Popüler Kültürde Seks Kodları

marilyn_monroe-wide

Efsanenin Adı Marilyn Monroe

Melahat Yılmaz (Öteki Sinema, Gölge Dergi ve Kayıp Rıhtım yazarı)

Hollywood öyle bir yerdir ki, bir öpücük için size bin dolar öderler, ama ruhunuzu satmank için size 50 cent verirler. Bunu biliyorum, çünkü ilk teklifi reddederek defalarca 50 cent’e razı oldum.

marilynmonroephotossexybeachshootat19no2010bNorma Jeane Mortensen olarak başladığı hayatına efsanevi Marilyn Monroe olarak son veren bir yıldız. Yatak odasında ölü bulunan sarışın ikon. Kendi geleceğini tahmin eder gibi kurduğu o cümleler aslında kendisi için korktuğu sonu da resmediyordu.

Evet, bende özel bir şeyler vardı ve ben bunun ne olduğunu biliyordum. Ben koca, boş bir yatak odasında elinde boş bir uyku hapı şişesiyle ölü bulabilecekleri türden bir kızdım. Ama her şey henüz siyah değildi. Genç ve sağlıklıyken pazartesi günü intihar etmeyi planlayıp Salı günü yine kahkahalarla gülebilirsiniz.

Marilyn yıllarca arşınladığı yollarda, kapısını beklediği stüdyolarda ve elini tuttuğu insanlarda şunu görmüştü; fazla zeki olmak dezavantajdı, görsellik her şeydi ve asıl oyunculuk kameralar kapandığında başlıyordu. O zeki ve kendine güvenen bir kadın olarak istediği yolda yürüyemedi. Onun yolu şapşal, çaresiz ve aptal bir sarışın olduğunda açıldı. Şuh ses tonuyla, birinin yardımı olmadan ne yapacağını bile bilemeyen güzel giysili bir kadın olmalıydı. Zira onun tarihinde bir kadın için “Amerikan Rüyası” böyle başlıyordu.

Amerikan erkeklerinin kafasına kazınan hiçbir zaman oyunculuk performansı olmayacaktı. Bunu anlaması yıllar sürse de, sonunda formülü bulmuştu. Tıpkı How to Marry a Millionaire filmindeki Pola Debevoise gibi olmalıydı, ya da Gentelmen Prefer Blondes’de ki Lorelei Lee, ya da Some Like It Hot’daki Sugar gibi… Savunmasız, katıksız bir sarışın. Erkekler akıllı kadınlarla başa çıkmak istemiyorlardı. O kadınlar hayatlarını zorlaştırırken, en azından filmlerde fantezilerini tazelemek istiyorlardı. Marilyn onların “gündüz rüyası” olmalıydı. Koyu kahve saçlarını kestiği ve platin sarısına boyadığı gün aslında tahmin edebiliyordu dünyaya yeni bir tanımlama getirdiğini; “aptal sarışın”.

0f_1_b_3423_1Erkek doğasını canlandıracak kadın oldu. Ses tonunu ayarladı. Kelimeleri uykulu, hülyalı gözleriyle destekledi. Işıltılı kıyafetlerinin ve masum gülüşünün arkasına sakladı; güçlü, kendinden emin zeki kadını.

Eğer aptal bir kızı oynuyorsam ve aptalca bir soru sormam gerekiyorsa bunu yapmalıyım. Benden ne bekleniyor, zeki olmam mı?

Amerika o devirlerde komedi ve aile filmleriyle devrin insanına şunu salık veriyordu: Bahçeli bir eviniz, huzurlu bir hayatınız olmasını istemelisiniz. Eşleriniz saçlarının mükemmel şekliyle size mutfakta harikalar yaratmalı ve mutlaka iki çocuğunuz olmalı. Yemek masasında, gülmekten felç olmuş suratlarınızla oturup basit şeyler konuşmalısınız. Eşleriniz ise konuşmaktan ziyade gülümsemeli. Hollywood size fantezilerinizin kapılarını aralarken, düşünmeyi unutup gösterdiklerimizi yapmalısınız. İşte yıkanan beyinlere afyon kadınlar tam da bu devirlerde belirmişlerdi. Erkekler Mariyln’i seyredip evlerinde yemek yediler; mutluydular! Kadınlar saçlarını onun gibi kestirip boyattılar, onun gibi giyinip konuşmaya özen gösterdiler, mutluydular! Çünkü salık verilen sır basitti; mutlu olmak istiyorsanız zeki olmayı bırakın ve basit yaşayın. Gördüğünüze ve duyduğunuza inanın.

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bak bunu da seversin...

Kadının Fendi Erkeği Yendi: Battle of the Sexes (2017)

Bir tenis maçını merkezine alana ancak kadın ile erkeğin savaşını aktaran Battle of the Sexes, eğlenceli ve bir o kadar da anlamlı bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir