Nick güzel bir karısı olan genç bir polis ama ortağı Hayes “kirli polis” dediklerinin ağababası ve karısında gözü var! Daha filmin başında Hayes, Nick’i bir makineli tüfek ile yakın mesafeden vuruyor, o da yetmiyor 5 kat aşağı atıyor. Sonuç; anında ölüm elbette ama öbür tarafta kariyer imkanı mevcut!

R.I.P.D (Huzur İçinde Yat Polis Departmanı) Nick’e bir şans ve aşırı derecede sevimli bir ortak verip dünyaya geri yolluyor. Roy 1800’lerden kalma bir kasaba şerifi ve öldürüldükten sonra cesedi çakallar tarafından yenmiş travmatik bir hayalet! Nick ve ortağı Roy’un amacı yaşayanların dünyasında karanlık işler çeviren ‘ifritler’i yakalamak ve öbür tarafın adaletine teslim etmek. Tabii ölmeden önceki halleriyle ortalarda dolanmaları imkansız, herkes onları yaşlı bir Çinliyle dolaşan sarışın bir bomba olarak görüyor ve olaylar, olaylar…

r_i_p_d__2013-1280x768

Kağıt üzerinde fena görünmeyen, Ryan Reynolds, Jeff Bridges ve Kevin Bacon’lu cast’ı ile de ilgi çeken film aslında 130 milyon dolar bütçeli bir PG-13 maması… Cinsellik yok, kan yok, şiddet yok, fırlamalık yok!

Aslen bir çizgi roman uyarlaması olan R.I.P.D fena halde Men in Black’e özenen bir film ama onun kadar eğlenceli değil. Men in Black’in ölüler aleminde geçen Wasp versiyonu yapımcılara kolay para kokusu aldırmış olsa da, R.I.P.D’de bir şeyler eksik.

Öncelikle yüksek bütçesine rağmen filmin özel efektleri dökülüyor! Life of Pi, Percy Jackson gibi filmlerde harikalar yaratan Rhythm and Hues firması bu filmde işi tam anlamıyla mahvetmiş! Karakter modellemelerinde sorun yok ama CGI karakterler haraket etmeye başladığı vakit izlediğimiz şey bir film olmaktan çıkıp animasyona dönüşüyor. Finaldeki “yıkılan binaların arasında araba sürme” sekansı ise gerçek bir facia! İnanın SyFy Channel’in kötü fantastiklerinde bile daha iyi efektler mevcut.

deadoHayes.0007Ryan Reynolds ve Jeff Bridges bir karakter yaratabilmek için ellerinden geleni yapmalarına rağmen senaryo onlara bu şansı hiç zaman vermemiş. Filmin derdi tempoyu baştan yüksek tutup öyle devam ettirmek, ancak ortada seyircinin ilgisini çekecek orijinal bir hikaye olmayınca ve seyret unut tarzı eğlence sinemasının en büyük illüzyonu olan efekt kısmı da çökünce sadece karakterlerine değil yapıma da “Allah Rahmet Eylesin” demekten başka çare kalmıyor.

Bir devam filmine imkan bırakacak şekilde bitmesine rağmen, öyle bir şey olacağını sanmıyorum. Daha ucuz bir cast ile belki ama ortada isminden nemalanılacak bir ‘efsane’ falan yok. “Tutarsa seri yaparız” filmlerine tutmayacak bir halka daha… Hiç kafa yormadan çıtır çerez bir şeyler izlemek istiyorsanız R.I.P.D uygun bir seçim olabilir.

İlk yayınlanma: http://www.beyazperde.com/filmler/film-184468/elestiriler-beyazperde/

Murat Tolga Şen

Murat Tolga Şen

Murat Tolga Şen, sinema eleştirmeni, senarist, oyuncu ve Öteki Sinema’nın kurucusudur. OFCS (Online Film Critics Society) üyesidir. Sinema yazılarına 2001 yılında DivxTR, ardından Divx Planet’te başlamış, 2005 sonunda Öteki Sinema'yı kurmuştur.

Yayıncılık kariyerine 90’lar radyo çılgınlığında Gölcük Mega FM ve Radyo Paradise başlamıştır. Salçalı Makarna adlı radyo şovunun yaratıcısıdır. İzmit Sabancı Kültür Tiyatrosu üyesidir.

2012-2023 yılları arasında Medyaradar’da televizyon sektörüne dair eleştiriler kaleme almış, 2014-2016 sezonunda Okan Bayülgen’in Dada Dandinista programında yazı grubunu yönetmiştir. 2017-2019 yılları arasında Antalya Sinema Derneği’ne danışmanlık yapmış, 2014-2023 döneminde Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası’nda oyuncu olarak yer almıştır.

“Bir Notanın Hikayesi” belgeselinin senaristi, “Bir İz – Madımak” belgeselinin danışmanı ve “Agatha’da Cinayet” adlı tiyatro oyununun yazarıdır. Sinema yazılarına Öteki Sinema’da devam etmektedir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

blank

Kült Filmler Zamanı: The Hourglass Sanatorium (1973)

Wojciech J. Has imzalı The Hourglass Sanatorium (1973), tam bir
blank

Flesh+Blood (1985)

Flesh+Blood, kan ve etin bir filmde ne kadar iyi işlenebileceğine