Korkutmayan Öcü Filmi: Slender Man (2018)

Hani şu Batman’in Joker’inin meşhur alkışı var ya onu hakkeden bir iş var karşımda. Bir sürü klişe giriş yapabilirim aslında… Dağ fare doğurdu falan bile denebilir bu proje için ama esasen ortada bir dağ yokmuş, fare onu anlamamıza sebep oldu. Yazının bundan sonrasını okumazsanız size kızmam ama baştan hükmümü yazayım; Slender Man uzak durmanız gereken bir film. Bayatlamış bir filtre kahve gibi… Lavaboya dökün gitsin!

Uzun Kabus adıyla sinemalarımıza uğrayan Slender Man, aynı isimli öcünün filmi… İnternet videosu hayatımıza girince yeni nesil Freddy, Jason, Michael Myers gibi eski korku figürlerini önce keşfetti sonra yağmaladı ve tüketti ama kendi eliyle de yenilerini icat edip hayatımıza sokmayı başardı. Bazı kısalardan gelen iyi fikirler uzun metraja döndü kaçınılmaz olarak. Örnek vermek gerekirse kısa haliyle gerçekten ürkütücü olmayı başarabilen Lights Out (Işıklar Sönünce) uzuna geçip salon filmine dönüştüğünde seyret unut bir korku işine dönüştü. Bu kadar sıkı bir fikrin heba edilmesine üzülsek de Slender Man imdada yetişti ve daha kötü bir film olarak hatırlanmayı başardı!

Peki nedir bu karakterin bu kadar beklenti yaratmasına sebep olan. Açıklayayım ama Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Burası Ekşi’den; ¨Slender man sa forumlarındaki “paranormal imajlar yapalım” başlığında doğdu. Alışık olduğumuz hayalet, uzaylı v.b. temalara yeni uyarlamalar getirerek yapılan imaj manipülasyonları bir süre sonra orijinal paranormal figürler doğurmaya başladı. Aralarında en çok dikkati haklı olarak slender man çekti. Zaten yeterince garip görünen fotoğrafın arka planına yerleştirilen siyah takım elbiseli kel “beyefendi”nin suratının asla görünmüyor ve asla görünmeyecek olması, arka planda ve detayda gizli durması, insanları takip edip bir süre sonra ortadan yok etmesi slender man’i “korkulabilecek” bir şey haline getirdi.¨

İşte böyle… Peki, sorun ne? Aylardır yatıp kalkıp izlediğimiz, ışıkları açık bırakarak uyumamıza sebep olan bu kabus karakterin filmi neden çalışmıyor? Yazalım, sıkıntının başında senaryo geliyor daha doğrusu filmle birlikte bir senaryo gelmiyor. 3-5 korku filmi izlemiş türe meraksız bir seyircinin bile bu öykülemeye tav olması imkansız! 13 Sins’i yazan David Birke’ün kaleminden bu hikayenin çıktığını ve Stomp the Yard’ı çeken Sylvain White’ın onu filmleştirirken daha da sıkıcılaştırmasını neyle açıklayacağımı bilmiyorum. Yoğun stüdyo baskısı mı, bilmiyorum ama hayranların beklentisine bu kadar uzak düşen bir film yaratmak ancak ¨sabotaj¨ kelimesiyle tanımlanabilir.

Slender Man, sıkıcılaşmış klişelerden medet uman, aşırı tahmin edilebilir bir olay örgüsüne sahip ve ucuz numaralar yaparak seyircisini korkutmayı amaçlayan bir film. Bunu bu şekilde yapabilen çok iş var aslında yeni nesil korku filmlerinin özellikle cilalan James Wan filmlerinin alayı böyle ama en azından onlarda bir türe saygı çabası seziliyor. Sabah kalkmış da daha dişlerini fırçalamamış yorgun birine benzeyen Slender Man’in neye benzemeye, nereye yaranmaya çalıştığı gerçekten belli değil. 10 milyon USD’lik bütçesiyle boyundan büyük bir işe kalkışan filmin hap yapmadan para kapmaya çalıştığı ortada… Oyuncu yönetiminin tür sinemasında geleceği olan bazı genç oyuncuları kolayca harcamasını da ayrıca not düşmek lazım.

Afişi kendisinden daha korkunç olan Slender Man’i yeni başlayanlara bile tavsiye edemiyorum. Seyredin unutun diyeceğim ama unutacağınızdan o kadar eminim ki seyret tavsiyesi veremiyorum. Ne zamandır bu kadar sert bir kritik kaleme almamıştım, o da bu filme kısmet oldu. Keşke olmasaydı…

[email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Yazmaya 2003 yılında DivxTR’de başladı ve halefi olan Divx Planet forumlarında “Raven” takma adıyla devam etti. Divx Planet'te bir forum köşesi olarak başlayan Öteki Sinema'yı, 2005 yılında blog olarak devam ettirdi. 2010 yılının başında Beyazperde.com sitesinin eleştirmen kadrosuna katıldı. Aynı dönemde Yeni Harman ve Fotografya dergileri için sinema makaleleri kaleme aldı, online sinema dergisi Cinedergi için dosyalar hazırladı. 2012’de Medyaradar sitesinin sinema yazarlığı ve TV eleştirmenliği görevini üstlendi. Aynı zamanda lisanslı bir yelken sporcusu olan yazar, bir dönem TYF (Türkiye Yelken Federasyonu) yarış fotoğrafçılığı görevini yaptı. 2014 yılında Sinemerkez Akademi’de eğitmenlik yaptı ve akademinin Kocaeli yapılanmasının direktörlüğünü üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Okan Bayülgen’in Dada Dandinista adlı TV programının yazı grubunu yönetti. Okan Bayülgen’in yönettiği Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adlı tiyatro oyununda rol aldı. 2017-2018 arasında Antalya Sinema Derneği’nin danışmanlığını yaptı. OFCS (Online Film Critics Society) topluluğuna üye olan yazar, Öteki Sinema, Beyazperde ve Medyaradar'da yazmaya, Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası'nda oynamaya ve davet edildiği okullarda sinema üzerine seminerler vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir