Sıfır Dediğimde (2007)
Yazan: Masis Üşenmez 29 Temmuz 2008
Kategori: Fantastik Türk, Türk Korku Sineması
->
Gözle görünen dünyanın dışında, kendi gerçekliği içinde başka bir dünyada kesişen hayat hikayeleri: Hipnoz…
Türk filmlerine destek olmak için bu aralar vizyon macerasından yeni çıkmış filmleri sizlere tanıtmaya çalışıyorum. Ancak her seyrettiğim filmde biraz daha umutsuzluğa kapılıyorum diyebilirim. Büyüden sonra patlama yapan Türk korku/gerilim sineması ne yazık ki ilerleyemiyor. Her filmin sorunu aynı; kötü oyunculuklar, sallanan kurgu, senaryodaki boşluklar. Yine de iyimserliğimi kaybetmeden her yeni filmi de izliyorum. Arada Küçük Kıyamet gibi vurucu filmler de çıkabiliyor.
Bugün blogumuza konuk olan filmimiz ise bir psikolojik gerilim olan Sıfır Dediğimde. Öncelikle iyi niyetle ve vizyon korkusu olmadan çevrildiği belli olan bir film. Gökhan Yorgancıgil’in senaryolaştırdığı ve yönetmen koltuğuna oturduğu filmde Oktay Kaynarca, Hazım Körmükçü gibi görece iyi oyuncular bulunsa da ne yazık ki diğer oyunculardan yeterli desteği görmüyorlar. Psikolojik gerilim tarzı filmler asıl olarak oyuncuların gücü ile ayakta duran bir yapıda olduğundan film daha baştan kaybediyor. Devamını oku
Kutsal Damacana (2007)
Yazan: Masis Üşenmez 24 Temmuz 2008
Kategori: Fantastik Türk
Kutsal Damacana aslında beni heyecanlandıran bir projeydi. Bir nesli güldürmeyi başarmış, espri anlayışını oluşturmuş Ahmet Yılmaz gibi bir dehanın elinden çıkan senaryo ve Kamil Aydın’la beraber gerçekleştirecekleri yönetmenlik deneyimi kulağa hoş geliyordu. Ancak film fazla ilgi görmeden geçip gitti sinemalardan. Şimdi etraf durulmuşken size Kutsal Damacana’yı tanıtmaya ve filmi beğenmeniz için sizi ikna etmeye çalışacağım. Ben ikna oldum mu ki orası meçhul.
Önce şunu söylemem gerekir, eğer bundan yaklaşık on yıl kadar önce her hafta Leman alıp deliler gibi gülen bir jenerasyondan gelmiyorsanız film size çok fazla hitap etmeyecektir. Ancak Ahmet Yılmaz karikatürlerini hatmetmiş bir bünye her sahnede bir nostalji yaşayacaktır. Filmi yerden yere vuranları okuduktan sonra beğeni çıtamı çok altlara indirip(takriben hayalarımın altı diyelim) oturdum ve seyrettim. Evet bir film olarak başarısız, senaryo desen yok, ses zaman zaman gidip geliyor, diyaloglar bazen hiç anlaşılmıyor, zaten Şafak Sezer’in olması bile seyir zevkini azaltıyor, final ise evlere şenlik. Ancak benim gibi her şeyi boş verip eğlenmek istiyorsanız, karşınızda Recep İvedik‘ten çok daha aklı başında bir film var. İleride Türk sineması için bir kült olacağı kesin bu yapımın. Neden derseniz kötü olduğu için. Ama bu kötülük filmin komikliğini de arttıran bir unsur. Devamını oku
Dünya Göğüs Kılı Şampiyonu: CHUCK NORRIS
Yazan: Masis Üşenmez 23 Temmuz 2008
Kategori: Ortaya karışık
->

Seksenler kendine has yıllardır. Modasıyla, müziğiyle, filmleriyle, gençleri ile her açıdan farklı yıllardır. O zaman başarı kazanmış herhangi bir şeyi şu an anlamaya çalışmak imkânsızdır.
Seksenlerin özelliğinden midir, soğuk savaşın etkisinden midir bilinmez aksiyon filmleri açısından da sayısız başarı ve başarısızlık öyküsü vardır. Zamanın aksiyon yıldızlarına bakacak olursak Arnold, Sylvester hem fizikleri ile hem de oyunculukları ile tepe yapmışsa da Van Damme gibi Chuck Norris gibi uzak doğu sporlarındaki başarıları ile Hollywood’a gelmiş aktörler de vardır. Van Damme’ı bu listeye sonradan katılan biri olarak şimdilik eleyelim ve Dünya karate şampiyonu Chuck Norris’i biraz yakından tanıyalım.
Çocukluğumuzun yıldızlarından olan Chuck Norris döner tekme kavramını sinemaya sokmuş, kendisinden etkilenen birçok genç dimağın “döner tekme geliyor hoca bak şimdi” derken gözlerini hastanenin acilinde açmasına neden olmuştur. Söylence odur ki Chuck’ın seri döner tekmeleri o kadar hızlıdır ki uzay zamanda bükülme yapmaktadır (yersen).
Bir tarafı İrlanda kökenli diğer tarafı Cherooke yerlisi olan Chuck Norris bu karışıma rağmen nasıl böyle çirkin kalabildiği halen bilinmemektedir. Aslında kariyerine başlarken bir Brad Pitt güzelliğinde olan Chuck’ın yıllarca Bruce Lee’den yediği darbeler sonucu şeklinin değiştiği söylenmektedir (tamam ben uydurdum ama neden olmasın?). Kendisi Bruce Lee’nin en başarılı öğrencilerindendir. Altı defa Dünya Orta Sıklet Karate Şampiyonluğunu hiç yenilgisiz kazanmış bir ustadır. Buraya kadar tamam, ama tabii ki bu durum onun iyi bir aktör olması için yeterli olamayacaktır. Chuck Norris’in oyunculuğu ne kadar hor görülse de Dövüş Sporları konusunda ne kadar uzman olduğunu belirtmek gereksizdir. 1997’de ulaştığı 8. den siyah kuşak büyük usta onuru 4500 yıldır ilk defa kendisi ile bir batılıya verilmiştir. Devamını oku
Yine Yeni Yeniden
Yazan: Masis Üşenmez 14 Temmuz 2008
Kategori: Ortaya karışık

Blograzzi yeni halimizi günün blogu seçmiş. Kendilerine sonsuz teşekkürler.
The Lawnmower Man / Bahçıvan (1992)
Yazan: Masis Üşenmez 09 Temmuz 2008
Kategori: Bilimkurgu filmleri, Korku Filmleri
Hazır sitemize bir Stephan King yazısı girmişken, 1992 yapımı bir filmden de bahsetmek istiyorum. Benim gibi bilgisayarla 80′li yıllarda tanışmış insanlar için önemli bir yapıttan: The Lawnmower Man ya da ilk ismiyle Stephen King‘s The Lawnmower Man.

Evet filmden Stephen King’in adı mahkeme kararıyla çıkartılmış ve yapımcı King’e oldukça yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Aslında King’in kısa hikayesine dayanan film yönetmenin senaryosunda öyle bir değişmiş ki ortaya çıkan tamamen farklı bir yapım olmuş. Yönetmen ve senarist Brett Leonard‘ın bu tutumu başını ilerki işlerinde de çok ağrıtmıştır. Bu hatası kariyerinde büyük bir düşüşe yol açmıştır.
Dr. Lawrence Angelo (Pierce Brosnan) Virtual Space İnc.’de çalışan bir bilim adamıdır. Kendisinin yaptığı deneyler ve verdiği ilaçlar ile sanal gerçeklikte beynin kullanılmayan kısımları açılmaktadır. Böylece hayvanlar üzerinde yaptığı deneylerde kısmi başarı sağlayan Doktor, Ordunun da sıkıştırması sonucu kendine kobay bir insan aramaya başlar. Filmimizin bahçıvan’ı olan Jobe Smith (Jeff Fahey) 6 yaşında bir insan zekasına sahip boş bir kardeşimizdir. Kendisi tüm gün güneş altında çimleri biçmekte, bahçe budamakta, hayattan başka bir beklenti taşımamaktadır. Doktor için uygun bir denek olan Jobe sanal gerçeklik makinesine bağlanarak yavaş yavaş kendini geliştirmeye başlar. Devamını oku
























