuşalım. Futbolcu olmak, tüm hayatını tek bir amaç uğruna adamak öyle her babayiğidin üstesinden gelebileceği bir konu değil. Nitekim filmin de bu hususu incelikle işlediğini söylemekte yarar var. İlyas’ın zafere giden yolda çektiği çileyi kutsallaştıran ve ona emeğinin karşılığını adım adım veren film; bir yandan da kariyeri düşüşe geçen Selim vesilesiyle, İlyas’ın uzak durması gereken yaşam tarzını da betimlemeyi es geçmiyor. Bu noktada ise her futbolcunun gördüğü ama paçasını kurtarmaktan kendini alamadığı şöhret tuzağı, kanlı canlı bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Çok paralar kazanmak, her daim manşetleri süslemek yahut herkesin tanıdığı büyük bir yıldız olmak, ne yazık ki birçoklarının baş edemeyeceği büyük bir bela. Esasen İlyas, bir yandan zirveye çıkarken, bir yandan da oradan hızlı adımlarla düşen Selim vesilesiyle, olayların nasıl tepetaklak hale gelişebileceğini birinci tanık olarak gözlemliyor. Ancak bazı olaylara şahit olmak, ondan ders çıkarmak için kimi zaman yeterli olmuyor. Keza filmin anlatısını daha dokunaklı hale getiren noktalardan birisi de burası. Evet, izleyici olarak bir yandan İlyas’ın zafer yürüyüşünde yanında saf tutuyoruz ancak onun tepe noktasına ulaştıktan sonra neler yaşayabileceğini de tahmin edebiliyoruz. Nitekim İlyas’ın emin adımlarla geldiği zirveden, bilinçsizce yaptığı tercihlerle yere çakılması, futbol tarihimizde defalarca kez karşılaştığımız ve maalesef de karşılaşmaya devam edeceğimiz bir sporcu hastalığı olarak beliriyor.

Ya Ya Ya Şa Şa Şa’nın bir diğer önemli konu başlığı ise, paranın gücünü, yapabileceklerini olanca gerçekçiliğiyle resmetmesinde saklı. Boş hayalleri hayatından kapı dışarı eden ve haşin bir Anadolu erkeği görüntüsü çizen apartman görevlisi Selami’nin tek derdi, ailesinin karnını doyurmaktır. Bu nedenle İlyas’ın futbol oynamasını asla istemeyen baba, ne zaman ki evladı profesyonel olur, o zaman hayata karşı bakış açısını değiştirir. Bu noktadan itibaren ise, hikâye merkezine paranın evrensel gücünü alır ve anlatısını bambaşka bir boyuta taşır. Nitekim İlyas artık zengin olmuş ve babası dahil herkesin ona karşı bakış açısı değişmiştir. Çünkü para dünyayı yöneten ve insan ilişkilerini sınıflandıran hatta ve hatta aşkları dahi belirleyen yegâne araçtır. İşte, Ya Ya Ya Şa Şa Şa’yı basit bir futbol anlatısından ayıran ve hikâyesine sosyo-ekonomik bir doku katan en önemli konu başlığı da budur.

Bu noktada filmin matematiğini harikulade kurduğunu da söylemek gerekir. İlyas’ın zafer yürüyüşüne daha geniş bir süre ayıran ve böylelikle izleyicisini hikâyeye rahatlıkla adapte eden film, son bölümde ise İlyas’ı gökyüzünden paraşütsüz aşağı bırakarak vuruculuğunu doruk noktasına çıkarmayı başarıyor. Film ile ilgili değinilmesi elzem olan husus ise, anlatısını eğlenceli bir üslupla sunarak, alt metnini fazlasıyla anlaşılır kılması. Böylelikle Ya Ya Ya Şa Şa Şa, arka kapı aramadan söylemek istediğini tüm çıplaklığı ile sunuyor ve üzerine düşünülesi bir hikâyeyi ete kemiğe büründürüyor.

Ya Ya Ya Şa Şa Şa; zirveye çıkmanın değil, şöhretin getirisine ayak uydurarak devamlılığı sağlamanın önemli olduğunu vurgulayan ve bunu eğlenceli üslubuyla aktaran bir film. İlyas Salman’ın başrolde devleştiği ve Münir Özkul gibi büyük bir ustanın ona adına yaraşır bir şekilde eşlik ettiği film, özellikle döneminin üstünde seyreden özgün ve bir o kadar vurucu hikâyesiyle fark yaratıyor. Futbolcu olan-olmak isteyen her sporcunun bıkmadan, usanmadan defalarca kez izlemesi ve üzerine ziyadesiyle dersler çıkarması gereken Ya Ya Ya Şa Şa Şa, hali hazırda dahi ülkemizde yapılmış en özel sporcu filmlerden biri olarak öne çıkıyor.

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir