Ucuzca bir film olmakla beraber, ara sıra temposunu düşürüp sıkıcılaşsa da, SEED, son derece nihilist, son derece acımasız, sadist ve oldukça depresif bir film.
A gothic horror-thriller by Onar Films, filmed as black&white in 1970. The film was lost from the archieves of Onar Films, and a copy of the film was found in the archieves of Yeni Lale Film Studios by cine-researcher and historian Sadi
Cem Yılmaz’ın sinema yolculuğunun şimdilik son durağı olan A.R.O.G’u, film için harcanan 9,5 milyon doların geri dönmesine bizim de bir katkımız olsun diyerek gösterime girdiği ilk gün biletimizi alıp salona çocuklar gibi şen olan bin atlı tadında girdik. Öncelikle ve özellikle belirtmeliyim
80’lerde ve 90’larda Amerikan filmleri izleyerek büyüyen bizim jenerasyonumuz için zenciler her zaman çok karizmatik insanlar olmuşlardır. Sosyete Polisi’nde Eddie Murphy, Passenger 57’da Wesley Snipes, Esaretin Bedeli’nde (Shawshank Redemption) Morgan Freeman, Cehennem Silahı’ndaki Danny Glover ve daha niceleri… Çizgi filmlerde bile hep
Türk sinemasının en önemli isimlerinden biri değildir Yeşim Yükselen… 60′lerin başından beri sinemada olmasına ve her türde (melodram, avantür) hatırı sayılır sayıda filmde oynamasına rağmen, asla bir Arzu Okay yada Mine Mutlu kadar ünlü olamamıştır. Furyanın bitişine rağmen bir şekilde sektörde kalmayı
Ken Russell mahsulu ilginç bir film Altered States ayrıca yönetmenin en ünlü filmi de diyebiliriz. Filmografisinde belki de en piyasa işi film. Tabii bu tabiri filmi kötülemek için kullanmıyorum. Ayrıca bu durum filmin kendine has olmasını engellemiyor. Ama Russel genel de, Peter
Murat Tolga’nın yazmış olduğu Orphanage – Yetimhane yazısını okuduktan sonra bir kez daha farkettim ki İspanyol korku sineması hakikatten atağa kalkmış durumda. Son yıllarda ardarda patlayan bombalar ve ünlenen yönetmenler de bunu kanıtlıyor. Başta Guillermo del Toro ve Jaume Balagueró aklıma geliyor.