Tuğçe Sönmez: ‘Parçalanmak hamurların işidir, parçalatmak da bizim’

Tuğçe Sönmez’in Aile Yemeği filmini bu yıl ilki yapılan Trabzon Film Festivali’nde izlemiştim. Tuğçe Sönmez’in ilk filmi. İlginç bir stop motion filmi izlemiştik, o zamandan beri aklımda. Kendisine sorularımı ilettim, o da kendi üslubuyla cevapladı.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Merhaba Tuğçe, önce seni biraz tanıyalım mı?

Hayırsızım. Henüz neye hayır demeliyim bilemediğimden midir bilmem, hayatımı yokuşlaştırıyorum. Birkaç hayır diyecek şey bulunca hemen film yaptım. Az film yaptım çünkü az öğrendim. Henüz çok az birisiyim. 20’li zamanlarımdayım artık mezun da olmuşum. Egeli hissediyorum. Artık herkese de başarılar dilemiyorum. Gelsinler beraber başaralım diyorum.

blank

Aile Yemeği ilginç bir film olmuş, biraz orta çıkış hikayesini dinleyelim mi?

Bir hikaye değildi aslında çok uzun süreçti. Minikliğimden beri ucubelerimle birlikte yaşıyorum. Annem pek yaşatmak istemezdi. Birçok kişi istemedi. Ben de tüm dinlemeyenleri yemek istedim. Hayır istemedim kötü birisi gibi oldum.

Kötü birisi olmaktan korkuyorum. Gözümde kötü görünenleri bir sofraya oturtmak istedim. Onlar benim her anlamda her şeyim.

Filmde biraz da kadının ya da annenin konumlanışına, ondan beklentiye sert bir cevap var. Bu konuda neler dersin? Diğerlerinin konumlanışını nasıl ele aldın bu durumda?

Özellikle anne baba, kadın erkek gibi bir ele alma biçimim yoktu aslında. Tüm toplumu tek sofrada toparlayabileceğim yapı taşım aileydi. Hiçbir konumsal derdim, cinsiyetsel derdim yoktu. Bu film özelinde yani. Yoksa dert edinebileceğim birçok şey var. Çok mümkün.

Filmi stop motion tekniğiyle çekmişsin. Biraz da onun etkisiyle yapılmış bir film olduğunu düşünmüştüm. Yani stop motion, animasyon biraz daha yumuşatıcı bir işlev mi görüyor burada?

Gerçek oyuncularla çekemeyeceğim bir fikri hamurlarım çok güzel oynadılar. Hepsi benim star parçalarım. Küçüklüğümden beri oynamayı bekliyorlardı. Bitirme projesi onlar için çok iyi bir zamanlamaydı. Hikayeyi de çok benimsediler.

Kusursuz Ölçü ve senin filmini arka arkaya izlemiştim. Tamamen tesadüf ama iki tane kanlı canlı stop motion filmi arka arkaya izleyince sinemaya ‘gore’ akımına bir de buradan bakıyoruz diye düşünmüştüm. Sen neler söylersin?

Parçalanmak hamurların işidir. Parçalatmak da bizim. İnsanlar yeterince bizi parçalamışlar ki bunu hamurlara yaşatmışız sanırım. Çünkü gerçeği çok can yakıcı.

Animasyonun sinemanın türleri içindeki konumlanışı konusunda neler söylersin, başka bu tarz filmler gelecek mi?

blankYolda bir projem daha geliyor. Kan miktarını bilmiyorum. Ama devamlılıkları ben buruşana kadar sürecek gibi düşünüyorum. Üşenmeyen azınlıkların yarattığı evrenler her türde olduğu gibi çok özel. Her birinin konumu bambaşka ama dayanışma içinde. Bencesi yani.

Yapay zekanın yaygınlık gösterdiği, sinemada yapay zekanın etkilerinin konuşulduğu bir zamanda el yapımı bir iş nasıl duruyor, nasıl hissettiriyor?

Yaşlı hissettirdi. Televizyonun gelişini kabul edemeyenlerden ve buna karşı hamur yoğurarak eylem yapıyormuşum gibi. Yapılan, sevilen her üretimin azınlık da olsa seveni oluyor bir şekilde. Önemli olan devamlı yapılıp sevilmesi.

Film festivalleriyle ilgili düşünceni merak ediyorum, hepsi filmine sıcak baktı mı, aile yılı vs. de olunca?

Aile yılı olmasıyla bir bağlantı kurulduğu hakkında bir geri dönüş almadım.

Banu Bozdemir

Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Skytürk TV’de sinema, sanat ve "Sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Yayınlanmış yirminin üzerinde çocuk kitabı var. Halen cinedergi.com’un editörü, beyazperde.com ve Öteki Sinema yazarı.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

blank

Yavuz Akyıldız: ‘Festivaller olmasa kimse alternatif dediğimiz sanat filmleri yapmaya çalışmaz’

Kısa filmi “Yağmur, Şnorkel ve Taze Fasulye” ile tanıdığımız Yavuz
blank

Sezen Kayhan: ‘Kısa filmcilerin en büyük sorunu acelecilik’

İmparatorlukta Zor Bir Gün filminin yönetmeni Sezen Kayhan ile kısa