2019 Yılında Okuduğum En İyi Sinema Kitapları

2019’un Haziran ayına kadar deli gibi kitap okudum, tempom acayip iyiydi, sonra bazı nedenlerden ötürü dramatik bir düşüş yaşadık ama ziyanı yok. Yılı 50’yi aşkın sinema kitabıyla kapatmışım, ki çoğu işe yarar kitaplardı. Şimdi sizinle beğendiklerimi paylaşacağım. Kitaplar 2019 yılına ait olmasa bile 2019’da okuduklarım arasından seçilmiş olacak. Çok beğendiğim ve dilimize çevrilmesini arzu ettiğim İngilizce kitapları da paylaşacağım, umarım görgüsüzlük olarak kabul etmezsiniz. Maksadımız, bu konulara meraklı birkaç kişi için naçizane bir öneri seti sunmaktır. Yazının sonuna geçenlerde kaybettiğimiz Thomas Elsaesser’den de birkaç kitap ilave ediyorum (bir de sürpriz var), hiçbirini 2019’da okumadım ama sağlam kitaplardır, konuyla alakadar olanlar mutlaka okusun. Şimdiden herkese iyi okumalar…

Dünden Bugüne Bir Sinema Güncesinden Notlar 1986-1998

(Gökhan Erkılıç)

Gökhan Erkılıç çok eskiden beri takip ettiğim bir isim, Sekans Dergisi sayesinde yakın tarihli makalelerine de ulaşabiliyoruz. Kendisi kitaplarına en kötü ismi veren ve en kötü kapak tasarımını seçen sinema yazarımız olabilir (belki sırf bu yüzden daha az tanınıyor) ama yazdığı eserler bir harika. Cinema Paradiso Italiano’dan sonra Dünden Bugüne Bir Sinema Güncesinden Notlar da arşivlik bir çalışma olmuş. Literatüre önemli bir katkı. Kısa kısa değinilerini beğendiğim gibi; Amelio, Monteiro gibi az tanınan yönetmenler üzerine de harika yazıları var.

Enis Batur’dan Sinema Yazıları

(Enis Batur)

Eco, Zizek, Manguel ya da Batur gibi dolu dolu yazan isimleri okuduğunuzda sadece yazdıkları konuda değil, bambaşka konularda da bilgi sahibi oluyorsunuz. Batur’un yazıları da ister istemez disiplinler arası metinlere dönüşüyor, Sinema Yazıları kitabı da buna dahil. Sadece film zevkini, gözlem ve metinler arası ilişki kurma gücüne değil, onun sinemayla çok eskilere dayanan köklü bağına şahit olup hayran kalıyorsunuz.

Yeşilçam’dan Yeni Türk Sinemasına Melodramatik İmgelem

(Hasan Akbulut)

Hasan Akbulut, kitaplarını takip ettiğim bir başka önemli isim. (Bir kez daha yine ve yeniden hocaların hocası Seçil Büker hocamıza sonsuz teşekkürler, hakkı ödenmez.) Yeşilçam’dan Yeni Türk Sinemasına Melodramatik İmgelem fazla dağılmadan yerli sinemada melodramın kökenlerine inip bir nevi kimlik tanımlaması işine girişiyor. Akademik atıfların bolca yer aldığı bir kitap ama asla sıkıcı değil. Bu arada, Banu Bozdemir yazınca listeme almıştım ama Hasan Hoca da yazınca Kadir İnanır ve Selma Güneri’li “Askerin Dönüşü”nü buldum izledim, iyi bir film, kayıp bir hazine.

Filmler Hayatımızı Nasıl Etkiler?

(David Thomson)

Sinema yazınının bu büyük isminin, müthiş bir bilgi birikimini sığdırdığı harikulade bir kitap. Kitap ya da makale çalışması yapanlar bu kitabı okur okumaz ne denli büyük bir ön çalışma ve tecrübe gerektirdiğini hemen anlayacaktır. Çapraz referanslar, bir konu hakkında bambaşka filmlerin konularından, repliklerinden ulaşılan çıkarımlar olağanüstü. Ben kara film gibi bazı konulardaki görüşlerine katılmıyorum ama yine de kitabın hakkını teslim etmek lazım. Dilimize çevrilmiş en özgün sinema kitaplarından biri.

Intimations: The Cinema Of Wojciech Has

(Annette Insdorf)

Kieslowski’nin Üç Renk’i hakkındaki ufuk açıcı analizlerini dinlediğimden beri Annette Insdorf’un akademik çalışmalarını takip ederim, kendisi Martin Scorsese’nin The Film Foundation’ına da katkı sunan bir isim. 2019’da Wojciech Has Sineması’nı keşfe çıkınca yurt dışından bir de kitabını sipariş ettim: Intimations: The Cinema Of Wojciech Has. Insdorf, Has’ın yönettiği filmleri tek tek analiz edip harikulade çıkarımlara varıyor. Bize önemli bir ustayı tanıtan müthiş bir kitap.

Watch Me: A Memoir

(Anjelica Huston)

Anjelica Huston uzun yıllar moda dünyasının ve Hollywood’un merkezinde yer almış çok önemli bir isim; hiçbir röportajını kaçırmadığım bir duruş abidesi; güçlü, etkili, başarılı, asil bir kadın. Hem babası (John Huston), dedesi (Walter Huston) ve (bir dönem) hayat arkadaşı (Jack Nicholson) da Oscar almış Oscar ödüllü kaç aktris gelmiştir ki bu dünyaya? İşte bu kitap onun zaaflarını, kırılganlıklarını ve birbirinden değerli anılarını bizlerle paylaştığı harika bir anı kitabı. Jack Nicholson denen nevi şahsına münhasır adamı yakından tanımak için de birebir. Kitap moda ikonu Anjelica Huston’ın günlüklerinden ve görsel hafızasından yola çıkılarak yazıldığı için etkileyici bir özelliği var. Kim hangi gün hangi kıyafeti giymiş, çoğu yazıyor. Müthiş anılarla dolu bir kitap. Ben yine de kitapta bir-iki maddi hata buldum ama ziyanı yok, bir tanesini düzeltip anlatayım. Herkes Jack Nicholson o yıl 11 dalda Oscar’a aday gösterilen “Chinatown” (Çin Mahallesi, 1974) ile En İyi Erkek Oyuncu heykelciğini evine götürür diye beklerken ödül alakasız bir abimize (Art Carney) gidiyor, ekip âdeta yıkılıyor. Film 10 dalda hüsrana uğruyor, sadece tek bir ödül alabiliyor. Orijinal Senaryo Oscarı’nı kazanan Robert Towne (yegâne ödülü kendisi aldığı için) kariyerinin en büyük ödülüne sevinemiyor bile, o gece utanıp heykelciği saklamaya çalışıyor. Ertesi gün Anjelica Huston ve Jack Nicholson’ın Mulholland’daki evlerine üzüntüsünü paylaşmak için yönetmen Hal Ashby geliyor. Ve teselli için daha önce kazandığı Oscar heykelciğini Jack Nicholson’a hediye edip gidiyor. Bazı isimler büyüktür, çoğu büyük isimse Ashby’nin yanında küçük kalır. Başka sözüm yok.

Out of the Past: Lacan and Film Noir

(Ben Tyrer)

Ben tek bir analiz biçiminin bir maymuncuk gibi alınıp tüm bir sinema tarihine tatbik edilmesini doğru bulmayanlardanım, yine de Lacancı/Lacangil film noir (kara film) analizlerinin literatüre katkı sunduğunun hakkını teslim etmeliyim. Kara filmler konusunda en az 100 tane kitap okudum, Ben Tyrer’ınki en iyilerden biri. Çok fazla filme değinmiyor ama değindiği filmlerle ilgili hiç düşünmediğim, okumadığım şeyler söylüyor. Kara filmlerle ilgilenenler kaçırmasın.

The Good, the Bad and Me

(Eli Wallach)

Yani İyi Kötü Çirkin’in Çirkin’i Eli Wallach’ın daha ünlü olmadan önceki heyecan dolu yaşamını (askerliği, aşkları, dostları vs.) okumak için bile değer. Sinemasal yolculuğu için biçilmiş kaftan ama ben daha çok gündelik hayattaki ilişkilerine (Marilyn Monroe, Walter Cronkite ile olan) ve tiyatroyla kurduğu güçlü bağa meftun oldum. Tabii en müthiş hikâye de aktörün Albert Anastasia araştırması oldu. Bir kitaba ancak bu kadar güzel bir hikâyeyle başlanabilir.

All Those Moments

(Rutger Hauer)

Rutger Hauer’i yakından tanımak için bundan daha güzel bir kaynak olamaz. Kitap, adını “Blade Runner”ın finalindeki repliğinden alıyor. Hauer bütün samimiyetiyle hayatının bir özetini geçiyor. Sıcak, samimi bir dili var. Hatalarını, zaaflarını kabullenmiş olgun bir insanın kaleminden çıktığı belli olan satırları okuyoruz. Yüzlerce anekdot da cabası. Hauer ile ilgili güzel bir biyografi yazısı kaleme alacağım, bu otobiyografi de temel kaynağım olacak.

Kinski Uncut: The Autobiography of Klaus Kinski

(Klaus Kinski)

En sevdiğim aktörlerden birinin kaleme aldığı sıra dışı bir otobiyografi. Bu kitabı okuyana kadar Kinski’nin ölüm mefhumuna bu denli takmış olduğunu bilmiyordum. Ölen ebeveynler, bir kadın uğruna bıçak dövüşünde ölenler, öldürenler, cinayetler, intiharlar… Kinski’nin öz annesinin nasıl öldüğüne dair kısım zaten şok edici. Bu kitabı okurken benzersiz bir sanatçının karmaşık zihninde hareket ettiğinizi anlıyorsunuz. Her zamanki öfkesi bu kitaba da sirayet etmiş. Doğrudan kullandığı kişi isimleri yüzünden çok sayıda dava açılmış bir kitap bu. Aktörün hayranları kaçırmasın.

European Cinema: Face to Face with Hollywood

(Thomas Elsaesser)

2019’da çok büyük bir sinema düşünürünü kaybettik. Thomas Elsaesser’in en önemli özelliklerinden biri; Avrupa Sineması’nı Hollywood’u ve Amerikan Bağımsızlarını hesaba katarak, Amerikan Sineması’nı da Avrupa kültürünün etkisini ihmal etmeden analiz ediyor oluşuydu. European Cinema: Face to Face with Hollywood adlı çalışması buna harika bir örnek teşkil eder. Ayrıca Elsaesser’in Alexander Horwath ve Noel King ile birlikte editörlüğünü üstlendiği The Last Great American Picture Show: New Hollywood Cinema in the 1970s adlı kitapta da bunu görürüz. Warren Buckland’la birlikte yazdığı Studying Contemporary American Film’i ve (şimdilik) yayımlanmış son kitabı olan European Cinema and Continental Philosophy: Film as Thought Experiment’ı (“Melancholia” ile ilgili kısmı hariç) henüz okuyamadım ama Elsaesser’in European Cinema: Face to Face with Hollywood’unu kaçırmayın derim ben, sağlam kitap. İnşallah dilimize de çevrilir.

Weimar Cinema and After: Germany’s Historical Imaginary

(Thomas Elsaesser)

Thomas Elsaesser Alman bir sinema tarihçisiydi ve kendi ülkesinin sineması konusunda uzmandı. Alman Sineması’yla ilgili yazdığı eserlerde -meselâ Fassbinder’s Germany History Identity Subject’te- onun entelektüel derinliğini de görmek mümkündür. Sinema tarihçiliğinin yanı sıra, politik ve sosyo-kültürel bakımından ne kadar donanımlı olduğunu öğrenmeniz için size önereceğim kitap, Weimar Cinema and After: Germany’s Historical Imaginary. UFA ve sokak sineması (strasse film) çalışmalarım sırasında karşılaştığım ve çok faydalandığım bir kitap olmuştu.

Film Theory : An Introduction Through the Senses

(Thomas Elsaesser ve Malte Hagener)

Aslında Thomas Elsaesser’in Malte Hagener’le birlikte kaleme aldığı bu teorik kitap “Film Kuramı: Duyular Yoluyla Bir Giriş” adıyla dilimize de çevrildi ama ben henüz Türkçe versiyonu alamadım. İkili, sinemayı duyular ve algılar yoluyla masaya yatıran özgün bir kuram geliştirmişler. Büyük bir birikimin sonucunda ortaya çıkan her bölüm, sinemanın farklı bir duyu organı çerçevesinde incelemesini içeriyor. Cinema as Mirror: Face and Close-up (Ayna Olarak Sinema: Çehre ve Yakın Çekim) bölümü favorim.

Sinemada Göstergeler ve Anlam

(Peter Wollen)

Sinemada Göstergeler ve Anlam (Signs and Meaning in the Cinema) adlı bu harika kitabı da yıllar önce okudum ama yakın zamanda yazarı Peter Wollen’ı kaybettiğimiz için bu listeye almak istedim. Çalışmayla ilgili kapsamlı bir incelemeyi “Klasikleri Niçin Okumalıyız?” serisinde paylaşmıştık, buraya link’ini ilave ediyorum: https://www.otekisinema.com/klasikleri-nicin-okumaliyiz-peter-wollen/

Öteki Sinema için yazan: Ertan Tunç

Yazar hakkında: Ertan Tunc

Sevdiği filmleri defalarca izlemekten, sinemayla ilgili bir şeyler okumaktan asla bıkmaz. Sürekli film izler, sürekli sinema kitabı okur. Ve sinema hakkında sürekli yazar. En sevdiği yönetmen Sergio Leone’dir. En sevdiği oyuncular ise Kemal Sunal ve Şener Şen. “Türk Sinemasının Ekonomik Yapısı 1896-2005” adlı ilk kitabı; 2012 yılında Doruk Yayımcılık tarafından yayınlanmıştır. Kara filmler, gangster filmleri, İtalyan usulü westernler, giallolar ile suç sineması konularında kitap çalışmaları yürütmektedir. İletişim: ertantunc@gmail.com

Bak bunu da seversin...

2017 Yılının En İyi 10 Sinema Kitabı

Ertan Tunç'un 2017 yılında okuyup beğendikleri arasından seçerek hazırladığı en iyi 10 sinema kitabı listesi Öteki Sinema'da yayında!

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Teşekkürler güzel bir yazı olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir