Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Hızlı ve Öfkeli 8, her yaştan çocuklar için çekilmiş bir Bond macerası… Sıcak Küba’da mini etekli kızlar arasında başlayıp buz gibi arktik denizlerde hipodermiye çeyrek kala bitiyor. Büyük bütçe, büyük macera…
Story of Ricky, uyarlandığı mangaya sadakatine rağmen kusursuz olmaktan çok uzak. Filmin en önemli sıkıntısı oldukça düşük bir bütçeyle çekilmiş olması.
Enas Allos Kosmos, Yunanistan’ın güncel problemlerini realist bir biçimde ele alan, aynı zamanda arka fona yerleştirdiği duygusal atmosferi vesilesiyle de izlenmeye değer bir film.
The Great Wall hem önemsiz, hem önemli, hem de önemsizliğiyle önemli bir film. Önemsiz, çünkü bu kadar büyük isimden beklenmeyecek kadar pespaye bir iş!
Çok iyi veya kült derecesinde kötü bir işe rastlamadıkça gişe komedileri hakkında yazmamaya karar vermiştim. Murat Kepez’in yönettiği ve Eray Akyamaner ve Sıla Çetindağ ile senaryosunu yazdığı Kolonya Cumhuriyeti çok iyi diyebileceğim bir komedi filmi değil. Ama özlediğim komedi tarzından kırıntılar içeren
Operation Code Name: Long Live The Fatherland, Süpermen Dönüyor filmi ile kalplerimizi fetheden Kunt Tulgar’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve Aytekin Akkaya, Ümit Acar, Kaan Tulgar, Nuri Alço gibi Yeşilçam döneminin önemli simalarının başrolünde yer aldığı üst düzey bir trash film olarak seyircisini
Aşk kazanına düşmüş bir cadı: Elaine Parks. Hedefine kilitlenmiş, güçlü erkeğini bulacak ve kadınlığını en renkli haliyle yaşayacak. Ama bu iş o kadar kolay değil!
Koca Dünya’da bir sürü metafor ve Grimm Kardeşler’in Hansel ve Gretel’inden, Trier’in Antichrist’ine ya da Hamlet’in Ophelia’sına kadar bir dolu gönderme var.
Göl, sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız psikolojik-gerilim türünün özgün örneklerinden biri olarak karşımıza gelirken; stilize duruşu ve Hitchcock filmlerini andıran tavrıyla da farkını ortaya koymayı başarıyor.
The Discovery, ölüm ve ölüm sonrası hayata açtığı mantıksal pencereyle heyecanlandırmayı başarırken; ortalarına doğru düşüşe geçen hikâyesiyle de kendini can evinden vuran bir film.
Bu Dünyanın Dışında, naif, duygusal bir gençlik bilimkurgusu ama izleyen herkesi saracak bir yapım. Mars’ta yaşam fikrine biraz daha alan açılabilse iyi olurmuş çünkü en meraklı izlenen kısmı burası...
Okuduğum tüm kısa ve uzun eleştirilerde Life (Hayat) filmi Alien ve Gravity ile benzeştirilerek klişeden ibaret basit bir seyirlik olarak nitelendiriliyor. Bana kalırsa filmde çok daha fazlası var.
Kuyu filminin hikâyesi yamalı bohça gibi. Musallat ve Siccin serisinden oldukça etkilenilmiş ama yapılmışlar arasında en yakın iş hangisi derseniz, Helak: Kayıp Köy derim.