Gerek sinema öncesi geçmişi gerekse sinema kariyerindeki tercihler hesaba katıldığında 1970’lerde Amerikan sinemasına damgasını vuran kuşağın belki de en ilginç mensubu Paul Schrader’dır.
Metin Erksan, filmi yalnızca Shakespeare'in oyunundan değil bir İzlanda efsanesinden yola çıkarak yaptığını da söylemiştir. Fakat Kadın Hamlet filminde, bahsedilen efsanedeki gibi Hamlet'in kadın olup da bunu saklamak zorunda olduğu bir öykü yoktur.
Metin Erksan kadının dövülebileceğiyle ilgili Kuran temelli söylemlere, yine Kuran’dan “Kadınlara iyilikle davranın” ayetiyle karşılık vermiştir. Ama tek başına bu şekilde bir karşılığın hiçbir değeri yoktur.
Hangi kanalda karşılaştığımı, ne zaman izlediğimi ve kimlerin oynadığını hatırlamadığım bir filmin rejisörüydü Nejat Saydam. İsimden ibaretti. İçi boş.
Uyduların teker teker insanları bile gözetleyebildiği bu çağda, koca bir yolcu uçağının adeta yer yarılıp içine girmesi, mit mekanizmalarını da çalıştırmıştı.
Lütfi Akad, TRT bünyesinde Bir Ceza Avukatının Anıları başlığında 6 film çekmek için yola çıktı ama son iki film hiç çekilemeyecek, çekilen dört film ise uzun yıllar hiç çekilmemiş gibi yapılacaktı.
Pembe Panter'in Müfettiş Clouseau'su. Sinemada hiçbir karakter bizi bu çocuk ruhlu, kendini kanıtlamak için çırpınıp duran, melekler tarafından şımartılmış şaşkın kahraman gibi güldürememiştir.
Ryan Reynolds’un kariyeri ilginç kırılmalar ile dolu. Kendisi de bu noktaya nasıl gelebildiğini pek açıklayamıyor. Reynolds “Kariyerim tam olarak düşündüğüm gibi ilerlemedi.” diyor. Los Angeles’a ilk geldiğinde tek düşüncesi seçildiği “Two Guys, a Girl and a Pizza Place”deki yancı rolü imiş. 1998-2001
Daniel Clowes, alternatif çizgi roman dünyasının en ünlü isimlerinden. Çizgi roman severler arasında büyük saygı görüyor ve pek çok eseri kült statüsüyle anılıyor.
Erol Taş, Önder Somer ve Turgut Özatay... Kıyıda köşede kalmış karakter oyuncularının ve bilhassa ” kötü adamların ” oyunculuğunu çoğu yıldız oyuncununkinden daha iyi bulurum.
John Carpenter’in Halloween’i ise belki de sinema tarihinin en ölümsüz karakteri olan Michael Myers’i bize sunarak peşi sıra gelecek seri katillerin ağa babası ve bir nevi milattır.
Frank Sinatra, 1954 yılında kazandığı "en iyi yardımcı erkek oyuncu" Oscar'ını gerçekten hakketti mi yoksa bu ona mafya bağlantılarının bir hediyesi mi oldu? Ertan Tunç, geçmiş zaman dedektifliği yapıyor ve Frank Sinatra'nın, Jack Palance'ın Oscar'ını nasıl gasp ettiğini uzun uzun yazıyor.
"Judge Dredd" sinema tarihinin en "yazık olmuş" filmlerinden biridir. Büyük bütçesine, çok iyi oyuncularına, muhteşem setlerine, müziğine, göz alıcı görüntü çalışmasına rağmen beklenen başarıyı gösterememiştir.