Piranha 3D (2010)

ET, BALIK, KELLE… BUNLAR YENİR ELLE…

Öncelikli olarak eşelenmesi gereken konu 3D meselesi kanımca. On yıllar sonrasında yeniden hortlayan, bununla birlikte bir kaç sahneye yapılan eklentinin ardına yaslanarak malın hamudu ile götürülmesini amaçlayan 3D teknolojisinin bu kadar kısa zamanda suyunun çıkarılması; izleyicinin de bu teknik gelişmeye tavır almasını sağladı ister istemez. 3D’nin gözden kayboluktan yıllar sonra bizlere mükemmel bir teknik yenilikmiş gibi sunulmasına değil bu tavır aslında! Filmin ruhu ile uzaktan yakından alakası olmayan sahnelerde (elimizdeki örnekte görüldüğü üzere bir bira şişesinin gölde katetmiş olduğu yol…) oyuncak gibi kullanılması ve belli bir süre sonra gözümüzün alışacağı “derinlik” mevzusu dışında 3D etiketi izlenen filme ekstra ücret ödemek dışında herhangi bir ağırlık getirmiyor olması!

Kaldı ki 78 yapımı orjinalinin yanına taş koyma zahmetine katlanmayan ve Alexandre Aja gibi istismar sinemasının kulvarında koşan işlere imza atan bir yönetmenin elinden çıkmasını da göz önünde bulundurduğumuzda; 3D etiketinin ne kadar yersiz bir şekilde bu filmin de armasında yer aldığının çıkarımını rahat bir şekilde yapabiliriz. Daha doğrudan ve daha kaba bir şekilde girizgahı neticeye erdirmek gerekirse : Eli Roth bu filme (ve bu filmde) ölüp biter, Tarantino bu filme bayılır peki ya biz?

Piranha 3D’nin ucuzluğunu ve yapay abartısı ile pararel bir şekilde senaryoyu adımlayan basitliğini sorgulamazdık. Nitekim bütün bu basitliğin -ve ziyadesi ile abzürdlüğün- Aja’nın kişisel tercihi olduğunu ve ellerinde istismar için sağlam birer malzemeye dönüşeceğini biliyoruz. Fakat böyle bir filmin ucuz numaralara baş vurarak 3D teknolojisinin ekmeğini yemeye çalışan bir başka yapım olarak pörtlemesi de izleyicinin sinirlerini haklı olarak sıçratır.

Aja’nın Tepenin Gözleri ve Aynalar ile ısındığı remake konseptinin yeni üyesi olan Pirana, bir istismar filmi olarak düşünüldüğü vakit; sağlam göndermelere sahip olabilir belki ama orjinal yapımın rotasından -ya da genel anlamda 70’ler korku-gerilim furyasının rotasından- sapmayı reddediyor. Açık konuşmak gerekirse hali hazırda yaratıcı referans noktaları oluşturmayı başarabilen Robert Rodriguez’in sıfır kilometre yapımlarının salt “göndermelere” sırtını dayamak dışında yeni hareket alanı açabildiği bir dönemde Aja’nın kalkıp 70’li yıllarında korku-gerilim örneklerini selamlamasının, türün meraklılarına çok da fazla bir şey kazandırdığını söyleyemeyiz.

Yine de Aja, istismar mevzusunda izleyicisini tatmin etmek için bonkörce davranıyor kabul edelim. Filmin ilk yarısı süresince delicesine eğlenen gençler; piranaların saldırısına uğradıktan sonra birer mezbaha kaçkınına dönüyorlar. Etrafa saçılan kollar, bacaklar ve bilimum uzuvlar Aja usulü bir resitalin malzemeleri oluyorlar. İlahi bir takdire maruz kalmışçasına birbirine bağlanan senaryo parçacıklarını ve iğrençlik konusunda görsellikle yarışan esprileri kafanıza takmadığınız vakit, adının altına iddiasını da sıkıştıran Piranha 3D, dinamik bir gore festivali adeta!

Başarısız Pirana modellemeleri ve sinir bozucu görsel müdahaleleri ile Piranha 3D, daha ucuza mal edilip daha başarılı bir örnek olarak izleyici önüne sunulabilecek bir istismar filmi olabilecekken; gözü rahatsız eden “yanlış yönlendirilmiş” bir kan banyosuna dönüşüyor.

Yine de Aja’nın sinema anlayışına aşina olanların dönüp bakmasında fayda var. Piranha 3D pahalı bir tekniğin basite indirgenmesi ile hız kazanabilecek karma bir alan yaratamadı kendisine belki ama o meşhur “sinemasal referans” meraklılarına tatmin edecek saygı duruşları için türün takipçilerin şans tanıyabileceği bir örnek. Bu küme dışındaki elemanların uzak durması şiddetle önerilir!!!

15 Yorumlar

  1. Bence burda filmdeki en onemli unsur atlanmis. O da filmdeki cinsellik ve vahsetin sunumundaki ahenk ve enerji. Bu film bir seks-vahset filmi! Bunu atlarsaniz geri kalanlarin ne onemi var?

    O parti, calan muzik, danseden kizlar, ve kan vahset dehset… film boyle bir popcorn…
    Keza filmin ortalarinda 40 dakikalik bir pirana saldiri sekansi var ki, sirf bu sahne icin 2 kere gittim sinemada farkli arkadaslarla filme!

    Bir kere filmin tavri farkli. Film, Mardi Gras’da yapilan gercek bir porno festivalini ornek aliyor. Unlu porno sirketi Girls Gone Wild yerine bu filmde Wild Wild Girls ismi kullaniliyor. Filmi boyle bir pornografi tabanina yerlestirerek zaten film bastan cizgisini belli ediyor. Hal boyle olunca da deniz altindaki mantiksiz ciplak dans sahneleri, kizlarin uzerinden tekila icme sahneleri, MTV grind gibi danseden kizlarin kiclari, ve erkeklerin kasli vucudlari filmin kalbini olusturuyor. Boyle olunca da 3D de filme yakisiyor, sacma sapan uyduruk pirana dizaynlari da…

    Cinselligin asiri abartili ve simarik bir bicimde seyircinin yuzune fiskirtilmasi ile birlikte yine Braindead-vari asiri-absurt-komedi vashet sahneleri de yine guzel bir ahenk yaratiyor.

    Film basit bir eglencelige indirgenip, kendini iyi ele aldigi icin “aptal” bir film olmuyor. Ne oldugunun farkinda olan “Lakayit”, sesksi ve eglenceli bir film oluyor.

    Yalniz filmin finalindeki son 15 dakika cok ama cok kotu. Anlamsiz, gereksiz bir heycan katalim demisler filme. Hem de hic gerek yokken. Sirf bu 15 dakika yuzunden filmin notu 10 uzerinden 7 olacaksa, 5’e iniyor bence…

  2. Bence 3D bu gibi filmlere yakisiyor. Ciddi filmlere degil

  3. Açık olayım benim derdim 3D mevzusu ile, yani açıkçası çok da sert bir seks istismarı yok filmde. Özellikle Eli roth’un günümüz istismar filmlerine baktığı tara…ya da sallayalım eli Roth’u Aja’nın High Tension’daki üslubunu göz önünde bulundurursak kendi adıma burada faz seksist bir görsellik görmüyorum.

    Fakat asıl varmak istediğim nokta son paragrafta yer alıyor. Nitekim basit gibi gözükse de filmin bütçe hamudunu dolduran teknik görsellik -yine benim fikrime göre- seks-şiddet ahengini baltalıyor…Tabi abzürdleştiriyor da…Bundan tat almak da buna burun kıvırmak da kişisellik ağına takılıyor neticede…

    Şunu da kabul edelim Piranha 3D beklentiden ziyade izlenen ruh haline göre her bünyede farklı reksiyonu tetiklermiş gibi geliyor. Eş dost bir araya toplanıp geyik maiyetinde bu filmi izlediğinde dört köşe olur…Ben seçeneklerim o an için kısıtlı olduğundan izledim…Laf aramızda yıllar sonra Christopher Lloyd’u görmek istedim perdede…(oh be rahatladım itiraf ederek) :))))

  4. filmi izlemedim ama fragmandaki ilk sahne biraz çalıntı olmuş.adını şimdi hatırlayamadım ama film Venedik’te geçiyordu.Dalgıç gondoldan bir kasayı bulmak için suya atlar,kötü adamın özellikle yetiştirdiği köpekbalıklarının bir anda saldırısına uğrar.konu farklı ama çekim aynı olmuş.

  5. bu filmi dusunuce tek hatirladigim piranalarin toplu saldiri sahnesi .baskada bir sahne yok zaten.final yok gerilim yok .

  6. Film güzel kanlı doğramalı bol balıklı ve 3b vs. konusu da cabası açılış sekansı evlere şenlik pek dikkat çekmesede bir bira şişesi Oceanus fossae(deniz çukuru] düşer ve milyon yıldır orada kapalı kalan o karnivor canlılar serbest kalır!Milyon yıldır orada bekleyen ve üreyen kayıp ve tarih öncesi tür peydah oluverir.Roger Corman un bu kült klasiğini de saygıyla anmalı…

  7. bence yilin en keyfe deger filmlerinden birisi..kesinlikle 2010 model bir istismar filmi olmus..uzun suredir bu denli kendini ciddiye almayan; mizahı, şiddeyi ve erotizmi bu denli fütürsuzca harmanlayan bir film izlememiştim..bu açıdan iyi geldi..

  8. yaşşasıın, “breakig bad” başladı.

  9. pardon “breaking” olacaktı.heyecan yapmışım:)

  10. Fatih Yürür eleştiri de üç boyuta odaklanmış ve üzerinden Piranha’ya yüklenmiş, sanırım filmi sevmemiş ama bence film tam olarak vaadettiğini seyirciye veriyor. Adı Piranha olan film bir de üç boyutluysa bol kanlı bol eğlenceli katil hayvanlar temalı bir film izleyeceksiniz demektir ki bu beklentiyle filme giderseniz bence %100 tatmin olarak çıkarsınız. İlk yarısı biraz durgun sonradan olacaklara hazırlıyor. İkinci yarısı tam bir gore şöleni. Bol bol cinsellik, kan, katliam ve kendini ciddiye almadığını gösteren son derece eğlenceli bir istismar filmi. Hem de 2010’da ve sinemalarda izleyebiliyorsanız daha ne olsun.

    Korku Sitesindeki Murat Akçıl’ın film yorumu da okunmalı bence filme hakkını veren bir yazı.

  11. Çünkü 3D amblemi olmadığı sürece bu filmin öncülünün bir adım önüne geçip geçmemesi benim ilgilendiğim noktadır…

    Yalnız şuna katılmıyorum…Yıl 2010 ve hala perdede istismar filmi izleyebiliyoruz? Yani geçmişin örtüsünü silkeleyip bütün istismar filmlerini tek tek izleme şansını elde ettik mi de yeni model (ve eskisinin de gölgesinde kalan) filmlere bu kadar hasretlik çekiyoruz?

    Yani biraz dürüst olmakta fayda var popüler anlayışa nanik çektiği ya da bilmemkaç filme referans niteliğinde gönderme barındırdığı için her filmi kucaklamak zorunda değiliz.

    Kaldı ki istismar filmi olsun b filmi olsun, ne olursa olsun armasına 3D yi taşıyor ise bir film, bu kafadan 5 lira vereceğiniz bir filme 10 lira bayılmanız demek oluyor. Genç izleyici kitlesinin büyük bir çoğunluğunun öğrenci olduğunu da var sayacak olursak “çöp film” olarak nitelendirilen bir yapıma çakmadan 3D imzası taşıyan blockbusterlar ile aynı fiyata izlenmesi de tezatın daniskasıdır kanımca…

    Bunlar benim görüşlerim. Yazıda da söylediğim gibi bir filmi beğenip beğenmemek (hele ki bir istismar filmini) görecenin ağına takılan bir durum ama “bu yazı bu filmin hakkını vermemiş sezarın hakkını esirgemiş, başka arkadaşımız hakkını teslim etmiş” yorumu, benim -sözde- bu film için yaptığım yorumda daha acımasızcadır…

    Sevgi ve saygılarımla…Fatih YÜRÜR

  12. Bir de ben filmi “beğenmediğimi” belirten bir yazı yazmadım…Daha fazla yıkama yağlama bekliyorduysanız üzgünüm ama her yazı üzerinden fikir yürütmesine sırt dayayıp yazarın filmi beğenip beğenmediğine takılmak da yersiz…

    Yani şimdi Machete’in korsanda tüketildiğini biliyoruz…Biri kalkıp bana “Bu film 3D çünkü eğer bu özelliği olmasaydı pek çok insanın bu filmi izlemek için sinemaya uğramak gibi bir gayesi olmazdı.” deseydi bu son derece inandırıcı ve kabul edilebilir tez olurdu.

    “FİLM VAAD ETTİĞİNİ SEYİRCİYE VERİYOR” gibi bir genelleme de değil bu film için hiç bir film için geçerli olamayacak bir tezdir. Sana vaad ettiğini vermiş ama bana verememiş. Ben de bunun bir katil hayvan filmi olduğunu biliyorum çok şükür. Ne kadar uzuv kopacağını da tahmin ederek, cinsellik dozunu da öngörüsünü cebine tıkarak, ne kadar saçma yaratık tasarımları ve komik duracak görsel müdahaleler barındıracağının bilinciyle gittim (yoksa buraya yazı yazmam tam bir trajedi olurdu)

    Peki ne olmuş? Sen tatmin olmuşsun…ben (en azından yüzde yüz) tatmin olamamışım. Bunda bu kadar garipsenecek ne var açıkçası onu da anlayamadım…yeniden Sevgiler ve yeniden saygılarımla…

  13. @Fatih Yürür yorumuma içerlemişsin yorumlardan gördüğüm kadarıyla ama ben filmi zaten sinemada ve 3 boyutlu izlemediğimden 3 boyutlu kısmına takılınmasını çok gerekli bulmadım. Diğer izlediğim 3 boyutlu filmlerde bana film açısından çok bir şey vermedi. Bu filmde de 3 boyutun filme çok bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Olsa da olur olmasa da. Ama film tek başına bakıldığında eğlenceli bir seyirlik.

    Bu sitedeki yazıları seviyorum ve tüm yazarların yazılarını da zevkle okuyorum. Ama bu kaçıncı oldu bilmiyorum ne zaman bir yazıya katılmadığımı belirten eleştiri yapsam saldırgan bir tavırla cevap alıyorum. Eleştirinin eleştirisine de biraz daha hoşgörü olması gerekir bence. Yine de siteye katılımımı sürdüreceğim. Siteye katkı yapma niyetim de var.

  14. gorcun bak sen de alınmışsın :)İşin aslı ben biraz heyecanlı konuşan bir adamım gündelik hayatta sanırım bu heyecan internet diline de evrilip çevrilip yerleşiyor. Beni şahsen tanımadığın için sana tepki gösterdiğimi düşünmen çok normal ama işin kötüsü bu yazdıklarım benim normal üslubumdur (ki mesajlarıma baktım özellikle ünlem falan kullanmamaya dikkat ederim)

    Mesela geçen gece bu film üzerine yazdığım bu yorumu arkadaş ortamında tartıştık. Üstelik bizim tartışmalarımız sert geçer. Kimsenin niyeti bir diğerini kırmak değildir herkes de birbirini tanıdığından art niyetli olmadığını bilir karşı tarafın o sebeple kimse kimseye bozulmaz ama dediğim gibi burada aynı üslup ne yazık ki karşı tarafa alınan bir tepki gibi gösterilebiliyor.

    Dediğim gibi hepimiz bir noktaya farklı açılardan bakabiliyoruz. Bu kimi zaman filmi izlerken ki ruh halimizden kaynaklanıyor kimi zaman beklentimizden kimi zaman kültürümüzden bla bla bla…Tartışmak da en doğal hakkımız oluyor. İşin gerçeği ben de tartışmaktan büyük bir keyif alıyorum. Ama bir tüyo vereyim ki her mesajımın altına “sevgi ve saygılarımla” ikilisini büyük bir içtenlikle eklerim. Bunda bir kinaye de yoktur :)))

    Umarım siteyi aynı bu şekilde takip eder ve aynı şekilde katılım gösterir hatta arttırarak devam ettirirsin. Tartışmak güzeldir bunda garipsenecek bir şey yok…

    Sevgi ve Saygılarımla…Fatih YÜRÜR

  15. Benim amacımda değişik bakış açıları, değişik yorumlar ve filmleri tartışmak elbette. O yüzden zaten bir süredir şahsen içerisinde bulunduğum korkusitesindeki hoşuma giden bir yazıyı örnek verdim. Yoksa yazına ya da senin şahsına yönelik bir saldırı amacım yok. Dediğin gibi gerçek hayatta tanışmadığımızdan birbirimizin dediklerini tam olarak anlayamayabiliriz. Yanlış anlaşılmalar olabilir. Önemli olan tartışmalarla birikimlerimize ve fikirlerimize bir şeyler katmamız. Cevabın için ayrıca teşekkürler. Benden de saygılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: