Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Rus Sineması’nın son yıllardaki en önemli yönetmenlerinden Yuriy Bykov, üçüncü uzun metrajlı filmi Durak ile karanlık filmlerine bir yenisini daha ekliyor.
Oldukça düşük bir bütçe ile çekilen Zhit, yaklaşık 70 dakikalık ekonomik süresi boyunca karanlığa gömülmüş, çürümekte olan bir ülke/dünya tasvir ediyor.
“Kült filmler yazı dizisi”nde ilk durağımız, bir tür fetişist görsel şoklar müzesini andıran, sado-mazoşist öğelerle tıka basa dolu Singapore Sling (1990).
Başkanın koruma ekibinin liderliği yapan Mike Banning isimli gizli servis ajanı, işinde olduğu kadar başkanın ailesiyle olan ilişkilerinde de başarılıdır.
German Angst, bir yandan Almanya’nın geçmişiyle hesaplaşırken, öte yandan da geleceği hakkında uyarılarda, temennilerde ve belki de taleplerde bulunuyor.
Martin Scorsese tarafından kurulan World Cinema Foundation (Dünya Sinema Vakfı) tarafından 2007 yılında onarılarak dünya “kültürel mirasına” hediye edilmiştir.
Pınar Sinan’ın ilk uzun metrajlı filmi Ceset sinemamızda pek görmediğimiz bir konuyu işliyor ve sırf bu anlamda bile merak uyandırdığını itiraf etmek gerek.
Lütfi Akad’ın “göç üçlemesi” adını verdiği ve birer yıl arayla çektiği filmlerin ilki Gelin, Türk sinemasının en iyileri arasındaki yerini her zaman koruyacak muhteşem bir filmdir.
Katarsis duygusundan yoksun bırakılmış bir film Naciye, hikayesi kurbanla değil katille özdeşleşmeyi tercih ediyor ki bu da izleyende film bittikten sonra bile devam eden bir şoka yol açıyor.
15. !f İstanbul kapsamında gösterilecek olan Kedi, ilginç bir belgesel ve zamanlaması da güzel… Tıpkı Kötü Kedi Şerafettin animasyonunda olduğu gibi "İstanbullu" olmanın altını çiziyor.
Zor Saatler, pelerinsiz bir süper kahraman öyküsü olarak karşımıza çıkıyor. Sıradan insanlar, söz konusu insan yaşamı olduğunda kendi canlarını hiçe sayarak her şeylerini ortaya koyuyorlar.