Filmde her şey mevcuttur, fakat hiçbir şey tehlikeli değildir. Evet, Hayır, Belki, tekil bir başarısızlık örneğinden çok, platform çağının romantik komedi anlayışının tipik bir
Büyü 2... İlkinden 13 yıl sonra çekilen devam filmine de öncelikle kast tarafından bakmak gerekiyor. İlk Büyü, kötü bir filmin yönetmen gayreti ve oyuncuların hatırına izlenebilir olmasının tipik bir örneğiydi.
Deccal 2, ışığı-kamerası ve benim ilk filmde de çok beğendiğim sanat yönetmenliğiyle şık bir film. Birkaç dua ve çarpılma sekanslarından ibaret değil...
Kaygı üzerine yazılacak çok şey var. Eseri hem "film olma" haliyle hem de durgun suya atılan bir taş gibi giderek büyüyen dairesel etkisiyle ele alabiliriz.
Festivallerde değeri bilinmiyor, görülmüyor ya da özel ödüllerle hoş tutulmaya çalışılıyor Kaygı. Belki öyleymiş gibi yapmadığı, gerçeği birkaç koldan güçlüce tutmaya çalıştığı için olabilir.
Çok iyi veya kült derecesinde kötü bir işe rastlamadıkça gişe komedileri hakkında yazmamaya karar vermiştim. Murat Kepez’in yönettiği ve Eray Akyamaner ve Sıla Çetindağ ile senaryosunu yazdığı Kolonya Cumhuriyeti çok iyi diyebileceğim bir komedi filmi değil. Ama özlediğim komedi tarzından kırıntılar içeren
Koca Dünya’da bir sürü metafor ve Grimm Kardeşler’in Hansel ve Gretel’inden, Trier’in Antichrist’ine ya da Hamlet’in Ophelia’sına kadar bir dolu gönderme var.
Göl, sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız psikolojik-gerilim türünün özgün örneklerinden biri olarak karşımıza gelirken; stilize duruşu ve Hitchcock filmlerini andıran tavrıyla da farkını ortaya koymayı başarıyor.
Kuyu filminin hikâyesi yamalı bohça gibi. Musallat ve Siccin serisinden oldukça etkilenilmiş ama yapılmışlar arasında en yakın iş hangisi derseniz, Helak: Kayıp Köy derim.