İç Gıdıklayıcı Bir Komedi: Teşekkür Ederim Büyükanne (1975)

Hani bazı filmler vardır; bünyede antidepresan etkisi yaratır. Öncesinde rahatlatır, sonrasında ise güldürdükçe güldürür; insanı tüm gündelik dertlerinden uzaklaştırır. İşte, Teşekkür Ederim Büyükanne tam olarak böyle bir iş! İtalyan güzel Sonia Viviani’nin göründüğü her bir sahnede büyülediği, ihtişamına hayran bıraktığı film, özellikle attırdığı fütursuzca kahkahalarla tadından yenmez bir seyirliğe dönüşüyor. Yönetmenliğini Yeşilçam’ın emektar isimlerinden Osman F. Seden’in üstlendiği filmin başrollerinde ise Sonia Viviani’ye Mesut Engin, Sevda Ayhan, Cem Beyatlı ve Turgut Boralı gibi isimler eşlik ediyor.

Feriha’nın babası İtalya’da yaşayan varlıklı ve çapkın bir adamdır. Devamlı olarak farklı kadınlarla ilişkisi olan ve İstanbul’a ailesinin yanına her defasında başka bir “büyükanne” gönderen bu adam, sonunda kendi ailesini bile bıktırmıştır. İstanbul’a gelecek son büyükanne ile artık görüşmek istemeyen aile, tatilde oldukları yalanını uydurarak evin en küçük oğlu olan 16 yaşındaki Mete’yi büyükannenin yanına gönderir. Ancak, İtalya semalarından çıkagelen son büyükannenin genç, güzel hatta ve hatta büyüleyici bir cazibeye sahip olması, olayları bambaşka bir boyuta taşır.

En başta dile getirmekte yarar var. Eğer ki film hakkında bugün dahi övgü sözcükleri sıralayabiliyor yahut çekici duruşundan bahsedebiliyorsak, bundaki aslan payı hiç kuşku yok ki, büyüleyici güzelliği ile arz-ı endam eden Sonia Viviani’ye ait. Bir ailenin gündemine sürpriz bir şekilde oturan, bununla da yetinmeyerek, çevresindeki herkesi kendisine hayran bırakan “büyükanne” olarak karşımıza çıkan Sonia Viviani için, yolu Yeşilçam’dan geçen en güzel kadınlardan biri demek de pekâlâ mümkün. Nitekim filmde göründüğü ilk sahneden itibaren izleyicisinin içini gıdıklayan, delici bakışlarıyla karşısındaki bambaşka hülyalara daldıran oyuncu, ülkemizde hepi topu iki filmde yer almış olmasına rağmen albenisiyle unutulmazlar arasına adını yazdırmayı bilmiştir.

Düşünsenize, günün birinde eve “büyükanne” sıfatıyla bir kadın geliyor ve ailenin en küçük bireyinden en yaşlısına kadar, ev ahalisinin tüm erkeklerini kendisine hayran bırakıyor; hatta bununla da yetinmiyor ve herkesin sevişmek için can attığı bir tanrıça hüviyetine bürünüyor. Bu bir sapkınlık mı? Belki de. Ancak Sonia Viviani’nin insanın içini ısıtan gülüşüyle beraber Yeşilçam’ın kendine has samimi anlatısını da işin içine kattığımızda, kulağa pek de hoş gelmeyen bu sapkınlık durumu nevi şahsına münhasır bir eğlenceye dönüşmeyi başarıyor. Keza böylelikle, baştan çıkarıcı bir güzellik karşısında, erkeklerin ne denli aciz bir canlıya dönüşebileceği gerçeği de su yüzüne çıkıyor ve anlatının iğneleyici tarafı da iyice belirginleşiyor.

Teşekkür Ederim Büyükanne’yi tanımlayabilecek en doğru tanım, tam bir seks komedisi oluşudur. Ancak filmde vuku bulan cinsellik, asla doz aşımına uğramış bir şekilde karşımıza gelmiyor. Aksine, eğlenceyi destekleyecek miktarda, abartıya mahal vermeden, işlevsel olarak kullanılıyor. Bu da hem, hikâyenin “büyükanne” etrafında dolaşan komedisini daha dişe dokunur hale getiriyor, hem de bahsi geçen cinselliği olabildiğince masum bir seviyede konumlandırıyor.

Gelgelelim filmin izleyicisine bahşettiklerine. Her ne kadar bütün hikâye boyunca, birçok erkek büyükannenin peşinden umarsızca koşsa da, film 16 yaşındaki Mete’nin cinsellik ile tanışmasını izleyicisine aktarır. Kaldı ki, henüz buluğ çağındaki bir çocuğun, büyükannesi vesilesiyle cinsellikle tanışması, neresinden bakarsak bakalım komik bir hadise. Ancak filmin asıl başarısı, fazlasıyla eğlence vadeden bu temayı olabildiğince naif ve içten işlemesinde saklı. Böylelikle Mete ile “büyükanne” arasında vuku bulan ilişki bir an olsun eğreti durmuyor ve her bir saniyesinde tebessüm ettirmeyi başarıyor. Bu da her şeyden öte, izleyicinin film ile sıkı bir bağ kurmasına vesile oluyor.

Filmin ikinci ana başlığına geldiğimizde ise kadının elinde bulundurduğu o güçlü silahla yüzleşmek pekâlâ mümkün. İstediği zaman erkeği, bir kukla gibi parmağında oynatma kudretine sahip kadının gücü, esasen Teşekkür Ederim Büyükanne’de muazzam bir şekilde betimleniyor. Özellikle filmin finalinde, “büyükanne” ile Feriha arasında geçen ve akabinde kendini evine, çocuklarına adayan bir annenin aydınlanmasını beraberinde getiren sahne, esasen ikili ilişkilerde cinsel dürtülerin ne denli önemli bir noktada durduğunu da bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir başka deyişle film; yaş ve statü ayırmaksızın, şehvetten öte köy yoktur cümlesini altını kalın çizgilerle izleyicisine aks ettirmeyi ihmal etmiyor.

Filmin tadına doyulmaz eğlencesi hakkında onlarca methiye düzelebilir, samimi duruşu hakkında birçok övgü sıralayabiliriz. En başta da dile getirdiğim gibi, filmin açık ara en büyük starı Sonia Viviani. Ancak bu noktada Osman F. Seden’in ustaca dokunuşlarını da es geçmemek gerekir. Sinemamızın en üretken isimlerinin başında gelen yönetmen, uç bir noktaya gitmesi ziyadesiyle mümkün bir hikâyeyi, Yeşilçam’ın o kendine has sıcak anlatım yapısıyla birleştirerek, cinsellik yerine hikâyenin albenisini konuşulur kılmayı başarıyor. Bu da aslında filmi, Yeşilçam’ın en özgün komedilerinden biri olarak nitelendirmemizin önünü açan yegâne husus olarak beliriyor.

Tabii, bu noktada filmin dur durak bilmeyen temposuna değinmekte de yarar var. Osman F. Seden’in Sonia Viviani’nin çekiciliğinin etrafına kurduğu şablon, dinamik ve tamamlayıcı parçalarıyla deyim yerindeyse dört dörtlük bir seyirlik halini alıyor ve izleyicisinin bir an olsun sıkılmasına izin dahi vermiyor. Birbiri ardını izleyen esprilerle beraber, karikatür edasıyla karşımızda beliren karakterler de filmin eğlencesini maksimize eden en önemli etmenlerden. Bu noktada parantez açılması gerekenlerden biri de hiç kuşku yok ki Hüseyin Peyda’nın hayat verdiği hoca karakteri. Her bir kavramın başına eklediği “milli” tabiriyle, günümüz Türkiye’sine pek de uzak olmayan bu karakter, özellikle filmi bugünlerde izleyecekler için, fazlasıyla eğlenceli ve bir o kadar da tanıdık bir profil olarak öne çıkıyor.

Teşekkür Ederim Büyükanne, güzeller güzeli Sonia Viviani’nin omuzlarında büyüyen, dur durak bilmeyen temposuyla izleyicisine anbean kahkaha vadeden, Yeşilçam’ın nevi şahsına münhasır komedilerinden biri. Osman F. Seden’in yönetmenliğini üstlendiği ve hikâyesini, cesur sahneleriyle birleştiren film, bir yandan 16 yaşındaki Mete’nin kendi içindeki olgunlaşma sürecine eğlenceli bir şekilde odaklanırken, öbür yandan ise kadının karşı konulamaz kudretine kendine has bir bakış açısı atmayı ihmal etmiyor. Eğlenmek ve fütursuzca gülmek isteyenler için, Teşekkür Ederim Büyükanne her daim en iyi seçeneklerden, sinemamızın özel işlerinden biri olarak hatırlanmaya devam edecektir.

Öteki Sinema için yazan: Polat Öziş

*Not: Sonia Viviani kimdir diye merak edenler, Murat Tolga Şen imzalı, “Yolu Yeşilçam’dan Geçen İtalyan Afeti: Sonia Viviani” isimli yazıyı kaçırmasın!

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir