Selfie from Hell / Cehennemden Selfie (2018)

İsveçli David F. Sandberg’in internet aracılığıyla yayılıp belli bir ilginin kaynağı olan korku kısalarını hatırlıyorsunuzdur. Hatta bu kısalar arasında yaklaşık üç dakika süren Lights Out (2013) kısa sürede bir fenomene dönüşmüştü. Bugüne kadar dünyanın çeşitli bölgelerinden internet vasıtasıyla milyonlara ulaşan, benzer niteliklere sahip birçok korku kısası ile karşılaştık. Hemen hepsi benzer bir formül etrafında şekilleniyordu. ‘Creepypasta’lar(1) gibi kendi şehir efsanelerini, kendi öcülerini yaratmaya çalışan kısalar, finale yerleştirdikleri etkili bir korkudan zıplatma (‘jump scare’) anı ile vurucu olmaya çalışıyorlardı. Hani şu internetin ilk zamanlarında mail ya da mesaj yoluyla bilgisayardan bilgisayara dolaşan, sessiz sakin akan kısa bir videonun sonunda şeytani bir yüzün aniden ortaya çıkıp “bö” diye bağırdığı, izleyeni hazırlıksız yakalayarak korkutmaya çalışan şaka videoları gibi. Bedfellows (Drew Daywalt, 2008), He Dies at the End (Damian Mc Carthy, 2010) ve Tuck Me In (Ignacio Rodo, 2014) gibi internette popüler olan korku kısalarından bir diğeri de Erdal Ceylan’ın yönettiği Selfie from Hell (2015). Ceylan’ın kısasının an itibariyle 21 milyon kez izlendiğini de not olarak ekleyelim.

Bildiğiniz gibi Lights Out’un popülaritesi Amerikalı yapımcıların ilgisini çekmiş, müthiş bir ticari zekâya sahip James Wan’ın önderliğinde uzun metraja dönüşmüştü. Bu sayede Hollywood’a transfer olan David F. Sandberg’in yönettiği uzun versiyon Lights Out (Işıklar Sönünce, 2016), yaklaşık 5 milyon dolarlık bütçesine karşılık 149 milyon dolar gibi bir hasılat elde ederek yapımcılarını memnun etmişti. Sonuç olarak ortaya çıkan iş, James Wan ve ekibinin art arda çektiği ana akım korku filmleriyle oturtmaya çalıştığı yeni modele de harfiyen uyuyordu. Zekice tasarlanmış korkudan zıplatma (‘jump scare’) sahnelerinin zayıf bir öykü içerisine monte edildiği Wan usulü model, internetle büyüyen yeni nesil seyircinin bir hayli ilgisini çekti ve çekmeye devam ediyor. Şimdi James Wan’ın yönetmen, yazar ve/veya yapımcı olarak dâhil olduğu üç korku serisine ait filmlerin -aralarına Lights Out’u da katarak- gişedeki karşılıklarına bakalım.

Film Adı

Yapım Bütçesi
(milyon dolar)

Toplam Hasılat
(milyon dolar)

Kâr Oranı Kâr Marjı(2)
Insidious (2010) 1,5 97 %6.367 %98,45
The Conjuring (2013) 20,0 320 %1.500 %93,75
Insidious: Chapter 2 (2013) 5,0 162 %3.140 %96,91
Annabelle (2014) 6,5 257 %3.854 %97,47
Insidious: Chapter 3 (2015) 10,0 113 %1.030 %91,15
The Conjuring 2 (2016) 40,0 321 %702 %87,54
Lights Out (2016) 5,0 149 %2.880 %96,64
Annabelle: Creation (2017) 15,0 307 %1.947 %95,11
Insidious: The Last Key (2018) 10,0 168 %1.580 %94,05

Tablodan da rahatça görüldüğü üzere ortada tıkır tıkır işleyen, çok kârlı bir model var ve kârlılık bu seviyelerde seyrettiği müddetçe de James Wan ve ekibi benzer tarzda korku filmleri çekmeye devam edecek gibi görünüyor.

Erdal Ceylan’ın yönettiği internet hiti Selfie from Hell (2015) ve o denli ilgi görmeyen Just a Dream (2015) ile Demon’s Dawn (2016) da benzer formülü kullanan korku kısaları. Erdal Ceylan hakkında çok fazla bilgi bulamadım ama anladığım kadarıyla kendisi Almanya’da yaşayan Türk asıllı bir sinemacı. Kısanın uzuna dönüşmesi ise daha çok düşük bütçeli filmleri finanse eden Kanada menşeli bir yapım ve dağıtım şirketi olan IndustryWorks Studios sayesinde olmuş. Ceylan’ın kısasıyla internette yakaladığı yoğun hareketi gören şirket, benzer bir hareketi uzun versiyonda da yakalayabilir miyiz acaba diye zar atmış anlaşılan. Selfie from Hell (2018), Kanada yapımı olduğu için öncelikle Kanada ile kısanın ilgi gördüğü yerlerin başında gelen Japonya, İngiltere, Filipinler ve Malezya gibi ülkelerde gösterime girdi. Türkiye’de ise 11 Mayıs 2018 tarihinde, az buz değil tam 201 salonda gösterilmeye başladı.

Lights Out’un kısasına oldukça benzeyen Selfie from Hell’in kısasında; erkek arkadaşına göndermek için selfie çeken bir kadın, çektiği kareye bakınca odanın uzak köşesinde yabancı bir bedene ait bir karaltı görür. Korkuyla o tarafa (yine cep telefonu aracılığıyla) baktığında bir şey göremez. İkinci selfieyi çektiğinde yabancının kendine biraz daha yaklaştığını fark eder. Yabancı sadece selfie çektiğinde gözükmektedir ve her seferinde kadına biraz daha yaklaşmaktadır. Sonunda ne olabileceğini de tahmin ediyorsunuzdur herhalde. Benzer modeldeki korku kısaları düşünüldüğünde, teknoloji bağımlılığını eleştiren Selfie from Hell’in amacına ulaşan, nokta atışı bir iş olduğu söylenebilir ama uzun versiyona dönüşebilecek bir malzemeye sahip olmadığı da ortada. Bakalım senaryoyu da yazan Erdal Ceylan, kısasını uzatmayı nasıl başarmış?

Almanya’da “kanalıma hoş geldiniz” ile başlayıp “kanalıma abone olmayı unutmayın” ile biten videolar çeken bir ‘vlogger’ olan Julia, Yeni Dünya’daki kuzeni Hannah’nın yanına gelir. Daha gelir gelmez hastalanan Julia, yatağa düşer. Evde garip şeyler olmaya başlayınca kuzeninin başına ne gelmiş olabileceğini araştıran Hannah’nın karşısına bilmeyenler için tam bir muamma olan ‘deep web’ çıkar. Artık o da tehlikededir.

Aynı Lights Out’un uzununda olduğu gibi filmin hemen başına kendi kısasını yerleştiren Selfie from Hell, sinirleri bozacak denli basit mantık hatalarıyla dolu manasız bir öykünün peşine takılıyor. (Günlerce yatakta baygın yatan Julia’yı hastaneye götürmek nasıl akla bile gelmez? Hele bizim antibiyotik karşıtı kamu spotlarının inadınaymış gibi antibiyotik kullansın deyip çekip giden doktor meselesine hiç girmiyorum.) Aralara da hiç elini sakınmadan bolca korkudan zıplatma (‘jump scare’) sahnesi serpiştiriyor. Aslına bakarsanız tam tersini söylemek daha doğru olacak sanki: Onlarca korkudan zıplatma (‘jump scare’) sahnesini bir araya getirip aralarında organik bir bağ kurabilmek için uyduruk bir öykü şekillendirmeye çalışıyor da denebilir. Kısadaki teknoloji bağımlılığı eleştirisini sürdürüyor gözükmek adına her biri teknoloji ile yakinen ilgili öykücüklerin birleşimi tam bir bütün olmaktan uzağa düşüyor. Hele ki amatör oyunculuklar ile düşük bütçenin getirdiği teknik zafiyetler de göz önüne alınırsa ortaya çıkana bir “korku filmi” ya da “film” demek zorlaşıyor haliyle.

Tek amaç art arda korkudan zıplatmak olunca işin rengi de değişiyor tabii ki. Şimdilerde pek göremiyorum ama eskiden lunaparklarda korku tünelleri olurdu. Ray üzerinde ilerleyen bir vagonun içerisinde yaptığınız kısa yolculuk boyunca sağdan, soldan, üstten binbir çeşit korkunç yaratık, mahlûkat ve hayalet, birbiri ardına aniden ortaya çıkıp sizi korkutmaya çalışırlardı. Selfie from Hell, tam da böylesi bir korku tüneli tecrübesi yaşatmak istiyor. Ne eksik, ne de fazla. Ancak yanlış yaptığı nokta şurası; James Wan ve ekibi, çok büyük bütçelerle bu işin çıtasını artık öyle bir seviyeye getirdi ki düşük bütçeli bir film ile o seviyeye yaklaşabilmek bile mümkün değil. E o zaman bir lunapark eğlencesi arayan seyirci, aynı bilet parasına neden daha kalitesiz bir korku tüneline girsin ki?

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

(1) ‘Creepypasta’ da ne ola ki diyenleri buraya alalım.

(2) Kâr marjı, elde edilen kâr miktarının elde edilen hasılata oranıdır. Yani bu tabloda kullanılan formül şu şekildedir: Kâr Marjı = ((Hasılat – Bütçe) / Hasılat) x 100
Tabii ki yapım bütçesi dışındaki (örneğin reklam gibi) giderleri buraya dâhil edemediğimiz için maliyetin sadece yapım bütçesinden oluştuğunu varsayıyoruz. Ancak hasılat dışındaki diğer gelirleri de eklemediğimiz düşünülürse; ortaya çıkan yüzdenin üç aşağı beş yukarı (en azından fikir verecek kadar) doğru bir kâr marjını işaret ettiği söylenebilir.

Erdal Ceylan’ın Korku Kısaları

Selfie from Hell (2015)

Demon’s Dawn (2016)

Just a Dream (2015)

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 Beylerbeyi, İstanbul doğumlu. 2008 yılında Öteki Sinema ekibine katıldı. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. Halen yazmaya devam ettiği Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir