Ellerin; emek gücü, ifade aracı, dil olması; zevk verme özelliği, insanlığın gelişimine katkısının yanı sıra hep dehşet verici bir güzelliği de olmuştur.
Taşra filmlerinde tartıştığımız konunun büyük çoğunluğu şehirli ve eğitimli gençlerin taşra üzerinden bir şeyleri değiştirme çabaları ve mevcut taşra sistemini şehirlileştirme korkularıydı.
Jane Austen ekranına tesir eden hicve bağlı dil, neyin şatafatlı olarak algılanacağını bildiğinden genişlerken de daralırken de sınırlarının farkındadır.
Türk Fantastik Sineması dediğimiz zaman tüyleri ürperten bir başka nokta vardır ki o da dil sorunudur. Bu günümüz Türk korku filmleri için de en önemli sorundur...
Şark garp için bir “öteki”yken, Valentino da bir “öteki”ydi. Valentino’yu bir şeyh rolünde izlerken ise, şarkın tüm egzotizmi tek bir yerde; Valentino’nun ta kendisinde toplanmıştı.
Yönetmen Adaylarına Tavsiyeler: Kendilerine fırsat verilmediğinden yakınanlar, okulda hiçbir şey öğrenemediklerinden şikayet edenler, devlet bize yardımcı olsuncular, vs.
Yönetmen Adaylarına Tavsiyeler: Hedef Gişe mi? Festival mi? Sanat özgürdür, sinema sanattır. Kimseye yaranmak, çok değerli fikirlerini almak, peşine takılmak zorunda değilsiniz.
Nemfomanyak’ın sansasyonu filmi görene kadar. Sansürlenmiş versiyonu izlediğimizi biliyorum ama Nemfomanyak en sado-mazo anlarında bile oldukça mekanik, soğuk bir cinsellik gösterimine sahip.
Sinema; bizim toplumsal belleğimizdir, bu günümüz ve geçmişimizdir hatta geleceğimiz olacaktır. İşte sinema; her şeyin dışında sırf bu özelliğinden dolayı önemlidir. Sadece bu nedenle bile önemsenmelidir.