Sinema Dünyasının En Acımasız 15 Şeytani Şirketi

Korona virüsünün neden olduğu pandemi ve beraberinde getirdiği paranoya, dünya tarihinde eşi görülmemiş bir durum olsa gerek. Bunu söylerken hastalığın yayılma hızı ya da ölüm oranından bahsetmiyorum. Salgına yönelik alınacak tedbirlerin neler olması gerektiği, olası kötü senaryolar, hastane koridorlarından görüntüler gibi yüzlerce içeriğin insanlar arasındaki yayılma hızına dikkat çekmek istiyorum. Bu yönüyle COVID-19 gündelik yaşantımızı uzun süre etkileyecek ve belki de tamir edilmesi uzun sürecek psikozları da beraberinde getirecek gibi gözüküyor.

  • “Ellerimi 20 saniye değil de birkaç saniye daha az yıkarsam etkili koruma sağlayabilir miyim?”
  • “65 yaşıma birkaç ay sonra gireceğim, dışarıya çıkmak benim için de riskli mi?”
  • “Sosyal mesafe 1 metre mi yoksa 1,5 metre mi olmalı?”
  • “Marketten aldığım ürünlerin kaplarını da yıkamalı mıyım?”

Bu gibi sorular, yaratılan paranoya içerisinde her geçen günle birlikte çeşitlenmeye devam ediyor. Bunların yanı sıra gerçek, manipülatif ya da asılsız haberler üzerine kurulu spekülatif söylemler ve komplo teorileri de, whatsapp, facebook, twitter gibi sosyal ağlar üzerinden tüm dünyaya yayılıyor. Ancak “Nasıl ortaya çıktı?” sorusu “Nasıl korunabilirim?” sorunsalının önüne hâlen geçmiş durumda değil.

“Nasıl ortaya çıktı?” konusunda ileri sürülen tezlerden bir tanesinde, Wuhan’da başlayan koronavirüs salgının tüm dünyayı etkilemesine rağmen Wuhan’a komşu olan Şangay ve Pekin’i etkilememiş olması vurgulanıyordu. Virüsün, Çin’in iki büyük metropolü olan ve liderlerin yaşadığı, ülkenin ekonomik olarak lokomotifi olan şehirlerine uğramamasının gayet normal olduğu, çünkü Çin tarafından üretildiğine dikkat çekiliyordu. Paylaşım, buradan da COVID-19’un biyolojik bir silah olduğu sonucuna ulaşıyordu.

Doğrudur ya da değildir; cevabı pek tabii ki bu yazıda saklı değildir. Ancak bir anlığına gerçekliğini kabul edecek olursak, izlediğimiz filmlerle şekillenmiş zihinlerimizde iki soru ortaya çıkacaktır:

“Laboratuvarda üretilmiş bir virüs kasıtlı olarak mı, yoksa gerçekleşen bir kaza sonrasında işlerin kontrolden çıkması sonucu mu tüm dünyaya yayılmıştır?”

Her iki durumda da planlı bir sürecin varlığından söz etmek mümkündür. Bu da ya devlet merkezli yürütülen gizli projelere ya da özel şirketlerin deneylerine ait olabileceği anlamını taşımaktadır. Bu özel şirketler tanımına, ilaç şirketlerinden teknoloji firmalarına; gıda şirketlerinden inşaat firmalarına kadar geniş bir yelpazeyi dâhil etmek mümkündür.

Bu durumda her şeyin sorumlusu şeytani emellere sahip şirketlerdir!

Distopik filmleri anımsatan gündelik yaşantımızda ilaç şirketlerinin kurtarıcı mı yoksa diğer şirketlerle birlikte tüm bu işlerin ardındaki gizli güç mü olduğu sorusunu bir kenara bırakıp, sinemanın yarattığı şeytani şirketlere göz atacak olursak işlenen senaryolarda benzerlikler göze çarpacaktır. Bu benzerlikler, hâlihazırda yaşadıklarımızın abartılı uyarlamaları gibidir. Market stoklarının azalması, fahiş fiyattan satılan ürünler, metropollerde ilan edilen sokağa çıkma yasakları, şehirlerarası seyahatlerdeki kısıtlamalar, insanların maskeler ile dolaşması, askerî unsurların göreve çağrılması gibi pek çok husus 1960’lı yıllardan itibaren sinemada, özellikle bilimkurgu ve korku sinemasında yer alan şeytani şirket temalı filmlerde kullanılmıştır. Bu şirketler, sebebi ne olursa olsun (salgın, savaş, vb.) krizi fırsata çevirmek isteyen ya da krizi yöneten kötü unsurlar olarak işlenmiştir.

Biz de buradan yola çıkarak, kötü emellere sahip şirketlerin ön plana çıktığı 15 filmi sizler için derledik.

Maalesef kendi sinemamızda bu örnekleri bulmak pek mümkün değil. Şirket denildiğinde Yeşilçam’ın melodram kalıplarına hapsolmuş fabrikatörlerden fazlası gelmiyor akıllara. Onlar da küçük dünyasında güç sahibi olan ve küresel bir amaç taşımayan örneklerin ötesinde değillerdir. Bu durum, sinema tarihimizdeki korku ve bilimkurgu türlerinin eksikliğine bir başka açıdan bakmamızı sağlaması açısından da önemli. Nitekim kötü şirketlerin var olabilmesi için filmlerin aksiyon, bilimkurgu ve korku türleriyle yakın ilişkide olması gerekir ki bizde karşılığı yoktur.

blank
“Peri: Ağzı Olmayan Kız” filminde reklam panosundaki “Santral” ilanı

Bununla birlikte Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi olan “Hakan: Muhafız”da İstanbul’u ele geçirmeye çalışan “Ölümsüzler”in sahibi olduğu “Cavidan Holding” istisnai bir örnek olarak verilebilir. Bir diğer örnek de Can Evrenol’un yarattığı post-apokaliptik bir dünyada geçen “Peri: Ağzı Olmayan Kız” filminde yer alır. “Santral”, devletin işlettiği bir oluşum değildir, hizmet sağlayan taşeron bir şirkettir. Yazının konusunun yalnızca şirketleri kapsadığı düşünüldüğünde söz konusu filmden bahsedilmesi gerekir. Şeytani şirketlerin yer aldığı filmlerde olduğu gibi bu şirket de kötülüklerin ardındaki unsur olarak sunulmuş; logo, slogan ve pozitif mesaj veren görseller ile simgeleştirilmesi sağlanmıştır. Bu yönüyle Evrenol’un 2019 tarihli filmi sinemamızdaki en önemli örnektir. (“Hakan: Muhafız” dizisinin ilk sezonundaki bazı bölümlerin de Evrenol tarafından çekildiğine dikkat çekmek isterim.)

Distopik filmlerden çıkmışçasına yaşadığımız karantina günlerinde iyi okumalar.

*** “Yazının bu bölümünden sonrası spoiler içerebilir.” ***

15- Chaank Armaments (Death Machine, 1994)

“Gelecek” ve “teknoloji” kavramlarını birleştiren bir dünyanın tasvir edildiği film, çoğunlukla kapalı mekânlarda geçer. Daha doğrusu “Chaank Armaments” şirketinin ana binası filmin merkezi konumundadır. Senaryo, “Hard Man” adı verilen cyborg teknolojisine sahip bu şirketin neden olduğu bir kazaya ve kaza sonrasında yaşadıklarına odaklanır. Yarı insan-yarı robotlar kontrolden çıkmakta ve ölümlere neden olmaktadırlar. Kirli işler ifşa olmaya başladığında şirketin gerçek yüzü de ortaya çıkar ve gizli projelerden haberdar olmayanlar şirkete cephe alır. Bu savaşta onlara destek verenler ise sivil direnişçilerdir.

blank
“Chaank Armaments” şirket binası

Filmdeki karakterlerin isimleri korku-bilimkurgu janrına saygı duruşu niteliğindedir. Jack Dante, Joe Dante’ye; John Carpenter ve Sam Raimi aynı isimli yönetmenlere; Scott Ridley, Ridley Scott’a ve Yutani karakteri de Alien serisine yapılan bir göndermedir. Filmdeki antagonist ise şirketin yarattığı teknolojilerin ardındaki sosyopat bir deha ve kontrol ettiği Alien-Venom benzeri robot canavarıdır. Görsel efektler ve ortaya çıkan sinematografiye rağmen, özellikle hikâye ve oyuncuların başarısızlığı nedeniyle adı tarihe gömülmüş bir filmdir.

14- Apocalypse Inc. (The Toxic Avenger Part II, 1989)

“Troma” deyince akla ilk gelen “The Toxic Avenger” serisidir. Serinin ilk filminde, bir spor kompleksinde müstahdem olarak çalışan ezik bir karakterin toksik atıklara maruz kalması sonucu yaşadığı değişimin absürt parodisi anlatılır. Bu değişimin ardından suçlular ile mücadelede bir süper kahramana dönüşür. Yaptıklarından dolayı halkın sevgisini kazanır ve Tromaville adlı şehri kötülerden ve suçlardan arındırmayı başarır. İkinci filmde, huzurun hâkim olduğu bir şehre dönüşen Tromaville’ı eski haline döndürmek isteyen bir şirket ortaya çıkar. Toxic Avenger’i hedef alarak yanlış kişiyle uğraştığını anlayacak olan şirket ise “Apocalypse, Inc.”dır.

blank

blank
“The Toxic Avenger II” filminin şeytani şirketi “Apocalypse, Inc.”

13- Bartok Industries (The Fly II, 1989)

Devam filmleri söz konusu olduğunda, hikâye yaratım sürecinde tercih edilen yöntemlerden biri de yeni bir kötü karakter yaratmaktır. Bu karakteri sağlam temellere oturtmak ve bir arka plan oluşturarak hikâyeye eklemek gerekir. Şeytani emelleri olan bir şirket ve bu şirketin sahibi bir patron kurgulamak bunun için ideal bir yoldur ve “The Fly” serisinin ikinci filmi, bu yolu tercih eder. David Cronenberg’in eksikliğinin hissedildiği devam filmi olan “The Fly II”nin açılış sekansında “Bartok Industries” tabelası yer alır. Filmin ilk dakikalarında, vaat ettiği sözlerin dışında hareket edecek bir şirket izlenimi oluşturulur. Şirketin amaçları insan hayatından daha önemlidir ve canlılar (insan, hayvan) üzerinde araştırma yapmaktadır. Şeytani şirket temalı filmlerin sahip olduğu klişeler baştan sona kullanılır.

blank
“The Fly II” filminin açılış sahnesi

İlk filmde Jeff Goldblum’un oynadığı Brundle karakteri ölmüştür. Ancak sevgilisi hamile kalmıştır ve doğum esnasında hayatını kaybetmiştir. Öğrenme yeteneği ve fiziksel özellikleri üstün olarak doğan oğul Brundle, geçmişinden habersiz bir şekilde şirket içinde büyür. Bartok şirketi, ailesidir ve şirketi için ışınlanma teknolojisini tekrar yaratmaya çalışır ki bunun ulvî amaçları olduğuna inandırılmıştır. Ancak bir süre sonra manipüle edildiğini ve hayatı boyunca kandırıldığını öğrenmekle kalmaz; aynı zamanda Bartok şirketinin, dünyadaki tüm yaşam formunu kontrol etmek istediğini de öğrenir.

12- BiffCo Enterprises (Back to the Future II, 1989)

“Geleceğe Dönüş” serisinin en eğlenceli filmlerinden olan “Back to the Future II”, 1985 yılının Amerika’sında başlar. Sinema dünyasının en renkli karakterleri arasında gösterilebilecek Marty McFly ve Dr. Emmett Brown 2015 yılına giderler. Geri döndüklerinde zamanın kırıldığını ve 1985 yılında büyük bir şirketin hâkimiyeti altındaki distopik bir düzenin kurulduğunu görürler. Çünkü Biff Tannen, gizlice geçmişe seyahat etmiş ve yanında getirdiği 1955-2000 yılları arasını kapsayan spor almanağını gençlikteki haline vermiştir. Zaman içerisinde spor tahminlerinden dolayı milyarder olmuş, Amerika’nın yaşayan bir numaralı halk kahramanına dönüşerek yaptığı yatırımlar ile en zengin ve en güçlü ailesi konumuna erişmiştir. Özellikle kumarı yasallaştırarak kendi istediği bir düzen yaratmıştır. “BiffCo Enterprises” egemenliğinin süreceği yıllar bu şekilde kurulmuştur.

blank
“Back to the Future II” filminde, “BiffCo Enterprises” şirketine ait nükleer santral reklamı

11- Multi-National United – MNU (District 9, 2009)

Bir uzay gemisi, alışıldık senaryoların aksine New York’ta değil, Johannesburg’un üstünde belirir. Geminin içindeki uzaylılar, insanlar karşısında savunmasızdır ve tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu alışılmadık süreci insanoğlu yönetir. Bölgede bir kamp alanı, daha doğrusu bir kenar mahalle oluşturulur, karidese benzeyen uzaylılar bu bölgeye (District 9) yerleştirilir ve insanlar ile birlikte yaşamaya başlarlar. Zamanla insan ölümleri artar ve bu sebeple bölgenin tahliyesine karar verilir, hükümet ise yardım için MNU’nun kapısını çalar. Bu, MNU’nun en büyük operasyonu olacaktır ve daha uzak bir bölgeye 2 milyon uzaylıyı taşıma sorumluluğunu üstlenmiştir. Ancak şirketin asıl amacı insanları korumak gibi gözükse de uzaylılara ait silahları ve teknolojisini ele geçirmektir.

blank
“MNU” ana karargâh binası

10- Spectacular Optical (Videodrome, 1983)

Soft porn ve aşırı şiddet yayınları yapan Kanal 83, ekonomik sebeplerden ve başka mecralarda bulunmayan içerik üretme kaygısından dolayı bu tarz yayınları izleyicisine ulaştırmaktadır. Özgün içerik arayışı esnasında işkence ve cinayet görüntülerinden oluşan Videodrome’un varlığını keşfeder. Korsan bir yayına ulaşıldığı sanılır, ancak zamanla bu işin arkasında daha büyük ve kirli işler olduğu öğrenilir. Çünkü Videodrome, izleyenlerde halüsinatif etkiler yaratan, gerçeklik ile hayal dünyasını birbirine karıştıran yayınlardır ve hala test aşamasındadır. Bunlardan sorumlu olan ise yönetimler ve hükümetler değildir, “Specacular Optical” isimli bir şirkettir. Şirket, dünyadaki şiddetin artmasına rağmen Kuzey Amerika’nın yumuşadığını, buna bir çözüm olarak ise izlediklerini taklit eden insanlara daha sert imajlar sunarak şiddetin artırılması gerektiğini düşünmektedir.

Film dünyasında “gerçeklik” kavramı; yalanlar, rüyalar-sanrılar, hafıza kaybı ya da beyne implante edilen sahte anılarla bükülür. Videodrome filminde ise gerçeklik, David Crononberg’in yarattığı bir dünyada kendine özgü bir şekilde sorgulanır.

blank
“Videodrome” filmindeki “Spectacular Optical” şirketinin logo ve sloganı

9- GeneCo (Repo! The Genetic Opera, 2008)

Kanımca kült olması, projelendirildiği ilk dakikadan itibaren muhakkak olan ve korku-bilimkurgu-müzikal türlerini bir araya getirmeyi başarabilen “Repo! The Genetic Opera” filmi, distopik bir gelecek kurgusunda geçer. Organ yetmezliği sonucu kitlesel ölümler gerçekleşirken “GeneCo” adlı bir şirket organ transferi sayesinde hayat kurtarmaktadır. Tekelleşen bu düzende, insan hayatını kendine bağlamıştır. Organ nakli için hizmet satın alanlardan taksitlerini ödemeyen ya da geciktirenler “Repo Man” tarafından öldürülmekte ve organları geri alınmakta; böylece sistem kendi döngüsünü sağlamaktadır. Müzikal filmler ve rock müzik severler için altın değerindeki bu filmdeki kötülük, konusundan da belli olacağı şirketin ta kendisidir.

blank
“Repo! The Genetic Opera” filmindeki hareketli grafik sahnelerde yer alan “GeneCo” logosu

8- ZORG Industries (The Fifth Element, 1997)

23’üncü yüzyıl New York’unda geçen “The Fifth Element”, Bruce Willis’in canlandırdığı bir taksi şoförünün dünyayı kurtarma yolunda girdiği mücadeleyi anlatır. Dünyayı kurtaracak şey, dört elementi temsil eden taşlar ve beşinci elementtir. Taşları ve beşinci ele geçirmek isteyen bir kötü olmak zorundadır. Zorg adlı antagonistin süper gücü ise sahip olduğu “Zorg Industries”dir.

blank
“The Fifth Element” filminde “Zorg Industries”

7- Rekall (Total Recall, 1990)

“Total Recall”, Mars kolonisindeki mutantlarıyla, gelecek tasviriyle pek çok bilimkurgu severin hafızalarında yer edinmiştir. Film, sıradan biri olmadığını düşünen ve sürekli Mars ile ilgili rüyalar gören Arnold Schwarzenegger’ın oynadığı Quaid adlı karakterin tanıtımı ile başlar. Quaid, Mars’a gitmek yerine daha hesaplı bir yol olan “Rekall” şirketine gitmeyi tercih eder. Şirket, insanların hafızalarına sahte anılar yerleştirmektedir. Mars seyahatine dair anları hafızasına yerleştirilirken sistem hata verir. İşlem tamamlanamaz ancak Quaid, daha önceden hafızasının silindiğini ve sahte anılara sahip olduğu gerçeğini öğrenir. Kimliğini araştırmaya başlar ve kirli işler yapan Mars yöneticisi adına çalışan bir istihbarat ajanı olduğunu öğrenir. Yanlış tarafta olduğunu fark edince Mars’ta terörist olarak kabul edilen direnişçilere destek olmuş, bu yüzden de Mars yönetimi tarafından hafızası silinmiştir. Bu noktada filmin asıl kötü unsuru Mars yönetimi olarak karşımıza çıkar; Rekall şirketi, yöneticilerin pis işlerini yaptırmakta kullandığı şirketleri temsil etmektedir.

Özetle, şirketlerin dünya üzerindeki kontrolüne yönelik Philip K.Dick’in yazdığı hikayelerden biri olan bu film (diğer örnek “Blade Runner”dır) hayatının sahte mi gerçek mi olduğunu arayan Schwarzenegger’ın hayatta kalma mücadelesi üzerinedir. Ancak Schwarzenegger’ı yok etmek isteyen şirketler yalnızca “Total Recall” ile sınırlı değildir. “The 6th Day” filminde “Replacement Technologies”, “The Running Man” filminde “ICS”, “Terminator” serisinde ise “Cyberdyne Systems” Schwarzenegger’ı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

blank
“Rekall” şirketi

6- InGen – International Genetic Technologies (Jurassic Park Serisi)

Dinozorların dünyasına yeni bir soluk getiren Steven Spielberg’in “Jurassic Park” serisi, “We make your future” sloganına sahip biyomühendislik alanında çalışmalar yapan “InGen” şirketinin nesli tükenmiş olan türler üzerinde araştırma yaparak yeniden canlandırması ve bir tema parkta sergilemesi üzerine kuruludur. Şirket ilk filmden itibaren bu gaye doğrultusunda hareket eder. Serideki filmlerden bazılarında izleyici üzerinde ikilem yaratılır; şirket iyi niyetli midir, yoksa kötü emellere mi sahiptir? Ne olursa olsun, her filmde işler kontrolden çıkar, yaratılan dinozorların dehşetine tanıklık edilir.

blank
“The Lost World: Jurassic Park” filminde “InGen”

5- Omni Consumer Products – OCP (RoboCop Serisi)

Bir kuşağın kahramanı olan RoboCop’un yaratıcısı ve düşmanı büyük teknolojilere imza atan “Omni Consumer Products” şirketidir. Kısa adıyla OCP, suç oranı yüksek olan yozlaşmış Detroit şehrini yıkıp yerine Delta şehrini kurmak istemektedir. Bunun için öncelikle suç oranı azaltılmalıdır. Şehri 24 saat koruyacak bir prototip robot yaratılır, ancak başarısızlıkla sonuçlanır. Şirket, yedek planı devreye sokar ve yarı insan-yarı robot olan Robocop’u denemeye karar verir. Bunun için bir deneğe ihtiyaç vardır ve atandığı polis merkezindeki daha ilk gününde hayatını kaybeden polisi memuru Murphy seçilir. Murphy, Robocop’a dönüşür ve şehirdeki suç olaylarına müdahale etmeye başlar. Her şey yolunda gibidir ancak şirket yöneticilerden birinin farklı planları vardır. Çünkü şirketin iki numaralı adamı aynı zamanda şehirdeki kirli işlerin ardındaki güçlü isimdir. Robocop, gerçeği öğrendiğinde şirket ile mücadeleye girer. “Robocop” serisinin diğer filmlerinde bu mücadele devam eder. Böylece bir kez daha teknoloji üreten büyük bir şirket, kötülüğün timsali olarak sunulur.

blank
“OCP” şirket logosu

4- Weyland-Yutani Corp (Alien Serisi)

“Alien” serisinin ilk filminde varlığı çok hissedilmese de her şeyin sorumlusu “Weyland-Yutani Corp” şirketidir. Devam filmleriyle birlikte Alien evrenindeki yeri daha da güçlenir. İlk filmde, gezegenler arası kargo taşımacılığı yapan ticari gemi Nostromo’nun mürettebatı, LV-426 adlı gezegenden sinyal alır ve gezegene iner, gemiye döndüklerinde üstün bir yaşam formu olan yaratığı da beraberinde getirirler. Bu andan sonra hiçbir şeyin tesadüf olmadığı yavaşça ortaya çıkar. Şirket, “Xenomorph” gibi bir türün örneğini ele geçirmek ve kendi ideali için kullanmak istemektedir. Bunun için diğer tüm emirler iptal edilmiş, mürettebat Nostoromo’da mahsur bırakılmıştır. Bu gerçekler ise android olduğu öğrenilen bir personelin sorgusunda kesinleşir.

Serinin ikinci filmi olan “Aliens” ile birlikte şirketin varlığı, hikâyenin merkezine kaymaya başlar. Nitekim Ripley, 57 yıllık hyper uykusundan uyandığında, keşfettiği LV-426 adlı gezegenin şirket tarafından kolonileştirildiğini öğrenmiştir. Karşısında artık sadece yaratıklar yoktur, kötülüğü tescillenmiş şirket de vardır. “AVP: Alien vs. Predator” ve “Prometheus” filmlerinde de “Weyland” üzerine tamamlayıcı bilgiler verilir, böylece şirket ve ardındaki isimlerden oluşan evrenin temelleri sağlamlaştırılır.

