Masum Türk Dizilerinin Miladı mı?

Türkiye’nin yeni online dizi-film platformu BluTv’nin, merak uyandıran dizisi Masum, nihayet izleyicileriyle buluştu. En baştan uyarmakta yarar var; bu diziyi izlemeden önce kemerlerinizi sıkı sıkıya bağlayınız. Çünkü karşılaşacağınız şey, eşine az rastlanan türden, muazzam bir kaliteyi temsil ediyor. Ee durum böyle olunca da, akıllara yine o popüler soru geliyor, “Acaba Masum gerçekten bir milat mı?”

Senaryosunu usta kalem Berkun Oya’nın yazdığı, yönetmenliğini ise Çoğunluk ve Rüzgârda Salınan Nilüfer filmleriyle gönlümüzü fetheden Seren Yüce’nin yaptığı dizinin başrollerini ise; Haluk Bilginer, Ali Atay, Nur Sürer, Okan Yalabık ve Serkan Keskin gibi ülkemizin tanınmış simaları paylaşıyor.

Eğri oturup, doğru konuşalım. Daha öncesinde, Türk televizyonlarında yayınlanan birçok dizi için “milat” tanımlaması yapılmıştır. Ezel’den sonra senaryo yazarlığının bambaşka boyutlara taşınacağı, Behzat Ç.’den sonra gerçekçilik algısının daha ilerilerde seyredeceği hatta 46:Yok Olan’la birlikte dizi sürelerinin kısalacağı söylenip durdu. Gelgelelim ki 2017 Türkiye’sinde bu dizilerin hiçbiri milat olabilmiş değil. Evet, ismi geçen dizilerin hepsi, kendi döneminin efsanesi olmuş, ancak televizyonlara yeni bir boyut kazandırmayı başaramamış işler. Bunun yegâne sebebi, televizyon kumandasının hâkimiyetinin, anneanne ve babaannelerimizin elinde olması. Bu da ister istemez, televizyonda farklı tatlar arayan azınlık kesimin isteklerinin kulak arkası yapılmasına sebebiyet veriyor.

Pekâlâ, gerçek anlamda sektörde milat olarak anılabilecek iş hangisi? Kumandanın hâkimiyetini babaannemizin elinden alıp, bize geçirmeyi başarabilecek o destansı proje sahiden bir gün gelecek mi? Eğer televizyondan hala bir beklentiniz varsa, bunu şimdiden rafa kaldırabilirsiniz. Çünkü o çok sevdiğimiz internete daha da sıkı sıkıya bağlanacağımız günler kapımıza dayandı. Esasen Netflix’in hayatımıza girmeye başlamasıyla oldukça popüler olan, “Televizyon bitiyor mu?” sorusu, BluTv’nin gelişiyle birlikte tekrardan gündemde. İşin doğrusunu söylemek gerekirse; televizyonun tamamen bitmesini beklemek hayalcilikten öteye geçmeyecektir. Kimilerince “aptal kutusu” olarak tabir edilen o kara kutu, her daim evimizin en şık süslemelerinden biri olarak kalmaya devam edecektir; ancak ona ayrılan zamanın git gide minimize edileceği de su götürmez bir gerçek.

Dizi sektörünü yalnızca televizyondan ibaret olarak görmenin yanlış kabul göreceği günleri yaşıyoruz. YouTube dizilerinin, sektörde iyiden iyiye söz sahibi olmaya başladığı bu zamanlarda dijital bir platformda ortaya çıkan Masum için söylenebilecek yegâne söz, gerçekten bir milat olabileceği. Özellikle kamera önünde yer alan popüler isimlerle ilgi odağı olan dizi, en başta yalnızca meraklısının dikkatini çekecek olsa da, ilerleyen zamanlarda “efsane” olarak anılabilecek bir iş. Sadece internetten yayınlanan bir dizinin, fısıltı gazetesi sayesinde dilden dile yayılabileceğini düşündüğümüzde, ilgi odağının televizyondan internete kaymasını beklemek hayalcilik olmayacaktır. Babaannelerimiz, televizyonda kendi istedikleri dizileri izlerken, alternatif işler arayan her bir birey de koşa koşa kendini sanal âleme atacaktır.

Pekâlâ, hemen burada kendimize şu soruyu soralım. İnsanları internete çekmek için, Masum doğru bir başlangıç mı? İlk iki bölümün bize sunduklarına bakarsak eğer, Masum bu iş için biçilmiş kaftan. Öncelikle dizinin internet ortamının tüm özgürlüklerinden sonuna kadar yararlandığını söyleyebiliriz. Malumunuz, Yeni Türkiye ile birlikte başlayan yasaklar silsilesinden nasibini alanlardan biri de televizyon. Bipli küfürlerin dahi neredeyse yok edildiği, alkol sahnelerinin rafa kalktığı bir ortamda Masum, istediğini rahatlıkla söyleyebilen, rakısını canı gönülden yudumlayabilen bir proje. Bu da haliyle dizinin gerçekçilik dozunun oldukça yukarılarda seyretmesine olanak sağlıyor. Tabii bu noktada hemen yönetmen Seren Yüce’ye bir parantez açalım.

2010’da çektiği Çoğunluk filmi ile sinemaseverlerin saygısını kazanan yönetmen Seren Yüce’nin, en çok takdir edilen yönü, toplumu iyi analiz eden ve bunu sinemasına olabilecek en realist şekilde aktaran bir anlayışının olmasında yatıyor. Onun, özgürlük alanı sınırsız olan bir dizide kullanacağı anlatım dili, hiç kuşku yok ki kendinden sonra geleceklere de bir yol gösterici olacaktır. Bu nedenle, Masum’un her bir sekansının daha da değerli hale geldiğini açık bir şekilde söyleyebiliriz.

Pekâlâ, gelelim Masum’un bize vadettiklerine. Öncelikle, henüz iki bölümü yayınlanmış bir dizi için, “En iyi Türk dizisi” söylemini şimdilik rafa kaldırmak daha doğru olacaktır. Bu, daha sonrasında ancak dizi demlendikten sonra dile getirilebilecek bir husus. Şu an için önemli olan nokta, böylesine gizem dolu bir hikâyenin olabildiğince tadını çıkarabilmek.

Berkun Oya’nın kaleme aldığı senaryo, en başta bize muazzam bir gerilim ve gizem dolu bir hikâye sunuyor. Masum, her bir sahnesinde izleyenlerini şaşırtma ve ters köşe yapma potansiyeline sahip bir iş. Bu da dizinin her dakikasını ayrı ayrı daha anlamlı kılıyor ve verdiği ince ipuçları ile de odaklanma problemini neredeyse sıfıra indiriyor. İlk iki bölüm itibariyle, çoğu karakterin altındaki gizemin henüz ortaya çıkmadığını düşünecek olursak, ilerleyen bölümlerin, izleyenlere bambaşka tatlar sunacağı da kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza geliyor.

Tabii ki dizi ile ilgili bunca methiye düzmüşken, oyuncu performanslarına değinmeden olmaz. Öncelikle şunu belirtmek lazım; dizi içerisinde yer alan her bir oyuncu, kendi hayran kitlesini barındıran ve tek başına bir diziyi sırtlayabilecek potansiyele sahip isimler. Yeteneği herkesçe kabul görmüş isimlerin bir internet dizisi için bir araya gelmeleri, hem dijital platformun gücünün dosta düşmana kanıtlaması açısından önemli hem de ilgi odağını üzerine toplaması yönüyle kıymetli. Nitekim Haluk Bilginer’den Nur Sürer’e kadar, herkesin üzerine düşeni fazlasıyla yaptığı ve hayranlık uyandıran performanslarıyla adeta birer resital sundukları dizi, yalnızca kalitesi ve misyonuyla değil, oyunculuk anlamındaki getirileriyle de çokça adından söz ettirecek gibi duruyor.

İlk iki bölümü yayınlanan ve kalitesiyle inci gibi parlayan Masum’un, çatırdamaya başlayan dizi sektörüne getireceği soluk, daha şimdiden hayranlık uyandıran cinsten. İlerleyen bölümler sonrası, Masum için bir efsane benzetmesi yapılabilir hatta daha da iddialı bir tanımla, Türk dizi sektörünü kökünden sarsan, milat niteliği taşıyan bir proje olarak tanımlanabilir. Ancak siz siz olun, ötesine berisine çok takılmadan, Seren Yüce ve Berkun Oya’nın destansı işbirliğiyle taçlanan, usta oyuncuların eşsiz performanslarıyla şahane bir seyirlik halini alan bu mükemmel dizinin tadını çıkarmaya bakın…

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Baştan sona keyifle okudum güzel bir yazı olmuş teşekkürler polat öziş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir