Joseph W. Sarno

Yazan: Tolga Demirtas 06 Temmuz 2010  
Kategori: Kavram - Kuram

6 Nisan 2010 tarihinde hayata gözlerini kapatan yönetmenle ilgili o günden beri bir yazı yazmak istiyordum. Biraz geç oldu ama ustaya saygı açısından bir yazı yazmamış olmak da yönetmene büyük bir haksızlık olurdu.


Sexploitation filmlerinin öncülerinden olan yönetmen 60’lar boyunca bu alt türün en iyi örneklerini sergilemiş, 80’lerle birlikte ise yavaş yavaş hardcore porno filmlere de el atmaya başlamıştır. Devamını oku

Öteki 23 Nisan: Çocukların İzleyebileceği 10 Korku Filmi!

Yazan: Tolga Demirtas 23 Nisan 2010  
Kategori: Kavram - Kuram

Günün konseptine uygun bir liste yapmaya karar verdik ve küçük dostlarımız için izleyebilecekleri korku filmlerini listeledik.

10. House (1986)

Yönetmenliğini Steve Miner’in yaptığı film tipik seksenlerin kendine özgü komedi unsurlarını korku öğeleriyle harmanlıyor. Böyle olunca da izlemesi keyifli bir film ortaya çıkıyor. Zamanında videoda izleme şansını bulduğum film adından da anlaşılacağı üzere tipik bir perili ev filmi.

9.  Something Wicked This Way Comes (1983)

Ray Bradbury’nin romanından uyarlanan film Will Halloway ve Jim Nightshade isimli iki gencin maceralarını konu alıyor. Geldikleri kasabadaki ilginç karnavalı görmeye karar veren gençler heyecan ve dehşet dolu bir maceraya adım atıyorlar.

8. Tower of Terror (1997)

Bütün aile keyifli ve temposu düşmeyen bir gerilim-korku filmi izlemek istiyorsanız Tower of Terror tam size göre. Adını TV serileriyle duyuran yönetmen D.J. MacHale’nin yine TV için yapmış olduğu film MGM stüdyolarının da desteğiyle geniş kitlelere ulaşmayı başardı. Başrolünde sempatik oyuncu Steve Guttenberg’i de görebileceğimiz Tower of Terror keyifli dakikalar vaat ediyor.

7. Under Wraps (1997)

TV için diziler ve TV filmleri çeken bir yönetmen olan Greg Beeman yönettiği film diğer filmler gibi oldukça eğlenceli ve macera dolu. Bir gurup çocuk ve onlara yardım eden bir mumya arasında geçen dostluğu işleyen film temposuyla da yetişkin izleyiciyi ekrana çekiyor. Amerika da Disney Channel’in bir dönem en çok izlenen yapımları arasında.

6.  The Watcher in the Woods (1980)

Düşük bütçeli kaliteli yapımlara imza atan John Hough’un Florance Engel Randall’ın romanında uyarladığı bir film The Watcher in the Woods (1980). Arkasına Disney’i de alan yönetmen gerçekten oldukça başarılı bir işe imza atmanın yanı sıra korku çıtasını da diğer filmlere göre oldukça yükseltmiş ve Disney’in en korkunç birkaç filminden biri sıfatını da elde etmiş. Ormanda yaşayan bir ailenin ürpertici hikayesini anlatan film küçük izleyiciler dışında yetişkin izleyiciyi de korkutacak potansiyele sahip.

5. The Frighteners (1996)

Peter Jackson’ın yönetmenliğini yaptığı film Michael J. Fox gibi tanıdık yüzleri de beyaz perdeye taşıyor. Sevimli mi, ürkütücü mü bir türlü karar veremedim bir dizi hayaletin yer aldığı film bütçesiyle de diğer listedeki diğer filmlere fark atıyor. Ölülere yardım eden bir adamın hikayesinin anlatıldığı film oldukça eğlenceli ve unutulmazlar arasındaki yerini alıyor.

4.  Lady in White (1988)

Frank LaLoggia gibi adı sanı pek duyulmamış bir yönetmenin elinden çıkan bir film Lady in White (1988). Frankie, küçük bir kasabada yaşan çocuktur. Ancak hayatı bir Helloween gecesi değişir. Genç bir kızın hayaleti Frankie’yi ziyaret eder ve kendisini öldüren adamı cezalandırmak için ondan yardım ister.

3. Ghoulies (1985)

Gremlins küçük yaratıklı filmlerin fitilini ateşleyen film olmuştu. Ghoulies’te bu rüzgarı arkasına alan filmlerden biri. Video döneminde en sık kiraladığım filmlerden biri olan filmin ziyafet masasındaki sahnesi hala gözlerimin önünde. Kötü güçlerle iletişime geçmeye çalışan bir adam ve evine bir grup arkadaşını davet eder. Gelen konukları karşılama görevi de küçük yaratıklara kalmış.

2. Gremlins (1984)

Çılgın bilim adamı Rendall Peltzer bir iş gezisi için şehir dışına çıkmıştır. Noel yaklaşmaktadır ve oğlu için ilginç bir hediye almak istemektedir. Billy’e Mogwai adı verilen küçük sevimli bir canlı hediye eder. Fakat bu canlıların bakımı oldukça zor ve dikkat edilmesi gereken kurallara dayanmaktadır. Mogwai’ler gece yarısından sonra asla beslenmemeli, parlak ışıktan uzak tutulmalı ve asla ıslatılmamalıdır. Fakat Billy bu kuralların hiçbirini uygulamaz. Yeni Mogwai’ler ürer hepsi birer canavara dönüşür.

1.The Monster Squad (1987)

Adından da anlaşılacağı gibi filmimizde Vampirler, Kurt Adamlar, Mumyalar… gibi korku filmlerinde aklımıza gelecek her türlü yaratığa yer verilmiş. Yayınlandığı döneme damgasını vuran filmler arasında yer alan The Monster Squad 80’lerin video dönemindeki çocukların cult filmlerinden birisidir. Bir grup korku sever çocuğun kurdukları Monster Squad isimli kulübün üyeleri ve yukarıda bahsettiğimiz yaratıklara karşı verdiği fantastik mücadeleyi konu alan The Monster Squad listenin en iyi filmi.

Snip (2008)

Snip (2008) İspanyol yapımı, yönetmenliğini Julien Zenier’in yaptığı 11 dakikalık kısa bir film. 2008 yılındaki Fantastic Fest’in en etkileyici yapımlarından biri olan Snip gerçekten şok edici sahnelere sahip.

Kısa filmlerden özellikle anlatmak istediğini direkt ve insanın yüzüne çarparcasına vuranlardan her zaman haz almışımdır. Snip’te ne anlatmak istediğini bilen ve bunu anlatırken de birçok izleyicinin midesinin kaldıramayacağı bir yolu seçmiş.

Filmimiz köhne bir odada saçları ve kaşları olmayan bu sebeple yüzündeki hiçbir ifadeyi yakalayamadığımız bir adamın evinde geçmekte. Televizyonun karşısında elinde kumandayla, ne izlediğini bilmeden ve sürekli kanallar arasında gezinen adam boş gözlerle ekrandaki şiddet görüntülülerini hipnotize olmuşçasına izler. Bir süre sonra televizyonu kapatır ve bir el kamerasını ekrana bağlayarak kendi görüntüsünü televizyona yansıtır. Bu sefer Tv’de kendisi vardır, ve şiddet kendisine yönelmiştir. Elindeki maket bıçağıyla vücudunu doğramaya başlar ve yüzündeki o ifadesiz bakışlarla ekrandaki kendisini izler.

Julien Zenier’in ilk yönetmenlik denemesi olan film televizyondaki şiddetin bireyden toplumsala değil, toplumsaldan bireysele, insanın kendisine yönelik şiddetini ele almakta. Bunu yaparken de televizyonun aldatıcılığını ve izleyicinin kolay aldanabilirliğini gözler önüne seriyor. Devamını oku

Rambling Rose (1991)

Yazan: Tolga Demirtas 10 Mart 2010  
Kategori: Film İncelemeleri, Son Yazılarımız

Yaşça küçük bir erkeğin yetişkin bir kadınla birlikte olması düşüncesi ergenlik dönemimde benim için ilgi çekici konulardan birisiydi. Video döneminde kiraladığım ve geçtiğimiz günlerde arşivimden çıkarıp tekrar izlediğim film, beni o günlere götürdü ve küçük bir nostalji yaşamamı sağladı. Devamını oku

Bad Biology (2008)

Frank Henenlotter isminin birçoğumuzun hafızasında 1982 yapımı Basket Case filmini canlandırdığını söyleyebiliriz. B tarzı komedi-korku filmlerinde kült mertebesine ulaşmış yönetmenin sadece 9 filmi olmasına karşın bunlardan büyük çoğunluğu B film fanları için önemli yapımlardır.  Peki nedir bu filmler? Baket Case (1982) Brain Damage (1988), Basket Case 2 (1990), Frankenhooker (1990), Basket Case 3 (1992). Bu halkaya dahil edebileceğimiz bir diğer filmi ise son yapımı olan Bad Biology (2008)’dir.

Bad Biology, benim son zamanlarda izlerken keyif aldığım nadir yeni yapım filmlerden biri. Film genetik bozuklukları yüzünden cinsel açlık çeken bir kadın ve bir erkeğin bir noktadan sonra kesişen ortak hikayelerini anlatıyor. Sağlıksız bir cinsellik üzerine kurulu olan film günümüz gençliğinin cinselliğe bakışına eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Günümüz gençliğinin cinselliğini sınırsızca yaşaması ve bir doyuma ulaşamaması, yönetmenin iki ana karakteri Jannifer (Charliee Danielson) ve Batz (Anthony Sneed)’in de genetik bozuklukları yüzünden sürekli cinsel açlık çekmeleriyle anlatılmaktadır.

Jannifer’ın doğuştan yedi klitorisi vardır ve sınırsız bir cinsellik yaşamasına rağmen doyuma bir türlü ulaşamamaktadır. Beğendiği birçok erkekle birlikte olan Jannifer’ın tuhaflıkları sadece yedi klitorisi olmakla bitmiyor. İlişkiye girdikten iki saat sonra ise doğum yapmakta ve bebekleri ölüme terk etmektedir. Batz’in durumu ise daha vahimdir. Anormal boyutlardaki penisi, büyüklüğünün yanı sıra başına buyruk tavırlarıyla Batz’e rahat vermemektedir. Sürekli bir cinsel açlık çeken Batz günlük yaşamda da ereksiyon olmamak için çeşitli ilaçlar kullanmaktadır. Fakat ilaçlar artık derdine çare olmamakla birlikte Batz’ın sağlığını da tehdit etmektedir.

Filme salt korku filmi demek yanlış olur. Fakat bir başlık altında kategorize etmek için birçok yerde korku sıfatı kullanılmış. Frank Henenlotter komedi öğelerini de filme kendi üslubuyla dahil etmiş. Bence, Frankenhooker’dan sonra en fazla komedi unsuruna yer verdiği filmlerden bir tanesi Bad Biology. Batz’ın masturbasyon sahnesiyse benim hayatım boyunca gördüğüm en yaratıcı masturbasyon sahnesiydi. Bunun haricinde Jannifer’ın Batz’ın yerde yatan penisine önce kalp masajı ardından da suni teneffüs yapması benim gibi bir çok izleyiciyi kahkahaya boğacaktır.

Filmdeki oyunculuğa değinecek olursak, oyuncuların tamamına yakınının ilk filmi olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşın başrol oyuncuları Charlee Danielson ve Anthony Sneed başarılı oyunculuğu ilk filmleri olmasına karşın oldukça tatmin edici. Bunun dışındaki  oyuncuların oyunculuğun yerlerde süründüğünü söylememe sanırım gerek yok.

Bad Biology, yönetmenin 2004-2005 yıllarında çektiği Son of Psycho ve Lurid Women’dan sonra eski tatları bize yeniden yaşatan izlenmesi gereken eğlenceli bir film.