Haftanın Filmleri: 18 Temmuz 2014

Vizyon Temmuz sıcağında hız kesmiyor ve bu hafta tam yedi film gösterime giriyor. İlginç bir gizem hikayesi barındıran Sinyal ve bu hafta gösterime giren tüm yeni filmler sinema yazarı Murat Tolga Şen’in hazırladığı CİNERADAR köşemizde. Tavsiyelerimizi okumadan sakın bilet almayın!

Sinyal (The Signal)

William Eubank’ın yönettiği ve Patrick Davidson, Brenton Thwaites, Olivia Cooke ile Beau Knapp’ın oynadığı Sinyal (The Signal), 18 Temmuz 2014’de Chantier Films dağıtımıyla Chantier Films tarafından vizyona çıkarılıyor.

Nick ve Jonah MIT’de hackleme tutkusu olan iki birinci sınıf öğrencisidir. Bu iki genç, Nick’in kız arkadaşını okumaya gittiği yeni üniversitesine yerleşmesine yardım etmek için onu kendileri götürmeye karar verirler. Bu sırada da yol üstünde gördükleri ilgi çekici yerleri ziyaret ederler. Fakat onlarla uğraşan bir hacker onları bu araba yolculuğunda da yalnız bırakmaz. Hacker’ın yerini tespit ettiklerinde ise onu görmeye gitmekten başka şey düşünemezler.



Eleştirmen görüşü:

Sinyal, hemen her bilimkurguda olduğu gibi kişiye göre değişen okuma ve incelemelere açık, türe ilgi duyanlar için haftanın öne çıkan filmlerinden biri. Ancak biliyoruz ki, sinema büyük oranda hikaye anlatma sanatı. Özlediğimiz uzunluktaki (97 dakikalık makul bir süre) süresince, yavaş adımlarla ve gizemi daha da körükleyen en kritik yerinde kilitlenen diyaloglarla yol almaya çalışan, çağımızın ve belki de Amerikan gençliğinin ruh halini yansıtma hanesine ufak bir çentik atıp, uzaktan ‘tanıdık’a dönüşüp sonlanan senaryosunun tam anlamıyla tatmin edici olduğunu söylemek zor. (Hilal Çetinder)

Hayalet (Phantom)

Todd Robinson’un yönettiği ve Ed Harris, David Duchovny, William Fichtner ile Sean Patrick’in oynadığı Hayalet (Phantom), 18 Temmuz 2014′de Mir Yapım dağıtımıyla Mir Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.



Kaptan, soğuk savaş döneminde inşa edilmiş bir Sovyet denizaltısının, son dönemlerde herkesten sakladığı üzere gerçeklik algısını alt üst eden nöbetler yaşamaktadır. Karısını ve kızını geride bırakarak, geminin nükleer füzelerini ele geçirmeye uğraşan bir grup KGB ajanıyla mücadele etmek zorunda kalacağı gizli bir özel göreve gönderilir. İnsanlığın geleceğini elinde bulunduran kaptan, başarısız olacağı düşünülerek bu işe seçilmiş olduğunu keşfedecektir.

Eleştirmen görüşü:

Başlangıcıyla birlikte ‘normal olmayan’ gelişmelerin olacağını bize hissettiren, bunu yaparken Kaptan Demi’nin karanlık geçmişini karakterin davranışlarını anlamak için yol gösterici konumuna sokan Todd Robinson, yaptığı tercihlerle filmini en baştan ucuzlatıyor.

Gemi, denizaltı ve uzay araçlarında geçen B sınıfı korku fimlerinden fırlamış gibi gözüken ‘geçmişin hayaleti’ ziyaretleri en ufak bir merak duygusu uyandıramıyor. Demi halüsinasyonlarla boğuşması, ‘rüyalarım o kadar gerçekçi ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu algılayamıyorum’  demecinin ağırlığı altında eziliyor, Kaptan’ın zor durumu seyirciye hiç bir şekilde geçmiyor. Aslında hayalet filmi geleneğinden gelmemesine rağmen bir iki kafa karıştırıcı hamleyle ‘acaba?’ sorusunu sordurtması beklenen bu çaba ‘nafile’ sıfatıyla denizin dibini boyluyor böylelikle. (Fırat Ataç)

Çöldeki İzler (Tracks)

John Curran’ın yönettiği ve Mia Wasikowska, Adam Driver, Emma Booth ile Jessica Tovey’in oynadığı Çöldeki İzler (Tracks), 18 Temmuz 2014’de M3 Film dağıtımıyla Kurmaca Film tarafından vizyona çıkarılıyor.



Mia Wasikowska’nın yazar Robyn Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden fotoğrafçı Rick Smolan rolünde. Film, büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken, genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya değiniyor.

Eleştirmen görüşü:

Davidson, bu yolculuğa neden çıkar? Amacı, bir serüven yaşamak değildir. Peki nedir? Çocukluğunun ağır ruhsal travmasının izlerini silebilmek midir? İnsan türünden uzaklaşarak, modern hayatın dayattıklarına karşı da geliştirdiği bir tür isyan mıdır bu yolculuk? Terapi mi? Zaman -mekan duygularını yitirme isteği mi? Kadın olarak varoluşunun sessiz çığlığı mı? Kendi içine keşif mi? Tümü mü?

John Curran, işte bu sorulara direkt yanıtlar vermek yerine, karaktere / yolculuğa geniş bir duygusal perspektif  içinde yaklaşarak, hikayenin her seyirci için farklı anlamlar kazanabilmesine olanak tanımış. (Ali Ulvi Uyanık)

Arınma Gecesi: Anarşi (The Purge: Anarchy)

James DeMonaco’nun yönettiği ve Frank Grillo, Kiele Sanchez, Michael K. Williams ile Zach Gilford’un oynadığı Arınma Gecesi: Anarşi (The Purge: Anarchy), 18 Temmuz 2014′de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarılıyor.



Arınma Gecesi: Anarşi, bizi distopya geleceğine geri götürüyor. Artık Yeni Kurucular tarafından yeni baştan organize edilen devlet, yılın geri kalanında toplumda işlenen suç oranının yüzde birin altına kalmasını sağlamak için 12 saatlik Arınma Gecesi’ni onaylamıştır. Polis ve hastaneler yardım hizmeti vermezken vatandaşların, ceza düşüncesi veya cezalandırılma korkusu olmadan kendi kendisini yönettiği bir gecedir.

Eleştirmen görüşü:

İlk filmden bir yıl sonra vizyona giren devamın görsel yapısı biraz fazla aceleye getirilmiş gibi. Görüntü yönetmenliği anlamında filmin dijital kameralarla çekildiği çok sırıtıyor, ayrıca mantık dışı bazı kamera hareketleri ve montaj seçimleri var. Filmi bitirmek için biraz daha zaman ayırılsaydı keşke.

Buna rağmen DeMonaco, bir sürü çatışma sahnesini ve tonlarca akan CGI kanı (sinemacılar CGI kanın ne kadar sahte göründüğünü bilmiyorlar mı, gerçek kan efektleri o kadar mı pahalı?) türü seven seyirciye sunmaktan kaçınmıyor. Ultra şiddetli aksiyonda biraz da iğneleyici sosyopolitik kara komedi sevenlere tavsiye edilir. Beklentilerinizi çok yüksekte tutmadığınız sürece tabii. (Oktay Ege Kozak)

Barselona’da Bir Yaz Gecesi (Barcelona Summer Night)

Dani De La Orden’in yönettiği ve Alex Monner, Jan Cornet, Claudia Vega ile Francesc Colomer’in oynadığı Barselona’da Bir Yaz Gecesi (Barcelona Nit D’Estiu – Barcelona Summer Night), 18 Temmuz 2014’de Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.



18 Ağustos 2013 akşamı Barcelona’da gökyüzü, yüzlerce yıl tekrar etmeyecek bir kuyruklu yıldız geçidiyle ışıl ışıl parıldar. O gece kimi ilişkiler yeşerirken kimi de solar. Tatlı fısıltılarla, tutku, aşk ve gözyaşıyla dolu bir gece. 18 Ağustos 2013 akşamı Barcelona’da 567 aşk hikâyesi yaşandı. Joan da, o gece bütün arkadaşlarını çağırdığı bir akşam yemeği organize eder.

Eleştirmen görüşü:

.Àlex Monner (Jordi), Marc García Coté (Hector), Joan Dausà (Joan) ve küçük yaşına rağmen  Francesc Colomer’in (Guillem) başarılı oyunculuklarının yanı sıra diğer oyuncuların yer yer aksadığını ve kimi zaman inandırıcılıktan uzaklaştığını hissedince, filmi oluruna bırakıyorsunuz. Zira kuyruklu yıldız aslında gece değil sabah 7 civarı geçiyor ve siz tüm gece aşkın dikenli tellerine maruz kalıyorsunuz. Ki bu her zaman kötü de değildir hani… (Duygu Kocabaylıoğlu)

Bir Don Juan Öldürmek

Sabahattin Sakman’ın yönettiği ve Süleyman Atanısev, Teoman Kumbaracıbaşı, Pervin Bağdat ile Pelin Batu’nun oynadığı Bir Don Juan Öldürmek, 18 Temmuz 2014’de Özen Film dağıtımıyla Cine Park Film tarafından vizyona çıkarılıyor.



Bir hastasının intiharından duyduğu üzüntü ile birinci elden bilimsel araştırmalar yapmak üzere, internetten araştırma yaparak ruhsal sorunlu kadınlar bularak onlarla bağlantı kuran, buluşan ve daha sonra bir cinayete kurban giden idealist bir psikiyatrla ilgili vakanın, sağduyusunu, bir psikolojik sorgulama aleti haline getiren, ayakları yerde, kendini bilen ve nüktedan bir polis tarafından açıklığa kavuşturulmasının hikâyesi.

Eleştirmen görüşü:

Sakman ilk filmini uzun uzadıya roman detaylarında anlatmaya soyunduğu için sinematografik ayrıntıların da üzeri siliniyor, düz bir anlatımla katilin peşine düşüyoruz. Cinayet aletinin kadının eline yakışan bir alet olması da cabası. Ve filmde cinayeti itiraf ettirdikten sonra girilen travma var ki o da akıllara zarar bir sebep ortaya koyuyor.

Film Don Juan olmayan bir adam üzerinden öyleymiş gibi bir hikaye anlatmaya soyunuyor. Sonuçta cinayetin neden ve sonuç ilişkisi birbirini tamamlıyor. Ama üçüncü sayfaları süsleyecek bir cinayetin okumuş etmiş insanlar arasında vuku bulması günümüz ilişkilerine uzak düşüyor. Velhasıl Bir Don Juan Öldürmek filmi çeşitli argümanları bir araya getirmeye çalışan bir çözümleme filmi. Ama bunu uzun uzadıya yaptığı ve hep bir çözümleme halinde olduğunu gösterdiği için pek başarıya ulaştığı söylenemez. (Banu Bozdemir)

Cesur Zebra (Khumba)

Anthony Silverston’un yönettiği ve Yekta Kopan, Ziya Kürküt, Erkan Taşdöğen ile Selçuk Kıpçak’ın seslendirdiği animasyon film Cesur Zebra (Khumba), 18 Temmuz 2014’de Medyavizyon Film dağıtımıyla Medyavizyon Film tarafından vizyona çıkarılıyor.



Genç zebra Khumba çizgilerinin yarısı olmadan doğmuştur. Batıl inançlara sahip zebra sürüsü, topraklarını birdenbire etki altına alan kuraklıktan onun çizgisiz doğmasını sorumlu tutarlar. Khumba yeryüzündeki ilk zebraların çizgilerini edindiği efsanevi su birikintisini bulup, çizgilerini yeniden kazanmak için bir grup sırnaşık antilop ve havalı deve kuşuyla birlik olur. Khumba ve arkadaşlarını inanılmaz bir serüven beklemektedir.

CİNERADAR köşesi sinema-TV eleştirmenimiz Murat Tolga Şen tarafından hazırlanmaktadır.  Filmlere ait künye bilgileri üstad Sadi Çilingir‘e ait Sadibey.com sitesinden, izniyle alınmaktadır.

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir