Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
“İyi insan ve kötü insan. İnsanlar arasında başka fark yoktur.” My Name Is Khan, asperger sendromlu Müslüman bir Hintli’nin hayatını izlediğimiz 2.5 saat boyunca bize sürekli bu mesajı vurguluyor.
Görülen o ki bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi misali, Hollywood bu sonbahar gerçekten başarılı ve özgün bir bilim kurguyu biz sinemaseverlere bahşediyor: Looper.
Cannes Film Festivali’nden birkaç gün sonra izleyebilmemiz büyük şans elbette. Yurtdışındaki festivallerde beğeni toplayan, ödülleri kucaklayan filmlerin yankısı kulaklarımızda uzun süre çınlardı eskiden. Neyse ki Moonrise Kingdom için öyle olmadı! Bazı filmler vardır şak diye belli eder yönetmenini… Yönetmenin filmine yüklediği bazı
Dehşet Kapanı sinema tarihindeki neredeyse her korku öğesini adeta bir geçit törenindeymişler gibi seyirciye sunarak güzel de bir saygı duruşunda bulunuyor.
Fransız suç dünyasının bir numaralı imparatoru, en akla gelmeyecek suçların baş zanlısı, zevk için yasaları çiğneyen, her yerde adamları bulunan, polislerin korkulu rüyası Fantomas.