Devoured (2012)

Çıtayı Aşan Düşük Bütçeli Bir Korku Filmi Daha!

2012 yılı mahsulü Devoured, Greg Olliver tarafından yönetilmiş, ABD yapımı düşük bütçeli bir korku/gerilim.

Lourdes, ülkesi El Salvador’dan Amerika’ya çalışmaya gelmiş, genç bir bekâr annedir. New York’taki bir Fransız restoranının temizlik işlerini yapan Lourdes, kazandığı kısıtlı paranın neredeyse tamamını El Salvador’a, küçük yaştaki oğlu Oliver’a bakan annesine göndermektedir. Oliver çok hastadır ve yaşamına devam edebilmesi için ameliyat olmak zorundadır. Yeterli paraya sahip olmayan Lourdes, Amerika’ya ameliyat parasını biriktirmek için gelmiştir. Sadece tek bir odası bulunan küçücük bir dairede kalmaktadır. Odasında yattığı yatak dışında eşya yok gibidir. Sabahın erken saatlerinde işe gitmekte ve geç saatlere kadar çalışmaktadır. Oğlunun hastalığı, bir an önce ameliyat olmasının gerekliliği, zorlu çalışma koşulları ve bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de patronunun üzerinde kurduğu yoğun baskı, genç kadını iyice zor durumda bırakır. Onu hayata bağlayan tek şey umuttur; oğlunun ameliyat olup iyileşmesini ummak, Amerika’ya yanına gelmesini ummak, onunla beraber yaşayabilmeyi ummak. Direnci gittikçe zayıflayan Lourdes’in kısıtlı uyku süresi, korkunç kâbusların istilasına uğrar. Daha da fenası restoranda dolanan (Frankenstein’ın canavarından hallice) bir hayalet görmeye başlar. Kendisini yıkmaya niyetli bütün dış etkenlere inatla direnen genç kadın, akıl sağlığını korumakta güçlük çekmektedir.

Devoured 01

Texas doğumlu Amerikalı yönetmen Greg Olliver, daha çok çektiği belgeseller ile tanınıyor. Motörhead’in efsane solisti Lemmy Kilmister hakkındaki belgeseli Lemmy (2010) ile daha önce Öteki Sinema sayfalarına konuk olmuştu. Devoured, yönetmenin ilk tür denemesi.

Film, isminin kelime anlamını vererek başlıyor:

Devoured:

  1. Eat hungrily or quickly. (Oburca veya hızlıca yemek.)
  2. Consume destructively. (Yıkıcı bir şekilde tüketmek.)
  3. To engulf or swallow up. (Yutmak ya da içine çekmek.)

Bu birbirinden farklıymış gibi görünen anlamlara kabaca göz atıldığında, yönetmenin filminin çatısını tamamen bu kelime üzerine kurduğu rahatça görülebilir. İlk anlamı destekleyen en önemli unsur, ana karakter Lourdes’in bir restoranda çalışıyor olmasıdır. Mekânın müşterileri buraya, doğal olarak, yemek yemeye gelir. Arada müşterileri seyreden Lourdes, onların tabaklarını silip süpürmelerini boş bakan gözlerle izler. Yüzünden belli bir duygu almak imkânsız gibidir. Belki onlara imrenmekte, belki de hepsinden nefret etmektedir. Sonuçta dışarıda yemek yemek, belli bir zenginlik göstergesidir. Hatta geçişlerde verilen yakın plan yemek hazırlama sahneleri ile bu olguya özellikle vurgu yapılır. İkinci anlam tamamen Lourdes’in içine girdiği kısır döngüyü özetler. Ne kadar çok çalışırsa çalışsın, kazandığı para kısıtlıdır, aynı oğlunu ameliyat ettirmesi gereken sürenin kısıtlı olması gibi. Hem oğlundan uzakta geçirdiği süreç, hem de bir an önce biriktirmesi gereken para, Lourdes üzerinde büyük bir baskı kurar ve zorlu yaşam koşullarının da yardımıyla onu acımasızca tüketir. Üçüncü anlama geldiğimizde, filmin doğaüstü yönleri ön plana çıkar. Bir yandan gördüğü kâbuslar, bir yandan restoranda karşılaştığı hayalet görüntüsü, Lourdes’i sonunun ne olduğunu bilmediği bir karanlığın içine doğru çeker. Genç kadın, bütün bu olumsuzluklara karşı savaşarak yaşamak zorundadır.

Devoured 02

Devoured, son yıllarda sıkça karşımıza çıkmaya başlayan, çizgi üstü düşük bütçeli korku filmlerinden bir diğeri. Elindeki en büyük kozu, ayakları yere sağlam basan senaryosu. Hemen hiç boşluk bırakmadan ilerleyen öykü, merak ve gizem duygusunu sonuna kadar korumayı başarıyor. Bu tip filmlerin finalleri genelde bir parça dudak büktürür ama Devoured, bu dersten de pekiyi alarak sınıfı bileğinin hakkıyla geçiyor. Gene düşük bütçeli filmlerin birçoğu, biraz da maddi sorunlardan kaynaklanan sebeplerle, bir parça ağır ilerleyen bir tempoya sahiptir. Devoured da çok farklı bir yol izlemiyor. Ama ne yalan söyleyeyim, uzun bir süre dinginliğini koruyan temponun, bütün gerilimi biriktirerek finalde patlama yapması (çok özgün olmamasına rağmen), filme çok yakışmış.

Filmle ilgili getirebileceğim en büyük eleştiri oyunculuklar üzerine olabilir. Ana karakteri canlandıran İspanyol oyuncu Marta Milans, vasatın çok üzerinde inandırıcı bir performans ortaya koyarken, diğer bütün oyuncular onun yanında bir hayli amatör bir görüntü çiziyor. Hele Lourdes’in şirret patronunu oynayan Kara Jackson, aşırı abartılı oyunuyla izleyeni çileden çıkartmak için bir hayli uğraş veriyor. Ancak düşük bütçeli filmlerin kaderi bu, kötü oyunculukları görmezden gelmeyi çoktan öğrendik. Ekstra bir eleştiri de CCTV (kapalı devre güvenlik kamerası) görüntüleri üzerinden getirebilirim ama bunu ‘spoiler’ vermeden açıklamam mümkün değil. O yüzden geçelim.

Devoured, düşük bütçeli filmlerle sıkıntısı olmayan korkuseverler için on numara bir seçenek olacaktır. Gerçi kötü oyunculuklar dışında bütçe zafiyetini pek hissettirmediğinden, bu minik defoyu göz ardı edebilirseniz, Devoured’u büyük keyif alarak izlemeniz olası.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. Bu yazı vesilesi ile filmden haberdar oldum. İzleyeceğim. Teşekkürler Öteki Sinema.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: