John Waters Seçti: 2020’nin En İyi Filmleri

Share

Trash’in Papası John Waters, 2000 yılından beri düzenli olarak her yılın Aralık ayında o yılın en iyi filmlerini seçtiği bir liste yayınlıyor. Baş tacı ettiklerimizin başında gelen isimlerden biri olan Waters’ın bu yılki listesini de Öteki Sinema’da paylaşmak istedik. Listede yer alan filmlerin altındaki yorumlar Waters’a aittir.

1-) Butt Boy (Tyler Cornack, 2019)

blank

Dudak uçuklatan, anlamsız, bağırsakla kafayı bozmuş bir gerilim. Heteroseksüel bir baba, proktologuna yaptırdığı rutin bir kontrol sonrası seri katil olur ve kurbanlarını kıçından içeri çekmeye başlar, şaka yapmıyorum. Önce bir köpek, sonra bir çocuk ve en nihayetinde de kendini takip eden polis. Filmin finali Baba’nın rektumunda geçiyor. Ah, bunları artık eskisi gibi yapmıyorlar.

2-) Swallow (Carlo Mirabella-Davis, 2019)

blank

Ne diyebilirim ki? İnsanların yabancı maddeleri vücutlarındaki herhangi bir deliğe sokmaları hakkındaki filmlere bayılıyorum. Bu psikolojik korku filminde; mutsuz bir evlilik yapmış bir kadının, misket, raptiye, pil ve evdeki çeşitli dekoratif süs eşyalarını yemeye, sonra sıçarak dışarı çıkarmaya, çıkardıklarını yıkamaya ve bu objeleri sanki birer zafer hatırası ya da kupaymış gibi evinde sergilemeye sürüklenmesi anlatılıyor. Filmin mutlu sonu bile var: Kürtaj! Nasıl diye sormayın. Sadece izleyin. Göreceksiniz.

3-) The Hunt (Craig Zobel, 2020)

blank

Antifa (ABD’de kurulmuş ve hedeflerine doğrudan eylem yoluyla ulaşmayı amaçlayan anti-faşist ve ırkçılık karşıtı, aşırı sol bir örgüt) ve Proud Boy (ABD ve Kanada’da faaliyet gösteren ve hedeflerine doğrudan eylem yoluyla ulaşmayı amaçlayan neo-faşist, aşırı sağ bir örgüt) üyelerine benzer tipler arasındaki iç savaşı anlatan neşeli bir politik istismar filmi. Betty Gilpin, öfkeyle konuştuğu sahne ile En ‘Deplorable’ (Donald Trump taraftarları için kullanılan küçümseyici tabir) Kadın Oyuncu ödülü için oyumu kaptı.

4-) Why Don’t You Just Die! (Kirill Sokolov, 2018)

blank

Kafası güzel veya sarhoş seyirciler ile tıka basa dolmuş bir sinema salonunda izlemek isteyeceğiniz, kana bulanmış, tırnak yediren, Tarantino’dan etkilenmiş, Rus ‘grindhouse’ aile-intikam komedisi. Oof of! Tekrar sinemaya gidebilecek miyiz?

5-) The Audition (Ina Weisse, 2019)

blank

Ingmar Bergman ile Joanna Hogg’u buluşturan, saplantı, baskı ve özyıkım hakkındaki bu melodram, Bad Seed sürpriziyle bitiyor olabilir. Ancak bütün klasik müzisyenlerin gerçekten kaçık olduğunu gösteren hazırcevap senaryosu, sizi sanatsal mazoşist iç huzur ile dolduracak.

6-) Deerskin (Quentin Dupieux, 2019)

blank

Yılın moda filmi! Bir adam, satın aldığı ikinci el püsküllü cekete o kadar kafayı takar ki kendine özgü yeni görüntüsünü tehdit edebilecek herkesi öldürmeye koyulur.

7-) The Human Voice (Pedro Almodovar, 2020)

blank

30 dakika bir kamera tarafından takip edilen Tilda Swinton’a methiyeler düzülüyor ve tapınılıyor. Kişiye özel olarak tasarlanmış bu duygusal kaza, saf sinema keyfidir.

8-) True History of the Kelly Gang (Justin Kurzel, 2019)

blank

Bu kanlı, çılgın, homoerotik ve tarihi western, sırf polisin kafasını karıştırmak için arada kadın kıyafetleri de giyen kanun kaçaklarından oluşan çeteyi anlatıyor. George MacKay’den gerçekten şaşırtıcı, çılgın bir performans. Çetenin lideri rolüyle “erkeksi” kelimesine yeni bir anlam kazandırıyor.

9-) American Murder: The Family Next Door (Jenny Popplewell, 2020)

blank

Bu belgesel, sert bir gerçek suç hikâyesini dandik canlandırmalara yer vermeden çok iyi anlatıyor. Ama şirin çocuğun gerçek katil olduğunu keşfeden seyircide yarattığı kasvet duygusu, onu çok daha güçlü kılıyor.

10-) The Trial of the Chicago 7 (Aaron Sorkin, 2020)

ve Mangrove (Steve McQueen, 2020)

blank

Bu gerçek hayattan uyarlanmış “mahkemeye itaatsizlik” ‘docudrama’larını art arda izleyin. Biri 1969’a gidiyor, Amerikalı beyaz radikallerin gerçekten mizah duygusuna sahip oldukları ve bunu komik terörizm olarak kullandıkları zamana. Diğeri ise West Indian göçmenleri hakkında gülünç hiçbir şey olmadığını gösteriyor ki bir yıl sonra İngiltere’de toplu yürüyüşleri durdurmayı reddettiler ve dünyanın kaç bucak olduğunu gösterdiler. Filmleri bitirdikten sonra dışarı çıkın ve kendinizi protesto gösterisinde tutuklanırken filme çekin. O zaman yılın en iyi filmi siz olacaksınız.

Kaynak: ArtForum
Çeviri: Murat Kızılca

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir