Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Ülkemizde ‘’Kahraman Şerif’’ adıyla bilinen High Noon, güçlü kadrosuna ve aldığı ödüllere karşın sinema yazarı Andre Bazin tarafından "keşfedilinceye" kadar unutulmuş bir filmdir.
Christine’in parçalandığı doruk sahnesinden sonra filmin gidişatı tamamen bir tür şiddet içeren intikam filmine dönüşür. Ancak burası da biraz muallâktadır sanki...
Wing Chun tekniğinin nefes kesen sahnelerini ve Donnie Yen’in usta oyunculuğunu özleyenler için Ip Man 3, biçilmiş kaftan. Fakat beklentiyi düşük tutmakta fayda var.
Mulholland Dr. bir başyapıttır, modern Batı’nın dünyaya dayattığı hastalıklı kapitalist düşüncenin girdabında sıkışıp kalan insanların çıkmazlarının anlatıldığı bir peri masalı tragedyasıdır.
H.P. Lovecraft’ın “The Dreams in the Witch House” isimli kısa hikâyesinden esinlenerek yazılmış Curse of the Crimson Altar, yönetmenliğini Vernon Sewell’ın üstlendiği, 1968 yılı mahsulü, İngiltere yapımı bir korku filmi.
En İyi Film ve Yönetmen dâhil olmak üzere toplamda altı dalda Oscar’a aday olan Spotlight, çokça işlenen bir dramı gündeme getiriyor: Katolik Kilisesi ve istismar suçları…
Özellikle 70’lerin gerilim kalıplarını ve oyunculara dayalı filmleri seviyorsanız The Little Girl Who Lives Down the Lane isimli bu küçük hazine size iyi gelecektir.
Erdem Tepegöz'ün ödüllü filmi Zerre, havada asılı toz taneleri kadar önemsiz sayılan hayatlara, ayakta kalma çabasına ve emeğin sömürüsüne ışık tutuyor.
IMDb'de 7,4'lük puana sahip olan ve en iyi belgesel Oscar'ına da aday olan Cartel Land, Tapınak Şövalyelerinden çok, Autodefensa ile ilgili bir belgesel...
Goke Body Snatcher from Hell, Japonya’nın şahsına münhasır garipliklerinden nasibini fazlasıyla alan, çılgın ama bir o kadar da yaratıcı, uçuk kaçık bir deneyim.
Rocky karakteri aynı oyuncuyla 40 yıldır seyirci karşısına çıkıyor. Onun dönüşümlerine şahit olduk. Creed ile, eh artık ama yeter demek bir yana karakterin daha da devleşmesine tanık oluyoruz.
Altın Palmiye'li Dheepan, iç savaştan kurtulmak için zoraki bir aile kurmaya mecbur kalan 3 Sri Lankalının hikâyesi ve bağımsız sinemanın baş belası olan “politik duyarlılık” eserlerinden biri.
The Lady of the Lake ve The Possessed isimleriyle tanınan 1965 tarihli La donna del lago sinema tarihinin gizli hazinelerinden, zengin okumalara açık sessiz başyapıtlarından biri.