Sayara, erkek şiddeti sonucunda zarar gören, kaybolan, yaşamını yitiren kadınların yaşamını, seçimlerini ve görünüşünü didik didik etme halinin ve bir çırpıda adalet talebi hakkında
Alper Mestçi, Musallat’larda denediği stili Siccin'de iyice ustalaştırmış, sadece çarpılma sekanslarıyla değil, her anıyla ürküten bir film çıkarmış ortaya.
Azazil bir korku sineması başyapıtı değil ama hastane sahnesine bayıldım! Klasik cin sahnelerinden artık sıkıldım ama bu sekansın Carpentervari atmosferi beni etkiledi.
Malumunuz her filmi ile “yeni teknik denemelere” giriştiğini iddia eden Karacadağ’ın, Dabbe: Cin Çarpması filminde öyle büyük iddialara giriştiği falan yok en azından!
Video döneminin çöp hazinelerini keşfetmek isteyenler için Musibet harika bir seçim olacaktır ancak başka hiç kimsenin bulaşmak isteyeceği türden bir film olduğunu sanmıyorum.
El-Cin İzleme Kılavuzu: Karacadağ filmi El Cin’i, yönetmenin sinemasının artık belirgin kabul edilen özellikleri üzerinden değerlendirmeye çalışacağız.
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; *Gore-topu gibi bir zombi filmimiz oldu nihayet… Eğer türle olan zayıf etkileşimi sebebiyle 197O yapımı Ölüler Konuşmaz ki’yi saymazsak Ada-Zombilerin Düğünü, Türk sinemasının ilk zombi filmi… Peki, başarılı mı? Bunu söylemek biraz güç… Filmi proje aşmasından beri takip
Korku Sineması, tüm Dünya’da oldukca fazla takipcisi olan ve onlarca alt türe bölünmüş üretken bir alan… Sinema yapan her toplum, kendi korkularını yıllardır izleyicisine aktarıyor. Meksikalı Santolar, Kurt adamlarla savaşıyor, Japon ve Koreli Uzun saçlı çocuk hayaletleri evlere musallat oluyor, Çinli Hayalet
Dabbe 2 korkutmuyor ancak bir seyirci olarak sinirlerinizi bozuyor, nefretinizi kazanıyor. Dabbe gibi eğlenceli bir yapısı, bir sebep sonuç ilişkisi yok.