Until Dawn, sizi korku sinemasının daha önce girmediğiniz tamamen farklı bir hamamına sokarmış gibi yapıyor ama hamamda ilginizi çeken onca farklı tas varken gidip
Act of Vengeance izlenmeyi hak eden bir kült klasik. Korku/gerilim tutkunuysanız, türün alışılmış kalıplarının dışında seyrederken yine de tanıdık bir keyif alacağınız bir yapım. Sosyal meselelere meraklıysanız, 1970’lerin cinsiyet politikalarını bir istismar filmi prizmasından görme şansı tanıyor. Sinematografik açıdan yenilik arıyorsanız, belki
Chris Nash’in yazıp yönettiği In a Violent Nature, köklerini slasher klasiklerine borçlu. Johnny, 13. Cuma’nın Jason’ı, Cadılar Bayramı’nın Myers’i ile Hatchet’ın Crowley’sinin bir karışımı gibi. Vahşi, gaddar ve doğaüstü.
Korkuluk korku sinemasında pek çok filmde karşımıza çıkan bir figür, etkileyici olduğunu da kabul ediyorum. Sırf içinde korkuluk olan filmlerden bile liste yapılabilir.
Dehşet Yolu bir zaman kaybı değil, türün meraklılarının sevme ihtimali yüksek olan kanlı bir yapım. Şiddetin dozunun giderek artması ve bunun bir ritim duygusuyla çekilip kurgulanmış olması filmin artı hanesine yazılabilir.
Happy Death Day, 80’lerde moda olan ve hala her yıl pek çok örneğine rastladığımız gençlik korkularından biri… Genç güzel kızlar, yakışıklı çocuklar ve maskeli bir katil!
Schizoid, zayıf cinayetleriyle değer kaybeden ama güçlü söylemiyle farklı bir yere konumlanmaya çalışan, en az oyuncu kadrosu kadar ilginç ama bir o kadar da hafif bir korku filmi.
Doğru dürüst bir gerilim, insanı oturduğu yerde huzursuz eden bir korku atmosferi de olmayınca, film, özellikle de korku sineması meraklıları için tam bir işkenceye dönüşüyor!