Chronicle / Doğaüstü (2012)

Josh Trank’ın ilk uzun metrajlı filmi Chronicle / Doğaüstü, klişeler üzerine inşa ediliyor. “Gerçek kamera görüntülerini bulduk” alt türünün 2012 tarihli temsilcisi The Blair Witch Project / Blair Cadısı’nın açtığı, Paranormal Activity ve Cloverfield / Canavar gibi filmlerin ekmeğini yediği yoldan gidiyor. “Found footage” başlığı altında toplanabilecek bu filmler artık izleyiciyi gerçek olduklarına inandıramadıklarından, yöntemi hikâyeye yedirebildikleri oranda başarıya ulaşıyor.

“Doğaüstü”nün eli kamera tutan ana karakteri Andrew. Annesi ölüm döşeğinde, babası alkolik ve dayakçı. Hiç arkadaşı yok ve son sınıfta olmasına rağmen bakir. Asosyal yaşamını satın aldığı kamera ile canlandırmaya uğraşıyor. Etraftakileri rahatsız etme pahasına kamerasını hep açık tutuyor. Diğer karakterler ilk on dakikada bolca “kapat şunu, çok saçma” diyerek duygularımızı paylaşmış oluyor. Andrew istemeden gittiği bir partide kuzeni ve okuldan başka bir çocuğun peşine takılarak toprağın altında gizlenen doğaüstü bir cisim buluyor. Sonrasında gördüğümüz ilk şey üç gencin kazandıkları süper güçlere alışma çabaları oluyor.

“Doğaüstü” altmış dakika boyunca bu üç gürültücü gencin “aman tanrım neler yapabiliyoruz, bak şunu da yapalım, onu yapma ayıp, bunu yapmak doğru olmaz, ama şu da pek eğlenceli” diyerek sağda solda gezmelerini gösteriyor. “Found footage” filmlerin süre doldurmak için bu yöntemi kullandıklarından haberdarsanız, oldukça sıkılabilirsiniz. Neyse ki uzun metraj olarak sinemada gösterilmeye hak kazanacak kadar vakit doldurduktan sonra film rotasını değiştiriyor. O ana dek elle tutulur, inandırıcı bir hikâye ortaya koyamayan; sağdan soldan topladığı temalarla dramatik yapı elde etmeye çabalayan ekip konuyu aksiyona bağlıyor. İyi senaryo denince afallayan Hollywood konu işçiliğe geldiğinde bir kez daha gücünü gösteriyor. “Doğaüstü” son on beş dakikasında oldukça gerçekçi ve heyecanlı aksiyon sahneleri yaratıyor. “Canavar”ın seyircisine yaşatmak istediği fakat yanından bile geçemediği bir heyecan duygusuna kapılmamızı sağlıyor. Sonra da bitiyor.

“Doğaüstü” senaryo, oyunculuk, mantık ya da sinema tadı aramamanız gereken bir popüler kültür ürünü. Ne gençlere süper güçler veren cisim açıklanıyor ne de diğer sorularınızın cevabı var. Sürprizleri açık etmemek için gençlerin nasıl bir güce sahip olduklarından bahsetmedim fakat Andrew’un gizemli cisim sayesinde “yönetmen olma gücü” kazandığını söylemeden geçemeyeceğim. Ellerini kullanmadan, vizöre bakmadan çektiği görüntülerin hepsi başarılı. Havada uçan kamera her çerçeveyi doğru kuruyor, estetiğe halel getirmiyor. Siz ne demek istediğimi anladınız.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir yorum var

  1. Filmi içinde barındırdığı karakterler olarak da, başlangıç senaryosu, çekimleri ve birazcık da sonuyla da daha önceden gördüğümüz, bildiğimiz şeyler, tuhaf diyip bizi dikkat ettirtcek şeyler değil. Ama işin güzel tarafı da bu ya. Film bize klasik olaylardan klasik karakterleri kullanarak izleyiciyi eğlendirmeye yönelik, sanki “Böyle de yapılabilir” diyerek ortaya sıkılmadan eğlenerek izlenmelik seyir ortaya koymuş. İzlemeyenlerin önyargılı yaklaşmazlarsa eğlenerek izleyeceklerini düşündüğüm bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: