Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
70’ler fantastik b filmleri söz konusu olduğunda Maskeli Şeytan’ın adı çok sık zikredilmez fakat sinemamızda maskelileri –daha fazla- görmemize vesile olduğunun da altını çizmek gerekir.
Sessiz sinema döneminin en büyük ve en önemli şaheserlerinden biri The Lost World… 1925 yılında, daha çok Sherlock Holmes hikayeleriyle bildiğimiz ünlü yazar Arthur Conan Doyle’un romanından beyaz perdeye uyarlanmış; dile kolay Jurrasic Park’ın aynı adlı devam filminden 70 sene önce! Dinazorlar
Basılmayan kitabın sansürlenmesi tartışmaları henüz dinmemişken gündemimize gelen Edward Dmytryk imzalı Crossfire (1947), Hollywood’un 2. Dünya Savaşı sonrası yönelimlerine işaret etmesi bakımından büyük önem taşıyor.
Öyle bir film ki, üzerinde ne kadar düşünülse ve ne kadar yazılsa bitmez. Haneke, filmleri ve o garip sakallarıyla batı uygarlığının öcüsü gibi adeta..