blank
“Aliens” filminde “Daha İyi Dünyalar İnşa Eder” sloganına sahip “Weyland-Yutani Şirketi”

3- Soylent Indurstries (Soylent Green, 1973)

Dünya nüfusunun kalabalıklaşması, kaynakların yetersizliği, iklim değişimi, okyanusların ölmesi gibi kavramları işleyen “Soylent Green” filmi, 2022 yılının New York’unda geçer. (Uyarlandığı kitapta ise hikâye 1999 yılında geçmektedir.) Yeşilin, doğanın, hayvanların, tarımın kalmadığı bir düzende tüm insanlığa işlenmiş gıda ürünlerini sağlayan ve ismini “soy” ve “lentil” (soya ve mercimek) kelimelerinin birleşiminden alan “Soylent Indurstries” insanların kurtarıcısı durumundadır. Son ürettiği ürün ise “Soylent Green”dir. (İşlenen gıdanın soyadan yapılıyor olması ve soyanın da günümüzde GDO’lu gıdaların başında yer alması ilginç bir durumdur.)

Distopik geleceklerin tasvir edildiği 60’lar ve 70’lerin bilimkurgu filmleri arasında ayrı bir yere sahip olan film, yönetim kurulu başkanının ölümünü soruşturan ve Charlton Heston’un oynadığı bir detektifin şirketin kirli sırrını öğrenmesi üzerine kuruludur. Şirketin insanlığın kurtarıcısı mı, yoksa insan ölümleriyle ilişkisi mi olduğu sorusu ise filmin sonunda ortaya çıkar. Ancak cevaplanmayan ve izleyene bırakılan soru daha farklıdır:

“Gerçeklerin ifşası, kurulu düzende bir değişiklik yaratacak mıdır?”

blank
“Soylent Green” filminin başlangıcında yer alan ve dünyanın kirliğini yansıtan bir sahne
blank
“Soylent Green” filminde maske ile dolaşan yoksul halk

2- Tyrell Corporation (Blade Runner, 1982)

2019 yılının Los Angeles’ında başlayan “Blade Runner” filmin açılış sekansında aşağıdaki yazı belirir:

“21. yüzyılın başlarında Tyrell Şirketi Robot evrimini NEXUS aşamasına ulaştırmıştı. Bu robotlar neredeyse insana özdeşti ve kopya olarak biliniyorlardı. NEXUS 6 Kopyaları, güç ve çeviklik bakımından, onları yaratan genetik mühendislerinden üstün ve en az onlar kadar zekiydiler…”

Philip K. Dick’in hayal gücüyle yaratılan “Tyrell Corporation” şirketinin yaptıklarından bazıları izleyenlere daha ilk anda verilir. Şirket, insan görünümlü androidler yaparak dünya dışı yerleri kolonileştirmeyi amaçlamaktadır. Androidlerin ömürleri ise yalnızca dört yıldır. Kısa ömürlü olmaları, onlardan daha fazla satılacağı anlamına gelmektedir. Bu, kendisini Tanrı olarak gören ve şirketin sahibi olan Dr. Eldon Tyrell’ın, “Bizim Tyrell’de hedefimiz ticarettir.” cümlesini destekleyen bir unsurdur. Ancak Tyrell, bunu sonsuza dek sürdüremez. “More human than human”  sloganına sahip Tyrell’in sonu, Tanrısıyla karşılaşan android tarafından gelir. Çok katmanlı olan ve gerçekliğin sorgulandığı filmde tehlikeli olarak gösterilen androidler, aslında daha büyük gücün kuklası konumundadır.

blank

blank
Büyük şirketlerden Coca-Cola “Blade Runner” filminde, Pepsi ise “Total Recall” filminde gözükmektedir

1- Umbrella Corporation (Resident Evil Serisi)

Japonya’da Capcom şirketi, içinde zombilerin yer aldığı “Resident Evil” adlı bilgisayar oyunu ile şeytani şirketler denildiğinde akıllara gelen bir marka yaratır. Farklı platformlarda oyunları ve çok sayıda devam filmine sahip “Resident Evil” ekolünün “Umbrella Corporation” adlı şirketi salt kötü olarak sunulur. Tüm serinin ana çatısı, Umbrella şirketinin üretip askerler üzerinde denediği “Tyrant (T-Virüs)” isimli virüsün serbest kalması, Raccoon şehri sakinlerinin zombiye dönüşmesi üzerinedir.

2002 tarihli ilk filmde; ters giden gizli bir deneyin ardından “Red Queen” adındaki bilgisayar, tesisteki giriş ve çıkışları kapatır, içeride kalanları zehirli gazla öldürür. Kendisini zombiler arasında bulan ana karakter Alice ise bilgisayarı durdurmaya çalışır. (Hem ana kahramanın adı, hem de “Red Queen” ismiyle “Alice Harikalar Diyarında” adlı kitaba gönderme yapılmaktadır.) Korku öğesi olarak zombilerden istifade edilir, ancak filmin gerçek kötüsü şirkettir. Devam filmlerinde Umbrella şirketi, kötülük dozunu artırır ve filmlerin dünyasında, belki de en belalı şirket unvanına kavuşur.

blank
“Resident Evil” filminde “Umbrella” şirketinin şemsiye şeklindeki logosu sürekli kullanılmaktadır.

Bitirmeden önce…

Büyük şirketlerin olası kriz durumlarında hayata geçireceği planları vardır. BMW, ünlü birinin BMW markalı bir araçla kazaya karışması ve hayatını kaybetmesi durumunda uygulayacağı kriz yönetimi ve iletişim planını proaktif bir yaklaşımla hazırlamış, 1997 yılında Prenses Diana’nın ölümünün ardından uygulamıştır. Belki de salgın durumundaki hal ve hareket tarzlarına ilişkin planları da vardır. Ancak bu bilgiler kamuoyu ile paylaşılmaz. Hükümetlerin de salgın durumunda halktan gizlediği ya da bilmesi gerektiği kadar paylaştığı planlarının olması muhtemeldir. Peki, sivil halk içinde bulunduğu durumu daha iyi analiz etmek ve yaşadıklarına daha geniş çerçeveden bakabilmek için bu bilgileri nereden temin edecektir? Sanırım en kolay yol film izlemekten geçer. Milyonda birimiz kadar küçük virüslerin milyonlarca insanı etkilemesini, hastalığın yayılışını, alınacak tedbirleri hayal eden senaristlerin dünyasında salgın senaryolarını bulmak mümkündür. Tıpkı bugünün özetinin, 1995 tarihli “Outbreak” filminde bulunabileceği gibi! Öyle ki filmin hemen başında yer alan bir söz acımasız bir gerçeği de gözler önüne sermektedir:

“İnsanın yeryüzündeki egemenliğine son verebilecek tek büyük tehlike bir virüstür.” (Joshua Lederberg, Nobel Ödüllü Doktor)

Günümüzde korku sinemasına yön veren 40 yaş ve üstü yönetmeler üzerinde 80’ler ve 90’lar ekolünün önemli etkileri olduğunu düşünürüm. Nitekim o yıllarda yaşanan videokaset çılgınlığı sayesinde, zombi ve post-apokaliptik filmler her yaştan izleyicinin hayal dünyasına sızmayı başarabilmiştir. Bugün, o filmleri izlediği ve etkilendiği için türe yenilikler getiren isimlerden bahsediyoruz. Salgın filmlerinde anlatılan korkulara, distopik öykülerin karamsar atmosferine ekranlardan değil de bizzat yaşayarak şahit olan çocukların filmlerine ise yıllar sonra tanıklık edeceğiz. Ortaya çıkaracakları filmler, eminim ki izlenmeye değer olacaktır.

Öteki Sinema için yazan: Fatih Danacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir