Cinedergi 27. Sayı Yayında
Yazan: Murat Tolga Şen 30 Haziran 2010
Kategori: Haber - Etkinlik
->
Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 27. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!
İşte bu ayın öne çıkan başlıkları… ‘Ben vefalı bir insanım, hatta arabama karşı bile böyleyim. Mesela bir arabayı çalıştığı sürece 20 sene kullanırım’ diyen iranlı büyük yönetmen Abbas Kiarostami, ‘sezonluk şöhretler gördüm’ diyen Nur sürer, insanların ruhsal çöküşüne tanık olduunu söyleyen Erdem Akakçe, 17 yaşında görünmekten hoşlanmayan Türkü Turan ve festivallerin teknik adamı Oktay Bulgay…
Abbas Kiarostami Altın Palmiye alan Kirazın Tadın’dan sonra hayatında nelerin değiştiğini şöyle anlatıyor… ‘Elbette değiştirdi. Ülkemdeki hükümet o zaman bana çok şüpheyle baktı, özellikle filmlerimin İran’da gösterilmesi konusunda kuşkucu bir yaklaşım içerisindeydiler, çünkü en başta fimimi beğenmemişlerdi. Onlar, “Nasıl oluyor da bunun gibi bir film, Altın Palmiye alabiliyor?” sorgusuna düştüler. Bu olayın, benim ve batılı ülkler arasında bir nevi komplo tarzı birşey olduğunu düşündüler. Bu ülkemdeki tek taraflı bir şeydi. Şimdilerde ise filmlerimin Altın Palmiye sonrası daha iyi anlaşılabildiğine inanıyorum.’ Devamını oku
They Live (1988)
Yazan: Konuk Yazar 29 Haziran 2010
Kategori: Bilimkurgu filmleri, Fantastik, Film İncelemeleri, Son Yazılarımız
Sanırım 96 yılıydı. Eve dönmüş, uyumak için TV kanallarını karıştırıyordum. VCD oynatıcıların çok yaygın olmadığı, az sayıdaki kanallar arasında dolaşıp gece filmlerinden birine denk gelmenin zevkini çıkarabildiğimiz zamanlardı. (Pink Floyd’un “Live in Pompei” konserini ilk kez izleme şansını da yine bu şekilde yakalamıştım.) Kanalları karıştırırken siyah güneş gözlükleriyle, siyah bir adamla dövüşen iri yarı, sarışın bir adama rastladım. Arka sokakta dövüşen iki kişi ve kötü bir mekân… “Sabaha karşı yine dandik bir film koymuşlar” diyerek yoluma devam ettim. İki-üç tur attıktan sonra aynı kanala geri döndüğümde karşıma ‘obey’ yazısı önünde duran kurukafalı bir haber spikeri çıktı. Tabi “TV’den çıkan bilimkurgu olursa” hemen izlerim içgüdüsüyle başladım seyretmeye. Doğrusu film beni bayağı etkildi. İsmini öğrenmeye çalışsam da o dönem TV’de yayınlanan filmlerin sonunda çıkan yazıları makaslamak moda olduğu (hala değişmedi mi??? ) için, kredisini göremedim; ne ismini ne de yönetmenini öğrenebildim…
Üç yıl filmin izini sürdüm. Düşük bütçeli filmlere biraz burun kıvıran Sinefil arkadaşlarım, bu filmi izlememişlerdi. Filmin hikâyesine aşinaydım aslında. Dilimize “Onlar Yoktu” diye çevrilen Dean R Koontz’un “Twilight Eyes” kitabına benziyordu. Koontz’un kitabındaki yönetici “Goblinler”in yerini filmde asil, yöneten sınıf olan “Uzaylılar” almıştı. İşte filmin adı ve yönetmenini bulma serüvenim de kurduğum bu bağlantı sayesinde son buldu. Koontz’tan bahsederek siyah güneş gözlüklerinin hikâyesini anlattığım bir Amerikalı arkadaşımdan filmin ne kadar önemli olduğunu öğrenerek, yönetmen John Carpenter’ı kesinlikle bulmam gerektiği tavsiyesini aldım. Devamını oku
Cehennem Melekleri 13 Ağustos’ta!
Yazan: Murat Tolga Şen 29 Haziran 2010
Kategori: Haber - Etkinlik
->
Cehennem Melekleri, bir Güney Amerika ülkesinin kural tanımaz diktatörünü yıkmak ve diktatörlük rejimini sona erdirmek için ülkeye gizlice sızan bir grup paralı askerin hikayesinin anlatıldığı; aksiyon sinemasının en gözde aktörlerinin yer aldığı olağanüstü kadrosuyla dikkatleri çeken 2010’un en iddialı aksiyon-gerilim filmlerinden biri. Yeni görevleri nedeniyle ülkeye gizlice giriş yapan özel birlik kısa sürede hiçbir şeyin kendilerine anlatıldığı gibi olmadığını fark eder. Akabinde ekip kendini büyük bir yanılsama ve ihanet içinde bulur. Olaylar kontrolden çıkmaya başladığında ve masum hayatlar tehlike altına girdiğinde bu ekip çok daha büyük bir düşmana karşı mücadele etmeye başlar. Bu kardeşler takımını yok etmek adına onları bu görevin içine sokmuş olan ve geleceklerini tehdit eden kişiye karşı… Devamını oku
Bir Filmin İçine Girip Orada Yaşamak…
Yazan: Murat Tolga Şen 29 Haziran 2010
Kategori: Kavram - Kuram
Öteki Sinema’da bu sefer biraz içselleştirilmiş bir liste yapalım istedik. Ters Ninja’dan dostumuz Ege Görgün’ün S-Files sorularından biri bu aynı zamanda… Woody Allen’in “The Purple Rose of Cairo” filminde ki gibi, eğer fırsatınız olsa herşeyi bırakıp hangi filmin içinde yaşamak isterdiniz…?
Tek soru, tek film… Bu mesaj Öteki Sinemacı’lara ve diğer sitelerden dostlarımıza, önemsediğimiz sinema yazarlarına gitti. Onlar da önem verip içinde yaşamak istedikleri filmi ve sebebini yazdılar. İşte “Bir Film Bulsam da Hayatımın Geri Kalanını İçinde Yaşasam” listemiz.
Türkiye’nin ilk 3D filmi geliyor: Cehennem
Yazan: Murat Tolga Şen 29 Haziran 2010
Kategori: Haber - Etkinlik
Türkiye’nin ilk 3 boyutlu korku filmi Cehennem’in çekimleri tamamlandı.
Yönetmenliğini Biray Dalkıran’ın yaptığı; başrollerini Ogün Kaptanoğlu, Serhan Süsler, Melis Türk ve Pelin Eriş’in paylastığı Türkiye’nin ilk 3 boyutlu korku filmi Cehennem’in çekimleri tamamlandı.
Cehennem’in, 1 milyon barajını geçme ihtimali olan tek Türk korku filmi olacağı öne sürülüyor. Cehennem filmi aynı zamanda Türkiyenin ilk 3D (3 boyutlu) filmi özelliğini taşımakta… yönetmenliğini Biray Dalkıran’ın, Hayal-et tanıtımın yapımını üstlendiği korku filmi Cehennem sadece 2010 yılına değil ilk defa kullanılan 3D tekniği ile Türk sinemasında yeni bir dönem başlatacak. Devamını oku

























