Meyhane imgesi, bizim kuşağımızın zihnine Yeşilçam’ın puslu, sigara dumanlı arabesk sekanslarıyla kazındı. Yeşilçam'ın meyhanesi sadece içki içilen bir yer değil, bir rehabilitasyon merkeziydi.
İyi bir açılış sahnesine sahip olduğunu düşündüğümüz filmlerin çoğunda yönetmen bir şeyleri göstererek bunu yapar ama bunun istisnaları da mevcut. Bazen yönetmen zor olanı yapar ve bir şeyi göstermeyerek, yani bilinçli bir şekilde, normalde soru işareti doğuracak bir konuya açıklama getirmekten kaçınarak
İlk deneme konumuz kara filmlerde boks. Ben “kara film” (film noir) dediğimde 1940 ve 50’lerde ABD’de çekilmiş klasik kara filmleri kastederim. Bu bir tür müdür, alt-tür müdür hâlâ tartışmalı ama kara filmlerde belirli bir stilin ve atmosferin izlerini görmek mümkün.
Bu çalışmada bilinçaltı ve rüya kavramlarının deneysel sinemada nasıl etkili bir şekilde kullanıldığına dair ipuçları aranacaktır. Deneysel sinema tarihinin önemli örnekleri arasında gösterilen Meshes of the Afternoon bu çalışmanın amacı doğrultusunda incelenecektir.
Geleceğe pembe gözlüklerini çıkarıp bakan bilimkurgu filmlerinde gökyüzü şehirleri, uygarlığın ulaştığı sınırları ifade ederken bu gösterişin içinde o şehri yapan ve yaşamasını sağlayan yığınlar için ölümcül olan bir düzeni gizlerler.
Shoot (1976) ve Southern Comfort (1981) sinemada paramiliter trajediye yetkin birer örnek teşkil ediyorlar. Her iki filmde de birini öldürmek ya da birine eziyet etmek için açlık çeken bireyler var. Çok sayıda insanın ölümüyle neticelenen bir trajediyi bu sıradan insanların anlık kararları
Türk, karşılaştığı satranç oyuncularının en usta olanlar dışında hemen hepsini yenmiş, Napolyon, Benjamin Franklin, Charles Babbage gibi döneminin ünlü isimlerini topluluklar önünde mat etmiş, endüstri devrimine, telefonun icadına, ilk bilgisayarlara, dedektiflik öyküleri ve fantastik edebiyata esin olmuş dünyanın en ünlü otomatonuydu.
Ekstrem Metal, temelleri 80’li yılların başında atılmış olan metal müzik türlerini tanımlamak için kullanılan, bir “genre” (tür) olmaktan çok “çuval kategori” olarak adlandırabileceğimiz bir terim.
Plak mefhumunun başka medyaların sahip olamadığı duygusal bir tarafı var hatta düpedüz acıklı bir nostalji içeriyor. Osman F. Seden’in 1959 yılında çektiği ve başrolünü Zeki Müren’in oynadığı Kırık Plak filmini ele alalım. Daha ismiyle bile bize filmde oldukça üzüntü verici aşk durumlarının
Nasıl Arzu Film geniş aileyi, şenlikli mahalleyi geri getiremedi ise felaket filmleri de ağır ağır çökmekte olan çekirdek aileyi ve babanın sallanan tahtını ihya edemeyecektir.
Robocop (1987), Alex Murphy adlı polisin görev sırasında pusuya düşürülüp feci şekilde öldürülmesinden sonra yapay bir bedende yaşama döndürülüşünün öyküsüdür. Filmde, emniyet gücündeki her polisin OCP'ye ait olması ve onların bedenlerini istediği gibi kullanabilmesi, makineye dönüştürmesi, ürünleşen insanın görsel bir abartıyla sunumudur.
Post-apokaliptik filmleri (“kıyamet sonrası sineması”) kavramsal bir bütünlük içinde değerlendirmeden önce altını çizmemiz gereken ilk husus; kavramın, özü itibariyle inanca dair olduğudur.
Andrey Tarkovski; 54 yaşında hayatını kaybeden yönetmenden geriye; sinema tarihini değiştiren, dönüştüren, ufuk açıcı, kısa ama çok güçlü bir filmografi kaldı.
“Güvenlik mi, özgürlük mü” sorusu nispeten özgür olan veya kendini özgürlüğün batmayan güneşi filan zanneden ülkelerde tartışılan bir konu. Tabii sanat hayattan beslendiği için, bu tartışmanın sinemaya yansıması da kaçınılmaz.