Sinema Salonları Eski Cazibesini Koruyor mu?

2017’nin sona ermesiyle senenin “En İyi” filmlerinin yer aldığı listeler karşımıza çıkmaya başladı. Gişede ses getiren yapımlar son senelerde olduğu gibi bu listelerde kendilerine yer bulurken, bir o kadar da geniş gösterim şansı yakalayamayan filmler öne çıktı. Bu yazımda; sinema endüstrisinin kalbi olan Hollywood’a dolayısıyla da Amerika’daki gişe rakamlarına bakacağız.

Dijital dünyada sinemaya olan ilgi sandığımız kadar yüksek mi? Sinemaseverler için sinema salonları eski cazibesini koruyor mu, yoksa ev sineması ve internet gerçeği sandığımızdan daha mı büyük?

Amerika’da 2017’de en çok izlenen 10 filmi hatırlayalım:

(Amerika’da 2017’de gösterime giren toplam film sayısı 722 idi. İlk 10 film toplam senelik hasılatın %32’sini yaptı.)

(Bundan sonraki rakamsal kıyaslamalar 1980 senesi ve sonrasını içermektedir.)

Önce 2017’de Amerika’da gişede neler olduğuna bakalım: Toplam hasılat olarak 11 milyar dolar barajı üçüncü kez aşıldı. Ancak 2015 ve 2016’nın gerisinde kaldı. Toplam satılan bilet sayısı ise 1,2 milyarı aştı ancak bu şimdiye kadarki en yüksek 24. satılan bilet sayısı olabildi. Seyirci sayısındaki bu ciddi düşüşe rağmen halen gişede önemli sonuçlara ulaşılabilmesinin tek sebebi ise bilet fiyatlarındaki artış oldu!

Bu ilişkiyi grafiğe yansıttığımızda 2002 senesinde zirve yapan satılan bilet sayısının daha sonra sürekli kan kaybettiğini görüyoruz.

Hasılatın halen kısmi olarak yükseliş trendi göstermesini sağlayan tek etken olan bilet fiyatlarındaki artış şu şekilde gözüküyor.

Amerikan sinemasının yaşadığı değişimleri dikkate aldığımızda gösterime giren film sayısına da değinmemiz gerekir.

Her sene gösterime giren film sayısında önemli bir artış var. Bunun sebeplerini çeşitlendirmemiz mümkün: film stüdyolarının düşük bütçeli filmlerle şansını deneme isteği (artan alışveriş merkezleriyle birlikte daha çok salonlu sinema tesislerinin olmasının da avantajıyla), bağımsız ve/veya yabancı filmlere olan ilgi ana sebepler olarak gözüküyor.

Amerikan sinemasının gişede geldiği noktayı değerlendirirken dikkate almamız gereken son parametre de nüfus sayısındaki değişim olmalı.

Artan nüfusa ve bilet fiyatlarına rağmen gişede duraklama dönemine giren Amerikan sinemasının çarpıcı durumu aşağıdaki grafikte daha belirgin gözüküyor.

Elimizdeki data çerçevesinde şimdi son noktayı koyma zamanı geldi. Amerika nüfusu bazında sinemaya gitme oranı ne kadar?

Amerika’da senede kişi başına sinemaya gitme oranı 2002’de 5,5 filmle zirve yaptıktan sonra büyük bir düşüş başlıyor. 2017’de ise bu rakam 3,8 film/kişi ile dip yapıyor! İnsanların sinemaya gitme oranı %30 azalıyor.

Gelinen noktada bilet fiyatlarındaki artışla bu dar boğazdan çıkmaya çalışılıyor. Bilet fiyatı daha yüksek olan 3D filmler veya daha konforlu sinema salonları da bu gidişe son verememiş.

Bu hesaplamada tüm nüfusun sinemaya gittiği varsayımı yapılmasına rağmen karşımıza çıkan tablonun gerçekçi bir sonuç olduğuna inanıyorum. Ülkemizde bilet sayısı/nüfus oranına bakarak konu hakkında daha fazla fikir sahibi olabiliriz. Ülkemizde 2017’de 71.188.594 adet bilet satılarak bir rekor yaşandı. Kişi başına yaklaşık 1 film sonucuna ulaşıyoruz.

(Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2016. Türkiye nüfusu 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla 79 milyon 814 bin 871 kişi oldu)

Amerika sinema endüstrisinin geldiği durumun uzun zamandır sinyalleri verdiğini yukarıdaki rakamlarda görüyoruz. Yüzüklerin Efendisi veya Harry Potter serileri sona erdikten sonra gençlik romanlarının sinema serileri, yeniden çevrimler, zorlama devamı getirilen seriler (Star Wars!!!) ve süper kahraman filmlerine bel bağlayan yapımcıların başarısız olduğu ortada. Bu tercihlerin arkasında sinemaya daha çok genç kuşağın gitmesinin etkisi büyük. Dijital gençlik ise eski jenerasyonlar kadar sinemaya gitmiyor. Ellerinde zaman geçirmek için çok fazla teknolojik imkân var. 55 inch LCD televizyonun önüne geçip Netflix açmak daha cazip geliyor gibi gözüküyor.

Bir başka tehlike ise karakter oyuncularının tükenmeye yüz tutması. Birlikte büyüdüğümüz diyebileceğimiz Tom Cruise, Brad Pitt ve Leonardo DiCaprio gibi oyuncuların filmleri bile artık gişede yapımcıların elini kuvvetli yapmıyor. Tüketim toplumunun sinemayı tükettiği günlerin bu kadar çabuk gelmesini beklemiyordum açıkçası. Sinemada yeni bir çağa girdiğimize artık inanıyorum. Bundan sonra gişede başarılı olacak bir dram filmi göremeyeceğiz. Ünlü oyuncuların televizyon projelerine olan ilgisi artmaya devam edecek. Artık günümüz her şeyi daha hızlı istiyor ki daha çabuk tüketebilsin.

Öteki Sinema için yazan: Hakan Tunga Kalkan

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir yorum var

  1. Film izlemeyi bilmeyen insanlar, ön koltukta telefonuyla oynayan insanlar olduğu sürece pekçok sinemasever salonlara gitmeyecek gibi gözüküyor. Ayrıca bilet fiyatlarının fahişliği de cabası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: