Osman Bu Filmi Pazarlayamaz!

Gittim, gördüm, geldim ve oturdum yazının başına… Osman Pazarlama tipik bir Şahan komedisi, Osman Şaşmaz mucit macit bir genç ve ipe sapa gelmez icatlarını pazarladığı bir şirketi var, adı da Osman Pazarlama…

Öncelikle, gişe sineması ile arasına mesafe koyan bir eleştirmen olmadığımı belirtmek isterim. Kim ne derse desin; Recep İvedik filmleri oldukça komikti ve Recep tam bir sosyal intikamcıydı ama bu filmin çok orijinal bir tarafı yok, daha isimden ilk benzerliği yakalıyorsunuz; Osman Pazarlama, unutulmaz TV dizisi Baskül Ailesi’nde Şoray Uzun tarafından canlandırılan Güven Pazarlama ile pek çok benzerlik içeriyor, ikisinin de uçuk kaçık aletleri var ve bunu ısrarla sıradan insanların üzerinde deniyorlar!

Osman Pazarlama, alıştığımız üzere, Şahan Gökbakar’ın bütün yükü üzerine aldığı ve oyuncu kadrosunun geri kalanını isimsizlerden kurduğu bir komedi ama 80 dakikada bitmesi gereken film uzadıkça Şahan’ın tek kişilik performansı seyirciyi yormaya başlıyor. Bu hataya neredeyse bütün gişe canavarlarımız düşüyor. Hepsi filmi tek başlarına sırtlanmaya çalışıyorlar. Arzu Film zamanlarında gayet güzel halledilen o “ekip komedisi” formülü tamamen terk edilmiş durumda… 80’lerdeki Kemal Sunal filmleri formülü sömürülüyor ama o tarifi de hatalı uyguluyorlar. Bir tek Cem Yılmaz filmlerinde düzgün bir cast görüyoruz ama o filmlerde bile Cem Yılmaz iki rolde!

Gelelim Osman karakterine… Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik’ten sıyrılayım derken Burhan Altıntop’a (Avrupa Yakası – Engin Günaydın) dönüşmesi de gözümden kaçmadı.

Salondaki seyirciyi güldüren sekanslar var mı? Elbette… Ben en çok “Uygur Türk’ü Embamba”, “Kayınbiraderi tarafından bıçaklanan adam” ve filmin başındaki “TV’de saç maşası pazarlama” sekanslarında eğlendim, salondaki seyirci de öyle ancak filmin şarjörünün yarısı boş…

Şahan Gökbakar darılmasın, filme basın gösterimi yapmadı, galasına da gitmedim (kimse de çağırmadı zaten) ama salonda seyircili gösterimde izledim. Film, Kadıköy Tepe Nautilus Cinemaximum’da üç salonda birden gösteriliyor, ben 21:45 seansında, 7. salonda izledim. Bütün biletler satılmıştı ancak yanımdaki iki koltukta oturan gençler 10 dakika aradan sonra geri dönmedi. Salondan çıkanlardan da memnuniyetsiz sesler yükseliyordu. Bence Şahan’dan çok daha fazlasını bekliyorlardı.

Cem Yılmaz’ın Ali Baba ve 7 Cüceler’inde de yine böyle aklı havada bir pazarlamacı karakteri vardı, Şahan’ın da benzer bir tipleme üretmesi ilginç. Bir taklit etme durumu olduğunu sanmıyorum, sonuçta filmi izlerken kılık kıyafetten anlıyoruz ki Osman Pazarlama yaz aylarında çekilmiş, vizyonu Şubat ayında planlanmış bir iş ama tıpkı Cem Yılmaz’da olduğu gibi bu şaşkın pazarlamacı Osman da daha özenli bir film yapması gerektiğini unutmuş. Yoksa filmlerin pazarlamasında bir sorun yok, salonları işgal ediyorlar, seyirciyi de çekiyorlar ama fısıltı gazetesi sıkı çalışır, bu filmin yüksek gelen ilk üç gün gişesinden sonra seyirci ilgisini hızlı bir şekilde kaybedeceğini düşünüyorum.

Son olarak; filmdeki aşk hikayesi tamamen bahaneden ve çalışmıyor oysa aksiyondan bilim kurguya gişede başarılı olan tüm filmlerin çekirdeğinde iyi işleyen bir aşk hikayesi yatar. Osman Pazarlama’nın senaryosunda sıkıntı var ve film 112 dakikada saçtığını son beş dakikadaki basit bir sekansta toplamaya çalışarak yalandan bir katarsis (arınma duygusu) yaşatıyor ya da yaşatamıyor desek daha iyi…

Osman Pazarlama, salonların hoşuna gidecek ama seyircinin verdiği bilet parasını sorgulamasına yol açacak bir gişe komedisi… Sinema artık ucuz bir eğlence değil, bu işten para kazananların daha özenle çekilmiş filmlerle seyirci karşısına çıkmasını dilerim. Gölü kurutana kadar su çekmenin âlemi yok.

MURAT TOLGA ŞEN[email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Yazmaya 2003 yılında DivxTR’de başladı ve halefi olan Divx Planet forumlarında “Raven” takma adıyla devam etti. Divx Planet'te bir forum köşesi olarak başlayan Öteki Sinema'yı, 2005 yılında blog olarak devam ettirdi. 2010 yılının başında Beyazperde.com sitesinin eleştirmen kadrosuna katıldı. Aynı dönemde Yeni Harman ve Fotografya dergileri için sinema makaleleri kaleme aldı, online sinema dergisi Cinedergi için dosyalar hazırladı. 2012’de Medyaradar sitesinin sinema yazarlığı ve TV eleştirmenliği görevini üstlendi. Aynı zamanda lisanslı bir yelken sporcusu olan yazar, bir dönem TYF (Türkiye Yelken Federasyonu) yarış fotoğrafçılığı görevini yaptı. 2014 yılında Sinemerkez Akademi’de eğitmenlik yaptı ve akademinin Kocaeli yapılanmasının direktörlüğünü üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Okan Bayülgen’in Dada Dandinista adlı TV programının yazı grubunu yönetti. Okan Bayülgen’in yönettiği Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adlı tiyatro oyununda rol aldı. 2017-2018 arasında Antalya Sinema Derneği’nin danışmanlığını yaptı. OFCS (Online Film Critics Society) topluluğuna üye olan yazar, Öteki Sinema, Beyazperde ve Medyaradar'da yazmaya, Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası'nda oynamaya ve davet edildiği okullarda sinema üzerine seminerler vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir