The Ray Bradbury Theater dizisinin William Shatner’ın başrolde olduğu The Playground (1985) bölümünde Charlie, küçükken oyun parkındaki çocuklar tarafından sürekli zorbalığa uğrayarak travma geçirmiş ve o zamandan sonra bir daha parklara gidememiştir. Büyüyüp çocuk sahibi olduğunda kendi oğlunu da asla götürmez. Ama çocuğun baskılarına artık dayanamayınca gitmeyi kabullenir ama oyun parkına girer girmez eski anıları depreşir. Geçmişteki acımasız sesleri yeniden duymaya başlar ve bir kez daha yenemediği korkuların kurbanı olur. O sırada oğluyla beden değiştiren Charlie, küçük oğlu haline gelir. Oyun parkındaki çocuklar onu hırpalamaya dövmeye başlarlar ve oğlunun bedeni içindeki Charlie bu zulmü yeniden yaşar.
Çocukluk ve gençliklerine dönmeye çalışan yaşlıların hikayelerindeki ideal zamanlar olarak resmedilen küçük yaşların hiç de öyle olmayabileceğine dair ürpertici bir hikaye vardır karşımızda. Çocukluğa dönmek burada fantezi değil kabustur. Çocukluğun korkunç zamanlarını da hatırlatan, o dönemin öyle pek de güllük gülistanlık olmadığını gösteren bir anlatıma imza atılır.
HEMENCİK BÜYÜSEM
Beden değiştirme filmleri içindeki hemen büyüme temasını tanımlayan İtalyan filmi Da Grande (1987), öğretmenine aşık ama küçük olduğu için ondan yüz bulamayan, okul arkadaşlarından dayak yiyen, anne ve babasının yeterince ilgi göstermediği Marco’nun hikayesidir. Büyüyüp bu işkence dolu dönemden kurtulmak için yalvarır ve dileği gerçek olur. Kendini 30 yaş büyümüş bulan Marco, babasının giysilerini aşırıp yetişkin bedeninin keyfini çıkarmak üzere evden kaçar.
Marco yetişkin bedeni ve babasının cüzdanından aşırdığı paralarla istediğini yiyip içmekle ve satın almakla kalmaz onu döven arkadaşlarını korkutarak intikamını da alır. Çocuklarla iyi anlaşması onu kısa sürede aranan ve sevilen bir çocuk bakıcısı haline getirir ve artık bir işi de vardır. Bu sırada ailesi onun kaybolmasıyla perişan olmuş, her yerde onu aramaktadır. Marco bu süreçte ailesinin onu aslında ne kadar çok sevdiğini görür ve yeniden küçülerek onlara geri döner.
Ertesi yıl bu filmin iki ABD uyarlaması birden yapıldı. İlki 14 Going on 30 (1988) diğeri ise Tom Hanks’in 80’lerdeki en sevilen işlerinden biri olan Big (1988) filmiydi. 14 Going on 30, küçük Danny’nin fantezisini benzer şekilde gösterirken Da Grande’den farklı sahneler kullanır. Danny ilk kez büyük haliyle okula gittiğinde onu yeni atanan müdür zannederler ve bir anda müdür konumuna yükselerek okulda hep istediği değişiklikler yapar. Hoparlörden rock müzik çalmak, antrenmanlarda tek tip giysiler yerine rengarenk giyinme zorunluluğu, sebze yemekleri yerine hamburger ve patates çıkması gibi. Öğrenciler bu değişikliklere bayılır, okula ilgileri artar. Büyük bedendeki çocuğun çocukça davranışları ve kararları başarıya ulaşır.
Big’de yapılan değişiklikler de benzer olmakla birlikte bütçesinin de yardımıyla daha çarpıcı sahnelere sahipti. Hem yaşı küçük hem boyu kısa olduğu için hoşlandığı kızdan yüz bulamayan, küçüklüğü yüzünden dönme dolaba bile bindirilmeyen Josh, çocukluğun verdiği tüm sıkıntılardan kurtulmak için can atar ve dileğinin gerçekleştiği bir fantezi yaşar.
Çocukluk dünyası genellikle hep neşe, sorumluluklardan uzak bir özgürlük, oyunlar ve eğlenceyle geçen, yeniden yaşamayı arzuladığımız bir dönem olarak anılır. Ama bunları özlerken aslında çocukken yaşadığımız kabusları, çektiğimiz sıkıntıları, üzüntüleri, kıskançlıkları ve isteklerimizi elde edecek ekonomik ve yasal bağımsızlığımızın olmamasından kaynaklanan sayısız dert ve tasayı unutmuş gibiyizdir.
Çocukluk dünyası mutluluklarla olduğu kadar karanlık anlarla da doludur. Sevinçler kadar üzüntülerin de dolu dolu yaşandığı, travmaların ömür boyu izini kazıdığı bir dönemdir. İşte hemen yaş alma ve büyüklerin elde ettiği ama çocuklara yasak olan o bilinmeyen hazlara ulaşma arzusu, bir anda büyüme fantezilerinin kaynağını oluşturur.
Big’de bir sabah kendini 30 yaşında bulan Josh değişime kısa sürede alışır. Büyüme fantezisi, tek başına ve aile baskısı olmadan yaşamaya, bir oyuncak şirketinde önemli bir pozisyonda çalışıp çok başarılı olmaya (işi sadece oyuncakları test edip rapor vermektir), istediği her oyuncağa ve oyuna sahip olmaya, canı çektiği kadar tatlı ve dondurma yiyebilmeye el verir.
Onun fantezisi aynı zamanda büyüklerin dünyasının sıkıcı ve entrikalarla dolu ortamını çocukluğunun taze kanı ve fikirlerini getirerek canlandırıp değiştirmesidir. Yani Josh büyüme fantezisine çocuk olmanın dezavantajlarından kaçıp gelmesine karşın küçüklüğünü büyüklerin ortamına taşıyarak oranın kurallarını alt üst eder.
Çocuk dünyasını, onların neyi sevip sevmediklerini, nelerden heyecan duyduklarını unutmuş ve yalnızca istatistik verilerden izleyen yöneticiler tarafından, çocuk gibi düşünebildiği için değer görür. Çocukluk Josh için öncesinde bir yükken, yetişkin bedende hem işinde hem de aşk hayatında avantajlar sağlayan nitelik haline gelir.
Çocukların ve gençlerin beden değiştirerek büyüklerin dünyasını dönüştürdüğü bu hikayeler, yetişkin düzeninin katı kurallarına ve işleyişteki aksaklıklara yönelik bir eleştiridir. Statik haldeki kurallarla sınırlanmış bir sistemin düğümleri, çıkmazları ve sıkıcılığı çocuk ve gencin aklıyla çözülür, yeni bakış açısıyla taze fikirlere kavuşur.
BÜYÜKLERE AŞK
Da Grande’de Marco büyüyüp öğretmeniyle yaşıt hale geldiğinde, bir odasını kiraya açmış olan kadının evine taşınır ve onunla birlikte yaşamaya başlar. Yetişkin Marco’nun çocuksu tavırlarından giderek etkilenen öğretmeni ona aşık olur. 14 Going on 30’de Danny’nin yetişkin bedendeki başarıları Da Grande’deki gibi sevdiği kadını etkiler, Danny’nin ilgisine karşılık verir. Big’de de Josh artık büyüdüğüne göre kızlarla birlikte olabilecektir ve cinsel deneyim de yaşayarak büyük olmakla ilgili tüm merak ettiklerini giderir.
Çocuğun tutsak bırakıldığı önemli bir konu aşk ilişkileri ve cinselliktir. Henüz anlamlandıramadığı ama gördüğü veya duyduğu mahrem konuların bir de özellikle ondan saklandığını fark ettiğinde büyüklerle ilgili bu sınırı da ilk fırsatta aşmak ister. Beden değiştirme filmlerinde büyümenin motivasyonlarından biridir ilişkiler. Büyüyünce de merak mutlaka giderilir, aşk yaşanır cinsellik keşfedilir.
Big’in sonunda fantezi, özlem duyulanları tatmin ettikten sonra görevini tamamlar. Josh küçüklüğe geri dönmek ister. Filmin sonunda yeniden çocuk olmuş halde, yetişkin bedendeyken sevgililik ettiği, bir anlamda anne şefkati aradığı kadına el sallarken odipal anlatımların tuhaflığı içinde bırakır seyirciyi.
Da Grande’nin sonunda gerçeği öğrenen, aslında yetişkin bedende bir çocuğa aşık olduğunu anlayan öğretmeni onu bırakmaz. Bu kez o küçük olmayı dileyerek Marco’nun yaşına iner ve çocuk haline gelir. Yaş farkı yeniden ortadan kalkınca el ele uzaklaşırlar.
14 Going on 30 filminin sonu da Da Grande ile tıpatıp aynıdır. Bu yapımlarda yaş farkından öte, reşit olmayan ile yetişkin ilişkisinin kabul edilebilir hale gelmesi için bedenlerin benzer yaşta olması yeterli görülür. Öğretmenin küçük yaşına yetişkin aklıyla gelmesi, çocuğun ise hala çocuk olması sorun edilmez. Oysa beden yaşlarının eşitlenmesi, karakterlerin psikolojik olgunluk, deneyim ve güç bakımından eşit olmaları anlamına gelmez, geçmişteki güç eşitsizliğini veya yetişkinin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Büyüme fantezilerinde çocuk karakterlerin büyüklere olan aşkları üzerinde durulmuş ve büyükler de onlara aşık edilerek bugün kolayca kabullenilmeyecek ilişkiler kurulmuştur. Bu konuda daha da cesur davranan The Fruit Is Swelling (Mat to Sing Suk Si, 1997) adlı Hong Kong filminde 8 yaşındaki bir kız çocuğu hemen büyümek ve ablası gibi dışarı çıkıp erkek arkadaşlarla gezmek ister. Cinsellikle ilgili sorduğu sorulara küçük olduğu için tam cevaplar alamaz ve büyüyünce öğrenebileceği söylenir ona. O da sabırsızlık ve isyanla sorar: “İyi de ben ne zaman büyüyeceğim?”
Annesiyle dilek ağacına gittikleri bir gün o da 18 yaşına gelmeyi diler. Dilek gerçekleşince çocukluk aşkı olan yüzme öğretmeniyle yakınlaşma fırsatı bulur ve film boyunca büyüklerin sergileyip durduğu cinselliği yaşayabilir. Aslında hala 8 yaşında bir çocuk kafasında olması, yüzme öğretmeninin onu saf ve naif bir genç kız sanarak etkilenmesini sağlar.
Kız sonradan küçüklüğüne döndüğünde öğretmeni hala ona aşıktır ve küçük kızın büyümesini bekler ve 10 yıl sonra yeniden birlikte olurlar. 8 yaşında bir kıza aşık olan yetişkin karakteriyle film sınırları zorlayan bir yapıya sahiptir. Yalnız tüm bu filmlerde küçük bir çocuğun, yetişkin kimselere çocukça bir aşkla duyduğu ilgiye yetişkinden karşılık görme arzusunu yansıttığı unutulmamalıdır. Çocuk önce büyüyerek bu hayale ulaşmak, bunun olanaksızlığını kabul ettikten sonra da büyüğün de onu sevdiği, ya onun yaşına gelip ya da büyümesini beklediği bir masal kurmuş olur. Bununla birlikte, ekranda yaşıt bedende gözükseler de bir yetişkin ve çocuk ilişkisi vardır ve bunun hikayeden bağımsız onaylanması, bir çocuk fantezisi izliyor olsak bile filmlerin masalsı çözümüyle bu önemli ayrımları görünmez kılma tehlikesi taşır.
Çocuğun büyüyerek kendisine yasaklanan ve hakkında çok az bilgi verilen cinselliği keşfetme merakı, bu anlatılarda diğer yasaklara duyulan arzuyla benzer biçimde ele alınır. Çocuk beden değiştirip büyükler ligine geçerek cinselliği ve aşkı keşfetmekle kalmaz büyüklerin de gıpta edeceği bir ilişki yaşayarak bu yetişkine özel kategoriye de el atmadan bırakmaz.
ÇOCUKLUKTAN KAÇIŞ OLARAK YAŞLILIK
Büyüme fantezilerinde, gençliğe dönme hikayelerinde olduğu gibi belli yaşlar öne çıkar. Genellikle ergenlik öncesi ve ergenlik dönemi en sık büyüme fantezisi içeren yaşlardır. Prelude to a Kiss (1992) gibi istisnalar da olabilir. Alec Baldwin ve Meg Ryan’ın başrollerde olduğu romantik filmde birbirlerini seven iki aşık bir yıllık ilişkilerinin ardından evleneceklerdir. Düğün günü gelinin bazı çekinceleri olduğuna dair işaretler verilir ve düğün sırasında evsiz bir yaşlı adamla beden değiştirir.
Rita’nın değişimini, evlilikle ilgili korkuları ve güvensizlikleri nedeniyle ve evliliğin sorumluluklarından kurtulmak için yaşlı bir bedene kaçışı olarak yorumlayabiliriz. Sevgilisindeki değişimi hemen fark eden Peter bir süre sonra asıl karısını bulur. Artık yaşlı bir adam görünümünde olsa da onu sevmeye devam eder. Karısını bu şekilde de kabul edeceğini söyleyerek yaşlı adamla öpüşür bile. Bundan böyle yaşlıların yaptıkları aktivitelerle geçer günleri. Bu deneyimle Rita, onu nasıl gözükürse gözüksün sevmeye devam eden, ölene kadar beraber olacakları adamı bulduğundan emindir artık ve korkularını yenmiş olarak kendi bedenine dönüş gerçekleşir.
Diane Keaton’ın son filmlerinden biri olan Mack & Rita’da (2022) Mack kendini hep jenerasyonundan daha olgun hisseden ve tıpkı havalı büyükannesi gibi olmak isteyen bir kızdır. Akranlarıyla zevkleri bambaşkadır ve onlara uyum sağlayamaz. Bir gün birden 70 yaşındaki haline gelir dilediği gibi. Artık yaşlı arkadaşlarıyla candan sohbetler eder. Yaşlılar Mack’e “kimse yaşlı olmak istemez ki” dediğinde karşı çıkar ama aslında büyükannesine özenirken onun yaşlılığına değil karakterine özenmiş olduğunu, küçüklük/gençlik sorunlarından yaşlılığa kaçtığını anlar.
Bu hikayelerde çocukluktan kaçış anlatısındaki masalsı fantezi gerçekle yüzleştirilmeye başlar ve kaçmanın çözüm olmaması vurgulanır.
Büyüme fantezisinin cezalandırıldığı bir örnek ise benzeri masallara bıçak saplayan türdendir. Wait ‘Til You’re Older (Tung Mung Kei Yuen, 2005) adlı Hong Kong filminde Kwong’un annesi, kocasını metresiyle yakalayınca intihar etmiştir. Bu olaydan sonra baba metresiyle evlenip onu Kwong’un üvey annesi yapar. Kwong kadından nefret etmektedir ve bir an önce büyüyerek bu evden kurtulmayı ister. Hücrelerin büyüme hızını artıran bir iksir kanına karışan Kwong ertesi sabah 20’li yaşlarına gelmiş halde uyanır. Dileği gerçekleştiği için çok mutlu olur ama büyüme durmaz. Kanındaki formül onu büyütmeye devam eder ve kısa sürede yaşlı biri oluverir.
Hayatın getirdiği zorluklar ne kadar ağır ve can sıkıcı olursa olsun, yaşamın ve büyümenin bir parçasıdırlar. Sorunlardan kaçarak kurtulmak yaşlılığa kaçış fantezisinde bile kurtuluş olmaz.
13 Going on 30 (2004) filminin aslında büyüme fantezisi gibi duran bir çocukluğa dönüş hikayesi olduğunu önceki bölümde görmüştük. Ama film çocukluğa dönüşü yine çocukluğun zor zamanlarından kurtulma isteğiyle başlatır ve sonunda bu zorluklardan kaçarak değil sahiplenerek ilerlemek gerektiğini söyler. Böylece çocukluğa dönüp her şeye yeniden başlama ve bu kez doğru adımlar atma isteğine de gerek kalmayacaktır.
Bir an önce büyüyerek bu adımları atlama isteği, çocukların önündeki hazır yetişkin örnekler olan anne baba ve onların akranlarının yapabildiklerine olan ilgiden doğar. Çocuk oyunlarının önemli bir kısmının büyükleri taklit üstüne kurulu olduğuna bakarak onların temel gayesinin, izin istemek zorunda kalmadan isteklerinin yerine getirilmesi, onların giydiklerini giyebilme, sahip oldukları yetişkin araç gereçlerini kullanabilme arzuları olduğu görülür.
Büyüme fantezilerini içeren beden değiştirme filmlerinde yetişkin bedenlere geçen çocuklar bu arzularını tatmin ederler ve onlar gibi büyüme hayali kuran çocuk seyircilere tercüman olurken, küçükkenki hayallerini hatırlayıp acı acı gülümseyen ya da hayıflanan yetişkinlere de çocukluk döneminin unutulmuş dertlerini hatırlatırlar.
KÜÇÜK-BÜYÜK İŞBİRLİĞİ
Büyüme fantezileri bir de yetişkin ve genç birey arasındaki beden değiş tokuşu ile gerçekleşir. Bu hikayelerde büyük bedene geçenle birlikte genç/çocuk bedene geçen yetişkin de fantezilerini karşılıklı olarak yaşamış olurlar. Gençleşme fantezileri aslında çoğu zaman iki karakterin karşılıklı fantezilerini tatmin ettikleri bir müşterek fayda hikayesi içinde yer alır. Ama bu işbirliğinde çocuk, bedeni içindeki büyüğün varlığını sahiplenerek ayrıca kendi büyük beden içindeki varlığıyla o dünyayı değiştiren asıl unsurdur.
18 Again! (1988) filminde Jack, yaşlı olmasına rağmen hala çapkın, zengin, görmüş geçirmiş, aile ve arkadaş çevresi geniş biridir. 81. yaş gününde bunca ayrıcalığa rağmen elde edemediği tek şey olan gençliği diler. Ve dileği gerçekleşir, torunuyla geçirdikleri araba kazasında bedenleri yer değiştirir. Yaşlı beden komada olduğundan torun bu bedende bilinçsiz haldedir. Dede ise torununun bedeninin tadını çıkarmaya başlar.
Torunu biraz sünepe, sevdiği kıza açılamayan, dayak yiyip rencide edilen, zorba arkadaşlarının ödevlerini yapmak zorunda olan biridir. Dedesinin çapkınlığına ve atılgan karakterine gıpta eder. Böylece aslında torun yoğun bakımda bilinçsiz değil, kendisinin dedesi gibi olabildiği bir fanteziyi yaşar gözükür. Film onun hikayesini, dedesinin atılganlığını ve özgüvenini kazanmış gibi göstererek anlatır. Böylece anlatının odağı, bedeni kullanan dededen çok bedenin sahibi toruna kayar. Derslerde bilgisini konuşturur, sevdiği kızı etkiler, ona dayak atanlardan intikam alır, koşuda en büyük rakibine kafa tutar, pokerdeki tecrübesiyle ona çektiren arkadaşlarını üter.
Bu yapıyı Dream A Little Dream (1989), Hint filmi Chinna Vathiyar (1995) ve Japon dizisi Konya wa Kokoro Dake Daite (2014) gibi beden değiştirmeyle genç-yetişkin işbirliği filmlerinde de görürüz. Ama çocuklarla yetişkinlerin işbirliği çoğu zaman sonuçların çocuk açısından daha dönüştürücü olduğu hikayelerdir ve sanki onu kurgulayan asıl olarak çocuktur.
Amazing Stories: Magic Saturday (1986) bölümünde Marky, beyzbol takımında başarısızlığı yüzünden küçümsenen ve horlanan bir çocuktur. Bir gün beyzbolda çok başarılı olan dedesiyle birlikte Marky’nin oynayacağı maça gideceklerken bir büyüyle beden değiştirirler. Dede bir günlüğüne torunu olacak ve beyzbol maçına çıkacaktır. Torunu Marky de onun bedeninde yaşlı bir adam olarak günü evde geçirecektir. Tıpkı 18 Again’de torunun komada olup hikayede pasif gözükmesine rağmen hikayesi asıl anlatılan kişi olması gibi, burada da çocuk aslında dışarıdan görülen haliyle üstün beyzbol yetenekleriyle maçta yıldızlaşır, artık arkadaşları tarafından horlanmaz, yeniden onların saygı ve sevgisini kazanır. Karşılıklı faydada orantısızlık vardır, dedenin kısa süreliğine gençliğini yaşamaktan başka kazancı yokken çocuğun elde ettikleri çok daha uzun vadelidir.
Tutsak çocukluğun düşleri, hem büyükler dünyası için yetersiz olan kendi bedenlerinin hem de onları kısıtlayan büyüklerin oluşturduğu hapishaneden kaçmak için çareler arar. Beden değiştirme filmleriyle bu karanlık hapisten kurtulan çocuk, büyükler dünyasında merak ettiklerine, hep istemiş olduğu özgürlüklere kavuşur, işte ve aşkta başarılı olur. Daha önemlisi ise büyükler dünyasını sarsar, iktidarı tehdit eder, yeni anlayışlarla atıl kuralları altüst eder. Büyükle işbirliğine gittiğinde ve çocukluk sıkıntılarını büyüğe yüklediğinde bile çocukluğuna ait, büyüklere yabancılaşmış bir dünyayı dayatır onlara. Tutsak düşler, özgür zamanların eylemlerini prova eder.
