Ön Bakış: Maze Runner The Death Cure

Hollywood’un sinematik evrenlerden bir önceki furyası 2012 tarihli The Hunger Games (Açlık Oyunları) ile başlayan gençlik distopyalarıydı. Bu furya zayıf filmler ve son kitabı ikiye bölerek serileri sünek cisim haline getirme politikaları yüzünden çabuk sona erdi. Furyayı başlatan Hunger Games’in son kitabının uyarlamaları olan Mockingjay 1 ve 2, bu yüzden düşük tempolu ve sıkıcı filmler olarak kaldı. En az onun kadar iyi başlayan Divergent (Uyumsuz) serisi de benzer sebepler yüzünden, üstelik hikâyesi tamamlanamadan sonra erdi. 2016 başında gelen The Fifth Wave (Beşinci Dalga) ise o kadar kötüydü ki seri başlamadan bitti.

Bu furyanın en iyi filmi hâlâ Hunger Games serisinin ikinci filmi Catching Fire (Ateşi Yakalamak) belki, ancak pek çok şeyi doğru yapıp çizgisinden ödün vermeyen bir yapım daha var: The Maze Runner (Labirent). James Dashner’ın aynı adlı kitaplarından uyarlanan serinin ilk filmi Ölümcül Kaçış, tanınmamış bir yönetmen tarafından sadece 34 milyon dolar gibi cüzi bir bütçeyle çekilmesine rağmen son derece olumlu eleştiriler aldı. Biraz da yönetmen Wes Ball’un aslen bir tasarımcı olmasının getirisi ve muhteşem sanat yönetimiyle bütçesini ustalıkla gizleyen film, The Hunger Games, Divergent ve The Fifth Wave’in aksine bir kadının değil, bir grubun hikâyesini anlatarak emsallerinden ayrılıyordu. Başarılı oyunculuk, gizem ve atmosfer, Ball’un disiplinli rejisiyle bir araya gelince ortaya beklenmedik bir hit çıktı ve film, gişede bütçesinin 10 katını kazandırdı.

Benzer şeyler, gizem gibi unsurları koruyan ama karakter gelişiminin aksiyona kurban edildiği ve romandan biraz fazlaca uzaklaşıldığı eleştirileriyle karşılanan 2015 tarihli Scorch Trials (Alev Deneyleri) için de söylenebilir. Üçüncü filmin çekimlerine hemen başlandı ancak başrol oyuncusu Dylan O’Brien’ın ağır yaralanması sonucu çekimlere 1,5 yıl ara verildi. Bu yüzden serinin son filmi gençlik distopyaları furyasının artık unutulmaya başlandığı 2018’e kaldı. Peki film, buna rağmen öncüllerinin başarısını gösterebilir mi? Bunun için çok önemli silahları var: Filmin arkasındaki beyin takımı değişmedi. Yönetmen, senarist ve oyuncu kadrosu aynı. Wes Ball, üçüncü filmi yönetmek için kitabın ikiye bölünmemesini şart koştu ve bu şartı kabul ettirdi. Yani sinekten yağ çıkarma tekniklerinin bu seride yeri olmadığını görüyoruz. Ayrıca yönetmen, üçüncü filmin orijinal esere ikinciye kıyasla daha bağlı kalacağının sözünü de vermiş durumda. Bu noktada bir diğer parametre de ikinci filmin gişesinin ilkine çok yaklaşmış olması. Yani seri, momentumunu korumuş.

Peki fragman ne vadediyor? Açıkçası durum biraz endişe verici. Fragman, fazlasıyla aksiyon yüklü. Film de öyleyse, ikinci filme yapılan eleştirilerin daha ağırı bu film için yapılabilir. Değilse, fragmanda vadedileni bulamamanın getirdiği hayal kırıklığı gişeye yansıyabilir. Ancak Wes Ball, daha önce de yaptığı gibi aksiyonu konuyla destekleyerek bu pazarlama numaralarının etrafından dolanıp tatmin edici bir film sunmayı başarabilecek bir yönetmen. Fragmanın diğer vaatleri arasında ihanetinden sonra Teresa’yla Thomas’ı yeniden bir araya getirmek ve gizemlere birer yanıt sunmak yer alıyor. Bunların ne kadar tatmin edici olacağını film 9 Şubat’ta gösterime girdiğinde göreceğiz. İlk iki film gibi senaryosunu T.S. Nowlin’in yazdığı filmin başrollerindeki Dylan O’Brien, Kaya Scodelario, Thomas Brodie-Sangster üçlüsüne, seriye ikinci filmde dâhil olan Patricia Clarkson, Giancarlo Esposito gibi usta isimler ve Alita: Battle Angel’da da izleyeceğimiz Rosa Salazar yer alıyor.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir