Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Lucio Fulci'nin 1979-1981 arası çektiği "Mahşerin Dört Atlısı Gibi" diye tabir etmeyi pek sevdiğimiz "doğaüstü korku" filmlerinden biri House by The Cemetry.
Vinyan, neredeyse tamamı açık mekanlarda ve de cangılın derinliklerinde geçmesine rağmen, iç uyuşturacak kadar etkili bir klostrofobi korkusu yaratmayı başarıyor.
Forbidden Planet, Neil Armstrong Ay'a ayak basmadan 13, Yuri Gagarin uzaya çıkmadan 5 yıl önce çekilmiş, bugün neredeyse ''kült'' kelimesiyle özdeşleşmiş öncü bir uzay filmi.
Bu filmi internetin derinliklerinden bulup çıkaran Evrim Ersoy’a teşekkürlerle… Orhan Gencebay ve Cüneyt Arkın, hazine bulmaya gidiyoruz diyerek dolandırdıkları zengin turistlerin paralarını cebe attıktan sonra, İzmir’in sahil şeridinde arabalarında keyifle seyir halindedirler. Orhan Gencebay, Cüneyt Arkın’a: ”Heeeyt! Umut satıyoruz, hayal satıyoruz!” ”Artık
1992'nin en iyi drive-in filmi olarak nitelenen Even Hitler Had A Girlfriend, içerdiği bolca çıplaklık, kara mizah ve şaşkınlık yaratan ismi ile tam bir kült film.
Son derece kendine mahsus, garip ve sürreal bir korku sineması örneği olan Phantasm (1979), ”kült film” deyince akla ilk gelen düşük bütçeli filmlerden biri.
Prom Night klasikler arasında geçen bir film. Üzerindeki giallo havası ile de “katil kim / niye öldürüyor“ odaklı slasher’ların öncüsü olduğu söylenebilir.
Modern Avrupa art-house sinemasından, ‘Sovyetler-Birliği-sonrası-Doğu-Avrupa’ ve ‘uluslararası göç’ üzerine çok güçlü, cesur ve çok etkili bir film… 2007 Cannes Festivali’nde Altın Palmiye adayı olan film, iki farklı göç hikayesini anlatıyor. Annesini ve bebeğini geride bırakarak, para kazanmak için Ukrayna’dan Avusturya’ya giden genç
Yapımcılar T3'ün yaptığı gibi tekrar bir senaryo yerine bu dünyayı yeniden kurgulayarak sunmaya karar verdiler ve ortaya şimdilik son film olan Terminator Salvation çıktı.